
HUG Genel Direktörü Robert Mardini, RTS’ye yaptığı açıklamada çalışanların yaşadıklarının “gerçek ve acı verici” olduğunu belirterek hastane adına derin üzüntü duyduğunu ifade etti. Mardini, ırkçı veya ayrımcı davranışların hiçbir koşulda kabul edilemeyeceğini vurguladı.
Anket sonuçlarına göre ırkçı davranışların failleri farklı gruplara yayılıyor. Vakaların üçte birinde hastalar, üçte birinde meslektaşlar, beşte birinde ise yöneticiler sorumlu tutuluyor. Fiziksel şiddet nadiren bildirilirken, çalışanlar daha çok küçümseyici ifadeler, önyargılar ve ayrımcı tutumlarla karşılaştıklarını aktardı. En sık hedef alınan özellikler arasında ten rengi, etnik köken ve milliyet öne çıkıyor.
Çalışanların yüzde 40’ından fazlası iş yerinde ırkçılığa tanık olduğunu belirtti. Ayrıca katılımcıların beşte birinden biraz fazlası, hastaların da ırkçılığa maruz kaldığını gözlemlediğini söyledi. Hastane yönetimi, bu durumun bakım kalitesini olumsuz etkilediğini kabul ediyor.
İlk şikâyetlerin ardından HUG geçen yıl iki suç duyurusunda bulundu. İki kişi hakkında disiplin işlemi uygulandı ancak kanıtlar işten çıkarma için yeterli görülmedi. Bunun yanında 680 çalışan için eğitim atölyeleri düzenlendi, farkındalık kampanyaları başlatıldı ve personel için danışmanlık hizmetleri sunuldu. Hastane ayrıca şikâyet mekanizmalarını güçlendirdi.
Mardini, 13.000 çalışanı olan bir kurumda ırkçılığı tamamen ortadan kaldırmanın gerçekçi olmadığını, ancak kurum içinde ırkçılığı önlemenin mümkün ve gerekli olduğunu söyledi. Bu doğrultuda hastane, 2026 yılı boyunca her bölümde özel irtibat kişileri görevlendirmeyi planlıyor. Ayrımcı ifadeler ve davranışlar hem idari hem de cezai yollarla takip edilecek.
Cenevre Üniversite Hastanesi, yaşananların toplumsal bir sorunun kuruma yansıması olduğunu kabul ederken, kendi bünyesinde daha güvenli ve kapsayıcı bir çalışma ortamı oluşturmak için önlemleri artırmayı sürdüreceğini belirtiyor.




