Haber Arama
Haber Yada Kategori Arayın...
Nur Hayat Yıldız
10 yılı aşkın süredir bireysel seanslar ve atölyeler aracılığıyla; mindfulness, nefes terapisi ve bütünsel dönüşüm alanlarında bireylere rehberlik ediyorum. Amacım, modern yaşamın karmaşasında özle buluşmayı, içsel dengeyi yeniden kurmayı ve bireyin kendi en iyi versiyonuna ulaşmasını desteklemek. Çalışmalarımda bilimsel temelli tekniklerle spiritüel farkındalığı buluşturarak, katılımcılara hem zihinsel hem de duygusal düzeyde derinleşebilecekleri alanlar sunuyorum. Her yolculuk bir keşif, her dokunuş bir dönüşüm.
Gittiğim her yerde kendime rastlıyorum…
Seyahat benim için hiçbir zaman sadece bir yer değiştirme eylemi olmadı. Bir ülkeden diğerine geçmek, bir şehirden başka bir şehre gitmek, bir otele yerleşmek…

Bunların hiçbiri tek başına “yolculuk” demek değil benim dünyamda. Asıl yolculuk, evin kapısını kapattığım anda başlıyor. Hatta daha da önce; gitmeye karar verdiğim o ilk anda.

Bir yere gitmeye niyet ettiğimde içimde kıpırdayan duyguya bakıyorum önce. Kaçıyor muyum? Arıyor muyum? Dinlenmek mi istiyorum, yoksa yüzleşmek mi? Çoğu zaman fark ediyorum ki, seçtiğim destinasyon aslında o dönemki içsel ihtiyacımın bir yansıması. Kalabalık bir şehre gidiyorsam belki içimde bastırdığım bir hareket arzusu var. Issız bir doğa köşesine yöneliyorsam belki de sesimi duymaya ihtiyacım.

Yıllardır bir nefes eğitmeni ve mindfulness rehberi olarak insanlara şunu söylüyorum: Nereye giderseniz gidin, kendinizi yanınızda götürürsünüz. Bavula koymadıklarımız bile bizimle gelir. Korkularımız, alışkanlıklarımız, sabırsızlığımız, kontrol ihtiyacımız… Hatta en çok da gölgemiz.

Başka bir ülkede kaybolduğum bir sokakta, aslında kendi kontrol takıntımla karşılaştığımı hatırlıyorum. Dilini bilmediğim bir yerde sipariş verirken yükselen kaygımın, “bilmemekle” kurduğum ilişkiyi gösterdiğini fark ettiğim anları… Uzun bir tren yolculuğunda camdan dışarı bakarken gelen o tarifsiz huzurun, içimde zaten var olan dinginliğin kanıtı olduğunu…

Her seyahat bana bir aynamı uzattı şimdiye kadar. Bazen zaaflarımı gördüm o aynada. Bazen güçlü yanlarımı. Bazen karanlık tarafımı, bazen de çocukça bir neşeyi. Yeni bir kültürle temas ettiğimde, aslında kendi önyargılarımla temas ettiğimi anladım. Farklı bir yemeği denerken, “açık” olma kapasitemi test ettim. Beklenmedik bir aksilikte, nefesime ne kadar sadık kalabildiğimi gördüm.

Seyahat benim için bir konfor alanı egzersizi. Alıştığım yatağın, bildiğim kahvenin, tanıdık sokakların dışına çıktığımda; kimliğimin ne kadarının gerçekten bana ait olduğunu, ne kadarının alışkanlıklardan ibaret olduğunu daha net görüyorum.

Ve şunu fark ettim: İnsan bir yere sadece “dinlenmeye” gittiğinde bile, eğer farkındalıkla bakarsa, aslında derin bir iç çalışmanın ortasında bulabilir kendini. Uçağın rötar yapması sabır pratiğine dönüşebilir. Bavulun kaybolması kontrolü bırakma dersine. Yabancı bir şehirde tek başına yürümek, kendi iç sesinle temas etmenin en yalın haline…

Son yıllarda iş hayatımda da bu bakış açısı daha görünür olmaya başladı. Benimle çalışmak isteyen danışanlarımın bir kısmı artık yalnızca seanslarımda değil, yolculuklarda da yanımda olmak istiyor. Çünkü birlikte şunu keşfediyoruz: Seyahat bir “kaçış” değil; bilinçli yaşandığında güçlü bir dönüşüm alanı.

Bir yere gittiğinizde sadece manzaraya bakmakla kalmayıp, içinizde yükselen duygulara da bakarsanız; sadece fotoğraf çekmekle kalmayıp, nefesinizi de fark ederseniz; sadece programı takip etmekle kalmayıp, bedeninizin verdiği sinyalleri de duyarsanız… İşte o zaman yolculuk sizi değiştirir.

Ben artık seyahat planı yapan herkese şunu öneriyorum: Gideceğiniz yeri araştırdığınız kadar, gitme nedeninizi de araştırın. Bavul hazırlarken kendinize şu soruyu sorun: “Bu yolculukta hangi yanımla karşılaşmaya hazırım?”

Çünkü asıl mesele Paris’i görmek, Bali’de dinlenmek ya da Kapadokya’da gün doğumunu izlemek değil. Asıl mesele, o anlarda içinizde neyin doğduğunu fark edebilmek.

Yolculuk dışarıya doğru atılan bir adım gibi görünür. Oysa her adım, içeriye doğru da atılır. Ve bazen en uzak mesafeler, insanı kendine en çok yaklaştıranlardır.

Ben gittiğim her yerde kendime rastlıyorum.
Belki siz de bir sonraki seyahatinizde, valizinizden önce kalbinizi açarsınız.

Sevgiyle kalın…

Reklam Banner
Reklam Banner
Diğer Yazıları
2026
Pusula Swiss – Tüm hakları saklıdır.
Özel Haber
Etkinlik
Anasayfa
Yazarlar
Video