Haber Arama
Haber Yada Kategori Arayın...
Turgut Karaboyun
Medya alanındaki kariyerime 1996 yılında radyoculuk ile adım attım. Bu süreçte dergi, gazete, çevrimiçi haber platformları, televizyon programları, YouTube haberciliği ve etkinlik organizasyonları gibi çeşitli mecralarda görev aldım. 2007 yılından bu yana ise Pusula Swiss Genel Yayın Yönetmeni olarak, habercilikte doğruluk ve tarafsızlık ilkelerini merkeze alarak, bilgiye ulaşma ve bunu kamusal sorumluluk bilinciyle aktarma görevini sürdürmekteyim.
Mahkeme yürütmeye “dur” dedi
Trump’ın gümrük duvarları Yüksek Mahkeme’ye çarptı
ABD Yüksek Mahkemesi’nin son kararı, Donald Trump’ın yıllardır siyasetinin merkezine yerleştirdiği ekonomik silahı — gümrük vergilerini — ilk kez bu kadar net bir şekilde sınırladı.

Trump’ın öfkesi boşuna değil. Çünkü bu karar, yalnızca bir hukuki yenilgi değil; aynı zamanda onun yönetim tarzına, güç anlayışına ve ekonomi politikasına doğrudan bir fren niteliği taşıyor.

Trump, karar öncesinde davayı “tarihi” olarak nitelendirmişti. Belki de haklıydı. Ancak tarih bazen liderlerin istediği yönde yazılmıyor. Mahkeme, başkanın tek taraflı olarak küresel ölçekte gümrük vergileri koyamayacağını açıkça belirterek, yürütmenin sınırlarını hatırlattı. Üstelik bunu, çoğunluğu muhafazakâr yargıçlardan oluşan bir mahkeme yaptı. Bu da kararın siyasi değil, kurumsal bir refleks olduğunu gösteriyor.

Trump’ın gümrük politikası, yalnızca ekonomik bir araç değil; aynı zamanda bir güç gösterisiydi. Ticaret açığını kapatmak, yerli üretimi canlandırmak, hatta zaman zaman dış politikada baskı unsuru yaratmak için kullandığı bir kaldıraç. Ancak Yüksek Mahkeme, bu kaldıraçla artık istediği kadar yük kaldıramayacağını söylüyor. Başkanın “tek imzayla” dünya ekonomisine yön verme dönemi, en azından hukuki açıdan, daralmış durumda.

Trump’ın tepkisi bu yüzden sert. “Korkunç, gülünç, utanç verici” sözleri, yalnızca bir kararın eleştirisi değil; gücünün sınırlandırılmasına duyduğu öfkenin dışavurumu. Fakat ABD’nin siyasi mimarisi tam da bunun için var: Bir başkanın, kim olursa olsun, sınırsız yetki kullanmasını engellemek.

Bu kararın bir diğer önemli boyutu Kongre’nin yeniden sahneye çıkması. Anayasa gereği vergiler ve gümrük düzenlemeleri Kongre’nin yetki alanında. Yıllardır bu yetkiyi geri almaya çalışan parlamentonun eline şimdi güçlü bir hukuki dayanak geçmiş oldu. Üstelik Cumhuriyetçi Parti içinde bile Trump’ın gümrük politikalarına mesafeli isimler bulunuyor. Kanada’dan yapılan ithalata yönelik vergilere karşı çıkan son oylama bunun göstergesi.

Trump’ın elinde hâlâ bazı yasal yollar var. Trade Expansion Act veya Trade Act gibi yasalar, belirli koşullar altında gümrük vergilerine izin veriyor. Ancak bu yasalar, Trump’ın sevmediği bir şeyi zorunlu kılıyor: prosedür. Kongre’nin belirlediği süreçler, raporlar, gerekçeler… Kısacası, tek tuşla karar alma devri kapanıyor.

Bu karar, ABD’de “denge ve denetleme” mekanizmasının hâlâ çalıştığını gösteren güçlü bir işaret. Siyasetin giderek kişiselleştiği, kurumların zaman zaman gölgede kaldığı bir dönemde, Yüksek Mahkeme’nin yürütmeye “dur” demesi, Amerikan demokrasisinin reflekslerinin hâlâ canlı olduğunu kanıtlıyor.

Trump için bu karar bir yenilgi olabilir. Ama kurumlar açısından bakıldığında, bu karar bir hatırlatma: Hiçbir başkan, ne kadar güçlü olursa olsun, hukukun üzerinde değil.

Reklam Banner
Reklam Banner
Diğer Yazıları
2026
Pusula Swiss – Tüm hakları saklıdır.
Özel Haber
Etkinlik
Anasayfa
Yazarlar
Video