Yazarlar

Tayland

O kadar çok şey duydumki Tayland hakkında, sonunda gidip görmeye karar verdim. Bir gece Bangkok’da kalıp daha sonra Samui Adası'na oradan da Tao Adası'na geçecektik. 11 Saatlik bir uçuşun ardından Bangkok’a vardık. Havaalanı maskeli insanlarla doluydu. Bekleyiş beni oldukça yordu.

O kadar çok şey duydumki Tayland hakkında, sonunda gidip görmeye karar verdim. Bir gece Bangkok’da kalıp daha sonra Samui Adası’na oradan da Tao Adası’na geçecektik. 11 Saatlik bir uçuşun ardından Bangkok’a vardık. Havaalanı maskeli insanlarla doluydu. Bekleyiş beni oldukça yordu. Tüm yorgunluğuma rağmen dışarısını çok merak ediyordum. Valizlerimizi aldıktan sonra taksiye binip otelimizin yolunu tuttuk. Taksinin içinde adını koyamadığım kötü bir koku vardı. Belki de yol yorgunu olduğum için sonuna kadar açık olan klima dokunmuştu. Otelimiz temiz ve rahattı ancak dışarıdaki hava bir hayli nemli ve kirli. İlk beş dakika her şey çok yeni ve ilginç geldi. Ara sokakları keşfetmek her zaman hoşuma giden bir şeydi. Yaklaşık yarım saat sonra sıcaktan ve yemek standlarından gelen kokudan bayılabilirdim.

İnsanların ne kadar fakir olduğunu ve geleceklerinin olmadığını görünce halime bir kez daha şükrettim. Her yerden mikrop kapacakmışım hissi uyanıyordu içimde. Neyse ki ertesi sabah Koh Samui’ye uçuyorduk ve ada havası daha temiz olmalıydı.

Akşam Otelimizin üst katındaki dünyaca ünlü Sky Bar’a gitmek için hazırdık. Gecenin karanlığı şehrin tüm pisliğini örtmüştü. Işıl ışıl, muhteşem bir manzara vardı karşımızda. Görülmeye değerdi.

O gece o kadar yorgundumki bebek gibi uyumuşum. Sabah hala müthiş bir ağırlık vardı üzerimde. Kahvaltımızı yaptıktan sonra tekrar havaalanının yolunu tuttuk. İşte şimdi heyecanlanmaya başlamıştım. En son 2014’de bir adadaydım ve ada hayatını inanılmaz özlemiştim. Bir saatlik bir uçuşun ardından Koh Samui’ye vardık. Etraftaki yeşillik, gün batımı, ada havası muhteşemdi.

Ama hala insanlarına alışamamıştım. Aralarında konuşurken bazen tartıştıklarını düşünüyordum. Dil, kültür, mimik bu kadar farklı olunca empati kuramıyor insan. Kalacağımız Otel’e yerleşir yerleşmez ilk olarak odayı kontrol ettik. Temiz görünüyordu. Kaldığımız Resort Botanik bahçesi gibiydi. Haliyle canlıların etrafta olma ihtimali de bir o kadar yüksekti.

Uyumak için yatağıma uzandım. Nedense gece inanılmaz terledim. Soluma döndüm ve bir an sanki ensemde bir şey hissettim. Anında yataktan fırladım ve ışığı yaktım. Aman Allahım! Gerçekten de yastığımın altında bir şey vardı! Hemen arkadaşımı uyandırdım. O da panik olmuştu ve yavaşça yastığı kaldırdı. Kaldırdığı gibi sıçradık aynı anda. Yaklaşık 10 santim uzunluğunda bir çiyan! Guadeloupe’dan biliyordum bu çiyanların zehirli olduğunu. Beni ısırmış mıydı? İyice huylanmıştım. Hemen resepsiyona gidip durumu anlattık ve odamızı değiştirdik. Buna rağmen o gece bir gram uyuyamadım. Tatilimiz çok güzel başlamıştı doğrusu.

Ertesi sabah ilk kez denizle göz göze geldiğimde içim ferahladı. Sahil ve su beklediğimden daha temiz ve güzeldi. Yemeklerini çok sevdim. İnsanlarını, havasını ve çevreyi pek hijyenik bulmadım ancak deniz ve güneş içimi ısıtmaya fazlasıyla yetti.

Bir haftayı geride bırakmıştık bile. Samui’den Tao Adası’na iki saatlik yolculuğumuz için biletlerimizi aldık. Sadece deniz yoluyla gidilebilen bir adaydı. Beni deniz tuttuğu için biraz tedirgindim ama başka alternatifim yoktu. İlk yarım saat iyi geçti. Sonra… Sonrası kabus gibiydi. Dalgalar o kadar büyüktüki uçtuk resmen. Herkes kustu, çocuklar durmaksızın ağladı, bense gözümü bile açamadım. Sonunda Koh Tao’a vardık. Halimi gören Turist bir kadın “dönüşte bunu al” diyerek bana bir hap uzattı. Kaç kez teşekkür ettim hatırlamıyorum.

Otelimize vardık. O an sadece uzanıp, dinlenmek istiyordum. Hala midem bulanıyordu. Bir an için Suriyeli mültecileri düşündüm. Biz bile inanılmaz sarsılmıştık. Onların halini düşünmek bile istemiyordum.

Ertesi sabah adayı keşfetmeye çıktık Lara‘yla. Bu ada’da hava çok daha temizdi. Bangkok ve Koh Samui’ye nazaran fazla nemli değildi ve daha çok turist vardı. Çalışanlar hariç yerlileri pek görmek mümkün değildi. Doğa’ya odaklanarak son günlerin tadını çıkarmaya çalıştım.

Hayatımda ilk kez eve döneceğim için seviniyordum. Benim dünyam değildi Tayland ama gelip gördüğüm için mutluydum. Farklı bir pencereden bakmamı sağladı.

Gördüğün gibi her tatil, her zaman güzel geçmiyor değerli okur. Bazen böcekler, hastalıklar, kimi zaman kazalar veya moralinizi bozan başka detaylar keyfinizi kaçırabiliyor ‘Tatilin nasıl geçti?’ diye sorduğunuzda herkes “çok iyiydi, çok güzeldi” diyor ya, işte buna bayılıyorum. Kimse olumsuz şeyleri paylaşmıyor. Tam da bu yüzden tüm detaylarıyla tatilimi sizlere anlatmak istedim.

Sizin tatil hikayelerinizi ve tecrübelerinizi merak ediyorum. Bir sonraki durağım neresi olmalı? Sizde en çok hangi gezi iz bıraktı?

a.sinici@pusulaswiss.ch

X