Uzmanlar, iklim değişikliği nedeniyle sıcak hava dalgalarının hem daha sık hem de daha şiddetli hale geldiğine dikkat çekiyor.
Bilim insanları, aşırı sıcakların insan vücudu üzerindeki etkilerine karşı vatandaşları dikkatli olmaya çağırıyor.
İnsan vücudunun ideal çalışma sıcaklığı yaklaşık 36,5 derece. Hava sıcaklığı yükseldiğinde beyin, vücudu serinletmek için çeşitli mekanizmaları devreye sokuyor.
Bu süreçte deri altındaki damarlar genişliyor ve normalden çok daha fazla kan cilt yüzeyine yönlendiriliyor. Aynı zamanda yaklaşık üç milyon ter bezi çalışarak ter üretmeye başlıyor. Terin buharlaşmasıyla cilt ve dolaşımdaki kan serinliyor. Böylece organlar da korunmuş oluyor.
Ancak bu sistemin çalışabilmesi için kalbin daha hızlı ve daha güçlü pompalaması gerekiyor. Vücudun doğal soğutma mekanizması yetersiz kaldığında ise iç sıcaklık 40 derecenin üzerine çıkabiliyor ve hayati tehlike oluşturan sıcak çarpması riski ortaya çıkıyor.
Uzmanlara göre sıcak hava özellikle şu gruplar için büyük risk taşıyor:
Çocuklar susuzluk hissini her zaman doğru algılayamadıkları için daha hızlı sıvı kaybına uğrayabiliyor. Yaşlı bireylerde ise ter bezlerinin sayısı azalıyor ve cildin kan dolaşımı zayıflıyor. Bu durum vücudun kendini serinletmesini zorlaştırıyor.
Hamile kadınlarda ise aşırı sıcakların rahim dolaşımını etkileyebileceği ve gebelik sürecini olumsuz yönde etkileyebileceği belirtiliyor.
Uzmanlar, her yıl sıcak hava dalgaları sırasında ölüm oranlarında belirgin artış yaşandığını vurguluyor.
Sıcak çarpması doğrudan ölüme yol açabilse de, sıcaklığa bağlı ölümlerin büyük bölümü kalp-damar ve solunum yolu hastalıkları nedeniyle meydana geliyor.
Ayrıca sıcak hava;
Araştırmalar, aşırı sıcakların yalnızca fiziksel değil zihinsel ve psikolojik etkiler de oluşturduğunu gösteriyor.
Sıcak havalarda:
Uzmanlar, özellikle psikolojik sorunlarla mücadele eden kişilerin sıcak hava dönemlerinde daha dikkatli olması gerektiğini belirtiyor.
Sağlık uzmanları sıcak günlerde şu tavsiyelerde bulunuyor:
Uzmanlar ayrıca kendi başına serin ortamlara ulaşamayan yaşlılar, kronik hastalar ve bakıma ihtiyaç duyan kişilere destek olunmasının hayati önem taşıdığını vurguluyor.