Haber Arama
Haber Yada Kategori Arayın...
Bölgesel kaos riski
İran krizinin Türkiye açısından olası sonuçları
İran’da patlak veren sokak gösterileri, ABD ve İsrail’in Tahran’a yönelik tehditlerini artırması, askeri müdahale ihtimalinin açıkça konuşulması ve artan siyasi gerilim, bölgeyi kapsayacak geniş ölçekli bir istikrarsızlığın habercisi olarak görülüyor.

İran Krizinin Türkiye Açısından Olası Sonuçları

İran’da patlak veren sokak gösterileri, ABD ve İsrail’in Tahran’a yönelik tehditlerini artırması, askeri müdahale ihtimalinin açıkça konuşulması ve artan siyasi gerilim, bölgeyi kapsayacak geniş ölçekli bir istikrarsızlığın habercisi olarak görülüyor.

İran’da yaşanabilecek bir rejim çözülmesi ya da silahlı çatışma, yalnızca ülke içi dengeleri değil, Türkiye’yi de doğrudan etkileyecek sonuçlar doğurabilir. Kitlesel göç dalgalarının yanı sıra sınır güvenliğinin zayıflaması, merkezi otoritenin çökmesiyle radikal ve silahlı yapıların sahaya inmesi, uyuşturucu ve kaçakçılık faaliyetlerinin yayılması ve enerji arzında yaşanabilecek sorunlar, Türkiye açısından ciddi bir stratejik risk alanı oluşturuyor.

ABD için yönetilebilir bir kriz olarak görülebilecek bu tablo, İran devlet yapısının çökmesi halinde Türkiye açısından çok daha ağır ve uzun vadeli güvenlik tehditleri anlamına geliyor.

İran Krizinin Türkiye’ye Muhtemel Etkileri

Kitlesel Göç Baskısı

Göç, demografik dengeleri bozan en önemli unsurlar arasında yer alıyor. Farklı nedenlerle her yıl yaklaşık 30 milyon insan yaşadığı yeri terk etmek zorunda kalıyor. Özellikle siyasi ve ekonomik açıdan kritik bölgelerde yaşanan göç hareketleri, hedef ülkeler için istikrarsızlık yaratıyor ve zaman zaman siyasi baskı aracı olarak kullanılabiliyor.

Suriye’de yaşanan iç savaş, rejimin çöküşü ve güvenlik boşluğu Türkiye açısından ciddi siyasi, ekonomik ve sosyal sonuçlar doğurdu. Kontrolsüz ve düzensiz göç, kentlerin demografik yapısını derinden etkiledi. İran’dan Türkiye’ye yönelmesi muhtemel büyük bir göç dalgası, benzer hatta daha ağır sonuçları beraberinde getirebilir.

Sınır Güvenliği Riski

İran’daki iç karışıklık, devlet otoritesinin zayıflamasıyla birlikte sınır bölgelerinde kontrolsüz alanlar oluşturabilir. Özellikle İran’ın kuzeybatısındaki Azerbaycan Türkleri ve Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelerde oluşabilecek boşluklar, PKK/KCK bağlantılı unsurlar ve PJAK yapılanmalarını harekete geçirebilir.

Bu süreç, ticaret yollarını ve kara taşımacılığını da sekteye uğratır. Kapıköy–Razi hattı başta olmak üzere Orta Asya ve Güney Asya’ya açılan güzergâhlar zarar görürken, Türkiye’nin lojistik avantajı zayıflayabilir.

Kaçakçılık ve Silah Trafiği

İran merkezli ya da İran üzerinden beslenen kaçakçılık ve silah transfer ağları, Van–Ağrı–Hakkari hattında güvenlik ortamını daha karmaşık hale getirebilir. Normal koşullarda İran tarafından sıkı şekilde denetlenen bu yapılar, kontrolün zayıflaması halinde Türkiye sınırlarına doğru yönelme riski taşır. Türkiye’nin bölgesel transit ülke konumu, istihbarat ve güvenlik yükünü daha da artırır.

Radikal Silahlı Yapılar

İran’daki devlet mekanizmasının dağılması, Şii eksenli milis ağlarının çözülmesine yol açabilir. İran’ın Irak ve Suriye’de kullandığı Haşdi Şabi ve Besiç gibi yapıların merkezi denetimden çıkması, bu unsurların kontrolsüz biçimde dağılmasına neden olabilir. Irak-Suriye hattı üzerinden Türkiye’ye yönelmeleri ihtimal dahilindedir.

Ayrıca İran’daki Sünni azınlık bölgelerinde, özellikle Beluç nüfusun yaşadığı alanlarda DEAŞ benzeri radikal yapıların güç kazanması da ayrı bir risk başlığı olarak öne çıkıyor.

Enerji Arzı Güvenliği

İran’daki istikrarsızlık, Türkiye açısından enerji güvenliğini doğrudan etkileyen kırılgan bir alan yaratır. Türkiye’nin İran’dan aldığı doğalgazda kesintiler yaşanabilir; bu durum fiyat dalgalanmalarına ve alternatif kaynaklara yönelmenin maliyetinin artmasına yol açabilir.

Ulusal Güvenlik ve Toplumsal Hassasiyetler

İran’daki gelişmeler yalnızca siyasi değil, aynı zamanda mezhepsel ve kimlik temelli riskler de barındırıyor. Sosyal medya üzerinden yürütülebilecek Şii–Sünni gerilimini körükleyen propaganda faaliyetleri, dijital etki operasyonları ve Alevi–Sünni hassasiyetlerini hedef alan algı çalışmaları, Türkiye’nin iç toplumsal dengelerini zorlayabilir.

Bölgesel Güç Dengelerinin Değişimi

İran’ın zayıflamasıyla birlikte bölgedeki güç boşluğunu doldurmak isteyen aktörler devreye girer. ABD ve İsrail, Tahran üzerindeki baskıyı artırırken; Rusya bu durumu kendi lehine kullanma arayışına girebilir. Azerbaycan–Ermenistan hattında da yeni güç dengeleri oluşabilir. Bu tablo, Türkiye’ye bölgesel kaosun maliyetini yükleyebilir ve hiçbir koşulda Türkiye’nin stratejik çıkarlarına hizmet etmez.

Ateş Çemberinde Türkiye

Ortaya çıkan tablo, harita ve İran’ın etnik yapısı birlikte değerlendirilerek kapsamlı bir strateji geliştirilmesini zorunlu kılıyor. Üretilen tehditlerin net biçimde tespit edilmesi ve buna uygun önlemlerin hayata geçirilmesi gerekiyor.

Türkiye, güneyde Doğu Akdeniz’deki gerilimden Ege’de Yunanistan kaynaklı tehditlere, Karadeniz’de süren Rusya–Ukrayna savaşından Kafkasya’daki kırılgan dengeye kadar geniş bir ateş çemberiyle çevrili durumda. Doğuda Suriye’de YPG, Irak’ta PKK, İran’da PJAK varlığı ve ABD–İsrail etkisi bu tabloyu daha da ağırlaştırıyor.

Bu koşullar altında şu soruların net yanıtlarının verilmesi gerekiyor: Türkiye’nin çıkarlarına uygun İran nasıl olmalıdır? Ankara, nasıl bir İran’la yol almak istemektedir?

Reklam Banner
Reklam Banner
Reklam Banner
Reklam Banner
Reklam Banner
Diğer Haberler
2026
Pusula Swiss – Tüm hakları saklıdır.
Özel Haber
Etkinlik
Anasayfa
Yazarlar
Video