
Hanau’daki saldırı noktasında açıklama yapan Gürbüz, belediyenin bu yıl konuşmaların yer almadığı “sessiz anma” düzenlemesini doğru bulmadığını söyledi. Böyle bir törenin, saldırıdan haberdar olmayan kesimlere gerçeği anlatmakta yetersiz kalacağını dile getirdi.
Gürbüz, genç yaşta hayatını kaybeden 9 kişiyi hatırlatarak, “Hanau Belediyesi 19 Şubat’ı hafızalardan silmek istiyor. Konunun kapanmasını arzuluyor. Ancak ben Sedat’ın annesi olarak buna asla izin vermeyeceğim. Herkes sussa da ben susmayacağım, sesimi dünyaya duyuracağım” dedi.
Alman devletinin olayın tüm yönleriyle ortaya çıkarılması konusunda yeterli çabayı göstermediğini savunan Gürbüz, altı yıldır aileler olarak adalet mücadelesi verdiklerini vurguladı. “Adalet sağlanmadı. Devlet de belediye de sorumluluğunu yerine getirmiyor” ifadelerini kullandı.
Oğlunun bugün hayatta olması halinde bir yuva kurmuş olabileceğini dile getiren Gürbüz, yaşadığı kaybın tarifsiz olduğunu söyledi.
Irkçılığın sona ermesi gerektiğini belirten Gürbüz, devlet kurumlarının bu konuda daha kararlı adımlar atması gerektiğini dile getirerek, “Kimse bu şekilde evladını kaybetmesin. Nefret ve ırkçılık artık bitsin. Biz bu ülkeye ne yaptık? Çocuklarımız burada doğdu, büyüdü, eğitim aldı ve hiçbir suç işlemedi” şeklinde konuştu.
“Adalet talebimiz bitmedi”
Saldırıda 37 yaşında hayatını kaybeden Gökhan’ın ağabeyi Çetin Gültekin de altı yıl geçmesine rağmen acılarının dinmediğini söyledi. Gültekin, saldırının ardından ortaya çıkan ihmallerin kamuoyuna yansımasına rağmen gerçek anlamda bir hesaplaşma yaşanmadığını ifade etti.
Yapılan incelemelerde polis acil çağrı hattının çalışmadığının, saldırının gerçekleştiği mekânın acil çıkış kapısının kilitli olduğunun ve güvenlik güçleri içinde aşırı sağ bağlantıları bulunan kişilerin olduğunun gündeme geldiğini hatırlatan Gültekin, buna rağmen sürecin kapatıldığını ve adaletin tesis edilmediğini savundu.
Anma programlarının giderek sessizleştirilmesini ve katılımın azalmasını eleştiren Gültekin, mücadelesini yalnızca kendi kardeşi için değil, gelecekte benzer acıların yaşanmaması için sürdürdüğünü söyledi. Toplumu ve özellikle ilgili kesimleri daha duyarlı olmaya çağırdı.
Gültekin ayrıca saldırganın babasının hâlâ şehirde yaşamaya devam ettiğini ve aileleri psikolojik olarak rahatsız ettiğini öne sürdü. Ailelerin, bu kişinin bölgeden uzaklaştırılması yönündeki taleplerinin altı yıldır karşılık bulmadığını belirtti. Saldırganın babasının ehliyetinin de geri alınmadığını ifade eden Gültekin, olası risklere dikkat çekti.
Hanau’daki ırkçı saldırı
19 Şubat 2020’de Hanau şehir merkezindeki iki kafeye düzenlenen silahlı saldırıda aralarında dört Türk’ün de bulunduğu dokuz kişi yaşamını yitirmişti. Saldırıyı gerçekleştiren 43 yaşındaki Tobias Rathjen ile 72 yaşındaki annesi, olay sonrası evlerinde ölü bulunmuştu.
Saldırganın avcılık ruhsatına sahip olduğu ve geride bir mektup ile video bıraktığı açıklanmıştı. Dönemin Almanya Başbakanı Angela Merkel, saldırı sonrası yaptığı değerlendirmede ırkçılığın ve nefretin toplum için bir zehir olduğunu vurgulamıştı.
Federal Savcılık ise Aralık 2021’de yaptığı açıklamada, soruşturma kapsamında başka kişilerin saldırıya iştirak ettiğine dair yeterli kanıt bulunamadığını belirterek dosyada takipsizlik kararı verildiğini duyurmuştu.




