Bu, bir önceki yıla göre yaklaşık %6’lık bir artış anlamına geliyor. Ancak asıl tartışma yaratan nokta, hangi grupların en sık şüpheli olarak kaydedildiği.
Yeni istatistiklere göre, yabancı kadınların aile içi şiddet nedeniyle suçlanma oranı, İsviçreli erkeklerin oranından daha yüksek. Genel tablo ise şöyle:
Bu rakamlar, 10.000 kişi başına düşen şüpheli sayısını gösteriyor.
Verilerin açıklanması, Aralık ayında bütçe görüşmeleri sırasında başlayan tartışmayı yeniden alevlendirdi. O dönemde aile içi şiddetle mücadele için ayrılan fonların artırılması gündeme gelmiş, SP’li Ulusal Konsey üyesi Tamara Funiciello yoğun bir kampanya ile ek kaynakların onaylanmasını sağlamıştı.
SVP ise tartışmayı farklı bir noktaya çekiyor. Ulusal Konsey üyesi Pascal Schmid, yeni rakamların “aile içi şiddetin esasen bir göç sorunu olduğunu gösterdiğini” savunuyor. Schmid, “Bu durum, sorunun sadece erkeklere indirgenemeyeceğini, özellikle de göçmen kökenli kişilerde çok daha yüksek olduğunu kanıtlıyor” diyor. Ayrıca, “kadın-erkek eşitliğini tanımayan kültürlerden gelen göçün sınırlandırılması gerektiğini” öne sürüyor.
SVP, aile içi şiddetle ilgili tüm resen kovuşturulan suçların zorunlu sınır dışı ile sonuçlanmasını talep eden bir girişim de sundu.
SP’li Funiciello ise SVP’nin yaklaşımını sert bir şekilde eleştiriyor. Ona göre aile içi şiddet, yalnızca göçle açıklanamayacak kadar karmaşık bir olgu: “SVP yine sorumluluğu tek bir gruba yüklüyor. Oysa şiddet; çocukluk travmaları, ekonomik zorluklar, düşük gelir, sıkışık yaşam koşulları gibi birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkıyor.”
Funiciello, özellikle düşük gelirli ve dar yaşam alanlarına sahip kişilerin – ki bu grupta yabancıların oranı daha yüksek – daha fazla risk altında olduğunu belirtiyor. “Şiddet çok boyutlu bir sorun. Kaynağı ne olursa olsun, her düzeyde mücadele edilmesi gerekiyor” diyor.
Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni olabilir:
Ancak rakamlar, özellikle yabancı erkeklerin ve yabancı kadınların yüksek temsilinin, politik tartışmaları daha da sertleştirdiğini gösteriyor.
İstatistikler açık: Aile içi şiddet vakalarında hem erkekler hem de yabancılar daha yüksek oranlarda şüpheli olarak kaydediliyor. Ancak bu verilerin nasıl yorumlanacağı, İsviçre siyasetinde derin bir ayrışmaya yol açmış durumda.
Bir yanda “göç politikası sıkılaştırılmalı” diyenler, diğer yanda “sorun çok boyutlu, çözüm de çok boyutlu olmalı” diyenler var. Tartışmanın önümüzdeki aylarda da devam etmesi bekleniyor.