Güncel

Viral yük nedir, koronavirüsün yayılmasında nasıl bir rol oynar?

Viral yük koronavirüs salgınının başlangıcından bu yana en fazla konuşulan konulardan biri olmuş durumda. Peki bu iki kelime tam olarak ne anlama geliyor? Viral yükün fazlalığı hastalığın bulaşma riskini artıran bir durum mu? Ya da viral yükün çokluğu kişinin hastalığı daha ağır şekilde geçireceği anlamına mı geliyor?

Bu soruların yanıtlarını London King’s College’da Bulaşıcı Hastalıklar Bölümü’nde Profesör Dr. Stuart Neil’a sorduk.
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre koronavirüs, hastalığa yakalanmış bir kişinin burnu ya da ağzından çıkan sıvı partiküllerin (tükürüklerin), öksürme, aksırma, konuşma, hızlı şekilde nefes alıp verme veya şarkı söyleme vasıtasıyla saçılması sonucu bulaşabiliyor. Konu hakkındaki son tıbbi çalışmalar virüsün birbirlerine yakın duran kişilerde tükürük damlacıkları vasıtasıyla bulaştığını işaret ediyor.

“Bu bir sayı oyunu” diyen Neil, “Eğer yüz bin yerine bir milyon damlacığı içinize çektiyseniz hastalığın size bulaşması on kat daha yükselir” diyor ve ekliyor: “Hastalık ne kadar fazla hücreye yayılırsa, virüs o kadar fazla zarar verir, daha fazla ateşiniz çıkar, kendinizi daha fazla hasta hissedersiniz”.

Bununla birlikte profesör, viral yükle hastalığın bulaşma hızı konusunda doğrudan bir ilişki kurulamayacağı konusunda uyarıyor. Zira her partikülün aynı seviyede virüs bulaştırma kapasitesine sahip olmaması nedeniyle hesap biraz daha karmaşık bir hal alıyor.

Örneğin, virüsün size bir eşyaya dokunup ardından elinizi yüzünüze sürmeniz nedeniyle bulaşma riski, yoğun bakım ünitesinde bir hastanın yüzünüze aksırması nedeniyle hasta olmanızdan çok daha düşük.

Viral yükün fazla olduğu hastalar hastalığı daha ağır mı geçiriyor?

Her ne kadar birçok tıbbi çalışma viral yük ile ölüm riski arasında bir bağlantı olduğunu gösterse de Neil, bu durumun semptomlarla doğrudan ilişkili olduğunu düşünmüyor.

“Kişinin hastalık seviyesi ile virüsün miktarı arasında “doğrudan bir bağlantı” bulunmadığının altını çizen profesör, “Birçok örnekte kişilerde hastalığın semptomlarına rastlanmamasına rağmen viral yükün oldukça fazla olduğunu gördük” diyor. “Şu kadar virüs varsa kesin hasta olacaksınız” diye bir sonuca ulaşmak mümkün değil diyen Neil, yine de vücuttaki virüs miktarının fazlalığından dolayı riskin arttığını ifade ediyor.

Partiküllere daha az maruz kalmak için ne yapılmalı?

“Virüs ile aranıza koyduğunuz her engel faydalı bir etki yaratır” diyen Neil, ellerin yıkanması, sosyal mesafe ve maske takılması gibi alınan her türlü tedbirin önemine vurgu yapıyor.

Bir kişinin karşısına oturmaktansa yanına oturmak ve partiküllerin dağılması için pencereleri açmak sayesinde de viral yükü önemli ölçüde düşürmek mümkün.

Vurulmaya başlanan aşıların da hastalığın bulaşmasını durduracak mucizevi bir çözüm olmadığının altını çizen profesör, zira bu aşıların kişilerin bulaştırma potansiyelini nasıl düşürdüğünü henüz bilmediklerini, uzun bir süre de bunun öğrenilemeyeceğini belirtti. Aşı olanları da uyaran doktor, “Özellikle aşının ilk dozunun vurulduğu kişiler, tehlikenin bittiğini ve artık risk altında olmadıklarını düşünmemeliler” diyerek Covid-19’a karşı henüz savaşın kazanılmadığının altını çizdi.

Benzer Haberler

Dünya Sağlık Örgütü Başkanı: “Hayal kırıklığına uğradık”
Yurtdışından getirilen telefonlar için harç tutarı arttı

EKONOMİ

En Çok Okunanlar
Menü