ABD Başkanı Donald Trump’ın, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyacağı açıklaması dünyadan tepki çekti.
Trump’ın Kudüs kararına dünyadan tepkiler ve TBMM Bildirisi

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron Trump’ın kararını tek taraflı ve üzücü olarak niteledi. Fransa’nın kararı desteklemediğini açıkladı.
Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini de Trump’ın açıklamasının ciddi endişeye yol açtığını söyledi.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ise “İki devletli çözümün hiçbir alternatifi yoktur” şeklinde konuştu.
İngiltere de barış çabalarına yardımcı olmayan bu karara katılmadıklarını duyurdu.
Meksika Dışişleri Bakanlığı Tel Aviv’deki büyükelçiliklerini Kudüs’e taşımayacaklarını açıkladı. “Kudüs’ün kaderine ABD başkanı karar veremez” ifadesi kullanıldı.
Karara en sert tepkiyiyse Hamas gösterdi. Açıklamada “Trump’ın kararı cehennemin kapılarını açtı” ifadeleri kullanıldı. “İşgal devam ettiği sürece barış olamaz” diyen Hamas, Arapları ve müslümanları ABD’ye karşı durmaya çağırdı.
Filistin Kurtuluş Örgütü, Trump’ın açıklamasının iki devletli çözümü yok ettiğini belirtti.
Mısır da ABD’nin büyükelçiliği Kudüs’e taşıma kararını reddediyor açıklaması yaptı.
İran Dışişleri Bbakanlığı’ysa kararı şiddetle kınadı, “Trump’ın kararı BM kararlarının açık bir ihlalidir” ifadeleri kullanıldı.
Ürdün yönetimi Trump’ın kararının bölgedeki tansiyonu arttırdığını duyurdu. “Karar uluslararası meşruiyeti ihlal anlanmına gelmektedir” denildi.
Suriye de “Filistin davası, Kudüs başkentli bir Filistin devleti kurulana kadar canlı kalacaktır” açıklamasını yaptı.
TBMM’den ortak Kudüs bildirisi
TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, Meclis’te grubu bulunan AK Parti, CHP, HDP ve MHP’nin, ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma planına karşı hazırladığı ortak bildiriyi okudu.
Bildiride, Kudüs’ün statüsünün değiştirilemeyeceği, BM kararlarının ihlal edilemeyeceği belirtildi.
Kudüs’ün, üç semavi din içinde hakkaniyet temelli özgürlük ve barışı arayan Ortadoğu’nun yüreği olduğu vurgulanan bildiride,”Kudüs ilk kıblemiz, Harem-i Şerif ile birlikte üç semavi dinin kutsal mekanlarıyla tarihi, kültürel, dini kimliğini kazanmış olan ve bu niteliğiyle dünya esenliğinin göz bebeği bir şehirdir. Kudüs’ün bu özel statüsüne sahip çıkmak, korumak, tüm renkliliği ile barış içinde bir dünyayı gerçek kılmak bakımından hayati derecede önemlidir. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Kudüs merkezli olmak üzere Ortadoğu coğrafyasında bir dizi insani, ahlaki ve siyasi dram yaşanmıştır” ifadesine yer verildi.
Filistin sorununun gerçekte bir insanlık sorunu olduğu ve halen tüm barış çabalarıyla birlikte, bunları tahrip eden saldırgan politikalar nedeniyle insanlığın gündeminde yerini koruduğu kaydedildi.
Bildiride, 1947’den bu yana tüm BM kararlarında Kudüs’ün İsrail hakimiyeti altında bulunmasının kabul edilmediği, 1967’de İsrail’in Doğu Kudüs’ü işgal etmesinden sonra ise yine BM, İsrail’i Kudüs’ün statüsünü değiştirecek girişimlerden kaçınmaya çağırdığı anımsatılarak, şunlar kaydedildi:
“Keza İsrail’in 1980’deki ilhak kararı, BM Güvenlik Konseyince kınanmış, bu konuda İsrail hükümetinin almış olduğu tüm kararların hükümsüzlüğü kayıt altına alınmıştır. Bu kararda ayrıca İsrail’deki diplomatik misyonların Kudüs’te bulunamayacağı da ifade edilmiştir. İsrail’in bu türden politikalarını özetleyen, Kudüs’ü başkent yapma girişimlerine bugüne kadar mesafeli duran ABD’nin bu defa destek verme olarak anlaşılabilecek bir yola girmesi asla kabul edilemez.
Filistin sorununu çözme, bölgeye barış ve istikrar getirme temelinde uzun yıllardan bu yana arabulucu olarak davranan, dünya kamuoyuna kendi misyonunu bu şekilde anlatan ABD’nin bugünkü tavrı, bölgede bir dizi gelişmeyi tetikleyecek, çatışma doğuracak, yeni insani dramlara sebep olacak.
Halen Filstin sorununu çözmek için gösterilen barışçıl çabalar, bu girişim karşısında muhakkak büyük darbe alacak, Ortadoğu’da bir dizi istikrarsızlık yaşanacaktır. İsrail ve Filistin arasında adil, kalıcı, dengeli, tarihi ve manevi haklara riayet eden bir barış gerçekleşmeden insanlığın huzur ve selamete ulaşmasının mümkün olmayacağı unutulmamalıdır.
Bu kabul edilemez gelişmeler karşısında Türkiye Cumhuriyeti’ni oluşturan 80 milyonun her bir ferdinin, BM kararları hilafına, Kudüs’ün tarihi statüsünü değiştirme yönündeki maceracı girişimlerin kesin ve tartışmasız bir şekilde reddetme iradesini TBMM olarak dünya kamuoyuna ifade ve ilan ederiz.”