
İklim değişikliği, artık geleceğe dair bir tartışma olmaktan çıkmış durumda. Sıcaklık artışları, kuraklık, sel ve aşırı hava olayları birçok coğrafyada günlük hayatın parçası haline gelmiş durumda. Tarım, su kaynakları ve altyapı sistemleri bu değişimden doğrudan etkileniyor. Enerji üretimi, karbon salımı, fosil yakıt kullanımı ve yenilenebilir kaynaklara geçiş, ülkelerin gündeminde sürekli yer tutan başlıklar olarak öne çıkıyor. İklimle birlikte göç, gıda güvenliği ve şehirlerin dayanıklılığı daha sık konuşuluyor.
Siyasi alanda ise dünya, çok kutuplu yapının daha net hissedildiği bir dönemden geçiyor. ABD, Çin, Rusya ve Avrupa Birliği arasındaki ilişkiler; ticaret, savunma, enerji ve teknoloji başlıkları etrafında şekilleniyor. Küresel diplomaside iş birliği kadar gerilim de aynı anda varlığını sürdürüyor.
ABD ile Venezuela arasındaki ilişki, 2026’da yeniden dikkat çeken dosyalardan biri olarak masada duruyor. Washington’un yaptırımları, enerji politikaları ve diplomatik tutumu, Latin Amerika dengeleriyle birlikte ele alınıyor. Petrol arzı, bölgesel istikrar ve büyük güçlerin kıtaya bakışı bu başlığın temel unsurlarını oluşturuyor.
Dünyanın kuzeyine bakıldığında, Grönland meselesi giderek daha sık anılan bir konu haline geliyor. Eriyen buzullar, açılan yeni deniz yolları ve yer altı kaynakları, bölgeyi jeopolitik rekabetin yeni alanlarından biri haline getiriyor. ABD’nin ilgisi, Danimarka’nın egemenlik vurgusu ve Avrupa’nın güvenlik kaygıları bu başlık etrafında kesişiyor.
Doğu Avrupa’da Rusya ile Ukrayna arasında süren savaş ise 2026’ya rağmen hâlâ çözülmüş değil. Çatışma, yalnızca iki ülkeyi değil; Avrupa güvenliğini, NATO’nun politikalarını, savunma harcamalarını ve enerji piyasalarını etkilemeye devam ediyor. Savaşın insani ve ekonomik sonuçları bölge sınırlarını çoktan aşmış durumda.
Orta Doğu’da İsrail ve Filistin arasındaki çatışma, uluslararası gündemin en eski ve en karmaşık başlıklarından biri olmayı sürdürüyor. Gazze ve Batı Şeria’daki gelişmeler, ateşkes arayışları, insani durum ve diplomatik girişimler dünya kamuoyunun dikkatini çekmeye devam ediyor. Bölgesel aktörler ve küresel güçlerin tutumları bu dosyanın seyrini belirliyor.
Ekonomik tabloya bakıldığında, 2026 belirsizliklerin eşlik ettiği bir yıl olarak şekilleniyor. Enflasyon, faiz politikaları, borç yükü ve büyüme oranları birçok ülkenin ortak gündemi. Dijitalleşme, yapay zeka ve otomasyon üretim süreçlerini dönüştürürken, iş gücü yapısı da bu değişime ayak uydurmaya çalışıyor.
Toplumsal alanda ise nüfusun yaşlanması, göç hareketleri, kentleşme ve dijital yaşam biçimleri günlük hayatı şekillendiriyor. Eğitimden istihdama, sosyal politikalardan çalışma modellerine kadar pek çok alan bu dönüşümden etkileniyor.
2026 dünyası, büyük kopuşlardan çok sürekliliklerle tanımlanıyor. İklimden savaşa, ekonomiden siyasete uzanan bu başlıklar, küresel gündemin değişmeyen parçaları olarak varlığını koruyor.








