Haber Arama
Haber Yada Kategori Arayın...
Nur Hayat Yıldız
10 yılı aşkın süredir bireysel seanslar ve atölyeler aracılığıyla; mindfulness, nefes terapisi ve bütünsel dönüşüm alanlarında bireylere rehberlik ediyorum. Amacım, modern yaşamın karmaşasında özle buluşmayı, içsel dengeyi yeniden kurmayı ve bireyin kendi en iyi versiyonuna ulaşmasını desteklemek. Çalışmalarımda bilimsel temelli tekniklerle spiritüel farkındalığı buluşturarak, katılımcılara hem zihinsel hem de duygusal düzeyde derinleşebilecekleri alanlar sunuyorum. Her yolculuk bir keşif, her dokunuş bir dönüşüm.
“Aradığın Şey Sensin”
Şems-i Tebrizi’nin yüzyılları aşıp bugün hala kalbimize dokunan o cümlesi vardır: “Aradığın şey sensin; sen onu dışarıda ararsın.” Bu söz, kulağa ilk çarptığında basit bir bilgelik gibi gelir. Ama insan biraz durup gerçekten dinlediğinde, rahatsız edici bir aynaya dönüşür.

Çünkü bu cümle, bizi suçlamaz ama sorumluluğu da kimseye bırakmaz. “Eksik olan dışarıda değil,” der. “Boşluk sandığın yer, içinin sesi.”

Modern insanın en temel alışkanlığı aramaktır. Daha iyi bir iş, daha doğru bir ilişki, daha huzurlu bir şehir, daha anlayışlı insanlar… Sürekli bir “orada bir yerlerde” duygusu. Mutluluğun, huzurun, tamamlanmışlığın adresi hep bir sonraki durak gibidir. Ve biz, o durağa varınca nihayet rahatlayacağımıza inanırız.

Ama Şems tam burada durdurur bizi.
“Yanlış kapıyı çalıyorsun,” der sanki.
“Aradığın şey bir mekan değil, bir hal. Bir insan değil, bir temas. Bir başarı değil, bir uyanış.”

İnsanın kendisiyle kuramadığı ilişkiyi başkalarından beklemesi kadar yorucu bir şey yoktur. Kendini dinlemeyen biri, anlaşılmadığını düşünür. Kendini sevmeyen biri, sevilmediğini sanır. Kendisiyle temas kuramayan biri, hayatın ona dokunmadığından şikâyet eder. Oysa sorun dokunulmamak değil; hissedememektir.

Şems’in sözü tam da bu yüzden rahatsız eder. Çünkü bizi dış dünyanın gürültüsünden alıp içimizdeki sessizliğe bırakır. Orada kaçtığımız sorular vardır. Ertelediğimiz duygular. “Sonra bakarım” dediğimiz yaralar. Ve belki de en zoru: Kim olduğumuzu gerçekten bilmeden kim olmak istediğimizi tartışıyor olmamız.

Aradığımız şey bazen huzur deriz, ama huzur kontrolü bırakmadan gelmez.
Bazen sevgi deriz, ama savunmalarımızı indirmeden sevgiye alan açılmaz.
Bazen anlam deriz, ama kendi iç sesimizi sustururken hayatın anlamını duyamayız.

Şems, bize bir kestirme yol sunmaz. Aksine en uzun, en zor yolu işaret eder: Kendine doğru yürümeyi. Çünkü insanın kendisiyle yüzleşmesi, dünyayı dolaşmasından daha cesaret ister. Dışarıda kaybolmak kolaydır; içeride kalmak zordur.

Belki de bu yüzden bu söz hala yaşıyor. Çünkü her çağın insanı aynı yanılgıya düşüyor: Işığı dışarıda aramak. Oysa ışık, bakmayı öğrendiğimiz anda zaten yanıyordur.

Ve belki bugün, aradığımız onca şeyin arasında kendimize bir an durup şunu sormamız yeterlidir: “Ben kendimle gerçekten karşılaştım mı?”

Eğer cevap sessizlikse, işte Şems’in dediği yer tam da orasıdır.

Sevgiyle Kal

Reklam Banner
Reklam Banner
Diğer Yazıları
2026
Pusula Swiss – Tüm hakları saklıdır.
Özel Haber
Etkinlik
Anasayfa
Yazarlar
Video