Türkiyeden Haberler

Türkiye, doğal kaynaklarını diğer ülkelerden 32 gün önce tüketti

Türkiye, bu sene doğal kaynaklarını geçtiğimiz seneye göre 14 gün önce tüketti. Ülkemizin diğer ülkelere göre durumu ise iç açıcı değil.

İnsanlığın dünyadaki sınırlı kaynakları idareli kullandığını söylemek pek de mümkün değil. Dünyanın geri kalanı gibi ülkemizde de gezegenimizin karşılayabileceğinden çok daha fazla bir tüketim söz konusu. Dünya Limit Aşım Günü hesaplamalarına göre Türkiye, gezegenimizin biyolojik kapasitesini karşılayabileceği limiti 27 Haziran’da tüketti.

Dünyadaki yenilenebilir kaynaklarını ve insanların bu kaynakları tüketim taleplerini araştıran Küresel Ayak İzi Ağı tarafından paylaşılan verilere göre, Dünya Limit Aşım Günü bu sene 29 Temmuz. Bu da demek oluyor ki o tarihten itibaren insanlık olarak dünyanın bu sene içerisinde bize verebileceği yenilenebilir kaynaklardan fazlasını tüketmeye başlayacağız.

Limit aşım günleri, ülkeden ülkeye değişiklik gösteriyor ve biz Türkiye olarak doğal kaynaklarımızı giderek artan bir hızla tüketiyoruz. Ülkemizin 2018 yılındaki limit aşım günü 11 Temmuz’du ve ortalamadan 21 gün öndeydik. Bu seneki verilere bakılırsa kaynak tüketiminde diğer ülkelere göre oldukça geride kalmış durumdayız.

Doğal Hayatı Koruma Vakfı, Türkiye’nin dünyaya oranla kaynaklarını hızlı tüketmesiyle ilgili olarak “Ekolojik kaynakları aşırı kullanarak limit aşımına yol açmanın sonucunda ormanlar yok oluyor, biyolojik çeşitlilik kayboluyor, balık stokları azalıyor, tatlı su kaynakları yitiriliyor, topraklar erozyona uğruyor, hava kirleniyor. Atmosferde artan karbondioksitin tetiklediği iklim değişikliği; kuraklıklar, orman yangınları, aşırı yağışlar ve benzeri olaylarla kendini giderek daha belirgin bir şekilde hissettiriyor.” açıklamalarında bulundu.

Doğal Hayatı Koruma Vakfı Genel Müdürü Aslı Pasinli, kaynakların korunmasında devletler kadar bireylerin de önemli olduğunu dile getirdi ve şu ifadeleri kullandı:

“Doğa sorunları genelde çok karışık ve genellikle devletlerin çözmesi gereken sorunlar olarak algılanıyor. Devletlere iş düştüğü muhakkak ancak bireylerin, kurumların, STK’lerin de sorumlulukları büyük. Bireyler olarak atığımızı azaltarak işe başlayabiliriz. Günlük hayatımızda yapacağımız ufak değişikliklerin toplama etkisi tahminimizden çok daha büyük.”

“Kurumlar olarak her sektörün ‘sosyal sorumluluğu’ bir proje olarak görmek yerine ‘iş yapış şeklini dönüştürmek’ olarak benimsemesini önemsiyoruz. Devletler açısından ise bir enerji devrimi yaşanması gerekiyor. Birçok ülke kömür santrallerini kapatma kararı aldı. Türkiye’de bundan sonra yapılacak yatırımların güneş ve rüzgâr odaklı olması, teşviklerin de kömürden bu alana kaydırılması çok önemli adımlar.”