
Stada Sağlık Raporu 2026’ya göre, kendi kendine tedavi yöntemlerine başvuranların yüzde 28’i, küçük sağlık sorunlarında bir sağlık uzmanına gitmek yerine durumu kendi başına çözmeyi tercih ediyor. Avrupa genelinde bu oran yüzde 19’da kalıyor.
Çoğu kişi hangi yöntemin işe yaradığını biliyor
Araştırmaya göre insanların kendi kendine tedaviyi tercih etmesinin temel nedeni doktor randevularındaki bekleme süreleri değil.
Bu yönteme başvuranların yüzde 62’si, daha önceki deneyimlerinden hangi tedavinin kendilerine iyi geldiğini bildiğini belirtiyor. Yüzde 32’si evde uygulanan geleneksel yöntemleri ilaçlara veya besin desteklerine tercih ediyor. Uzun bekleme süreleri nedeniyle kendi çözümünü arayanların oranı ise yüzde 31.
Araştırmada en dikkat çekici sonuçlardan biri, İsviçre’de kişisel sorumluluk anlayışının Avrupa ortalamasından daha güçlü olması. Küçük sağlık sorunlarını kendi başına çözmeyi tercih edenlerin oranı İsviçre’de yüzde 28 iken, Avrupa genelinde yüzde 19 seviyesinde.
Sağlık sistemine güven yüksek
İsviçre’de sağlık sisteminden duyulan memnuniyet de Avrupa ortalamasının oldukça üzerinde.
Araştırmaya katılanların yüzde 77’si ülkedeki sağlık sisteminden memnun olduğunu belirtti. Avrupa genelinde bu oran yüzde 56. Bu sonuçla İsviçre, sağlık sisteminden memnuniyet konusunda Avrupa’nın ilk üç ülkesi arasında yer aldı.
Buna rağmen memnuniyet oranında geçen yıla göre düşüş yaşandı.
Bölgesel farklılıklar da dikkat çekiyor. Almanca konuşulan bölgelerde halkın yüzde 81’i sağlık sisteminden memnunken, Fransızca konuşulan bölgelerde bu oran yüzde 67’ye düşüyor.
En büyük endişe sağlık masrafları değil
Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri de halkın sağlık alanındaki en büyük endişesi oldu.
İsviçre’de yaşayanların yüzde 58’i ruh sağlığını ülkenin en önemli sağlık sorunu olarak görüyor. Bu oran Avrupa ortalamasındaki yüzde 53’ün üzerinde.
Ruh sağlığını, yüzde 46 ile sağlık sektöründeki çalışan eksikliği ve uzun bekleme süreleri izliyor. Sağlık hizmetlerinin giderek pahalılaşması ise yüzde 41 ile üçüncü sırada yer alıyor.
Bu sonuçlara göre İsviçre’de halkı en fazla endişelendiren konu sağlık sigortası primleri veya tedavi masrafları değil, ruh sağlığındaki kötüleşme.
Ruhsal durumunu iyi bulanların oranı düşüyor
Araştırmaya katılanların yüzde 71’i ruhsal durumunu iyi olarak değerlendiriyor. Ancak bu oran bir yıl önce yüzde 74 seviyesindeydi.
Bu düşüş, ruh sağlığı konusundaki endişelerin giderek arttığını gösteriyor. Ayrıca katılımcıların yüzde 16’sı ruh sağlığı alanında sunulan desteği kötü veya çok kötü olarak değerlendiriyor.
Bu oran, araştırmada incelenen tüm sağlık hizmetleri arasında en olumsuz sonuç olarak öne çıkıyor.
Koruyucu sağlık kontrolleri ihmal ediliyor
İsviçre’nin sağlık sistemine duyduğu yüksek güvene rağmen, düzenli sağlık kontrollerine katılım Avrupa ortalamasının altında kalıyor.
Halkın yalnızca yüzde 61’i düzenli sağlık kontrollerine gittiğini belirtiyor. Avrupa ortalaması yüzde 67 seviyesinde.
Bu oran Almanya’da yüzde 76, Fransa’da yüzde 75, Avusturya ve İtalya’da ise yüzde 72.
Yapay zekâ sağlık alanında toplumu ikiye böldü
Sağlık alanında yapay zekâ kullanımına yönelik görüşler ise neredeyse eşit şekilde ikiye ayrılmış durumda.
Halkın yüzde 51’i yapay zekâ destekli sağlık danışmanlığına açık olduğunu belirtirken, yüzde 48’i buna karşı çıkıyor.
Buna rağmen katılımcıların yüzde 48’i sağlıkla ilgili konularda yapay zekâyı daha önce kullandığını söylüyor.
Araştırmaya göre sağlık sistemi güçlü ve güvenilir olan ülkelerde insanlar, sağlık hizmetlerinin teknoloji tarafından verilmesine karşı daha temkinli yaklaşıyor.












