Gezi Rehberi

Rüzgara karşı bir Ege masalı: Bozcaada

Yabancı bir arkadaşına Türkiye`de gezilecek bir yer tavsiye et deseler Kaş ve Bozcaada ilk iki sırada gelirdi. Kuzey Ege`de Çanakkale`nin yanı başında bulunan eski adıyla Tenedos yani Bozcaada, doğal güzellikleri ve kültürleri harmanlayan nostaljik atmosferiyle ziyaret eden herkesi bir kere daha kendine çağırıyor. Hazırlayan: Bahar Gökbender

Bozcaada`ya genelde hep İstanbul`dan gittiğimiz için karayolunu tercih ediyoruz. Havayoluyla yakın bir yere de gelseniz adaya geçmeniz için tek yol Geyikli İskelesi`nden kalkan feribotu kullanmak.

Zaten feribota binip, adaya doğru çayınızı yudumlarken heyecan başlıyor. Küçücük bir ada sizi karşılayan. Ama sonradan ada büyüyor da büyüyor. Adanın kalesi girişte endamıyla konukları selamlıyor. İskeleden adaya adım atar atmaz ise kendinizi adanın yerlisi gibi görmeye başlayıveriyorsunuz. Çünkü her şey sanki çocukluğunuzdaki mahalleden fırlamış gibi.

Çay bahçeleri, büfeler, çınar altıntaki kahve, Atatürk büstü, açıkhavadaki kitapçı tezgahları… Kısacası burası sadece bir tatil beldesi değil, ada sakinlerinin günlük dertlerini paylaştığı, güldüğü, ağladığı güzel bir kasaba.

Eskiden sürgün yeriydi, şimdi popüler turizm merkezi

Bozcaada ile ilgili Uğur Dündar`ın kaleme aldığı bir yazıyı hatırlıyorum. Bozcaada konumu dolayısıyla hep biraz “dışarıda” kalmış bir yermiş. Hatta sürgün yeri bile denilebilirmiş. Türk ve Rum nüfusun bir arada yaşadığı adaya ulaşım zormuş. Su, yol kısacası adada her şey sorunluymuş. Zamanla feribot seferlerinin artması, İstanbullu sanatsever, doğasever kitlenin adayı keşfi derken, bugünkü canlı haline kavuşmuş. Hatta artık Bozcaada`nın sakinleri adanın bu kadar popüler olmasından biraz şikayetçi. Korkmakta haklılar. İskan kanunu ile korunan ada, eğer kontrolsüz yapılaşmaya kurban giderse, rant merkezi haline gelirse kaldıramaz, bünyesi bozulur. Adanın sakinleri neyse ki bilinçli. Hem çevreyi koruyorlar hem de haklarını. Bozcaada`yı gezilesi ve yaşanası bir yer halinde tutmayı şimdilik başarıyorlar.

Rum Mahallesi, Türk Mahallesi

Böyle yazılınca sanki ayrılarmış gibi görünüyor ancak adanın yanyana yer alan iki mahallesinde yaşayanların kalpleri birmiş. Taş kaldırımlı sokaklarda yer alan iki katlı eski binalar hem Rum hem de Türk mimarisinden izler taşıyor. Genelde aslına uygun restore edilmiş bu binaların kimi hala ev, kimi ise restoran veya otel olmuş. Bozcaada`yı ziyaret edenlerin en sevdiği şey bu şirin mi şirin, rengarenk sokakları gezmek ve güzelim kapılarını, pencerelerini fotoğraflamak.

Seramikten müziğe adeta bir sanat ve festival merkezi

Adada birbirinden güzel dükkanlarda seramik başta olmak üzere farklı tasarım ürünlerini bulmak mümkün. Adada yaşayan sanatçılar sayesinde aslında her yerden sanat ve güzellik fışkırıyor. Bu arada yazın düzenlenen caz festivali de yavaş yavaş adını duyurmaya başladı. Bozcaada`nın asıl festivali ise her yıl Eylül ayında düzenlenen Bağbozumu Festivali. Bozcaada bağları ve şaraplarıyla ünlü. Bu festivalde de adanın üzüm bağlarından toplanan üzümler, bağ işçileri tarafından at arabaları ve traktörler ile ada merkezine taşınıyor. Festival kapsamında birçok yarışma ve konserler düzenleniyor.

Ayazma, Habbele ve Akvaryum

Bozcaada`nın merkezine 10 dakika uzaklıkta tertemiz denizi ve doğal kumsalıyla Ayazma ve Habbele plajları yer alıyor. Ayazma daha popüler diyebiliriz. Koreli ve Vahit`in Yeri adında iki restoran gün boyu lezzetli yemekleriyle acıkanlara hizmet veriyor. Bozcaada`nın denizi soğuk denir genelde. Birkaç kere gittim. Ağustos ayındaydı hepsi. Bir keresinde gerçekten soğuktu ama diğerlerinde normal Ege denizi sıcaklığındaydı. Yine de serin bir deniz beklentisiyle gitmekte fayda var. Ancak soğukluğu bir tarafa bırakın, denizin berraklığı ve temizliği herkesi kendine hayran bırakıyor. Adanın diğer tarafında yer alan Akvaryum Koyu da temiz deniziyle beğeni toplayan başka bir güzellik.

Rüzgar güllerinde günbatımı

Belki de hayatınızda seyredebileceğiniz en büyüleyici günbatımları adanın batı ucunda sizi bekliyor. Gündüze son noktayı koymak için Batı Burnu’nu ziyaret etmek bir gelenek haline gelmiş adada. Rüzgar enerjisi üreten türbinlerin yer aldığı bu büyüleyici yere kimisi yanında bir piknik sepeti ve şezlongu ile kimisi sadece bir ada şarabıyla geliyor. Bayram gibi çok kalabalık dönemlerde keyfi biraz azalsa da adaya gidince mutlaka yapın derim.

Taze deniz ürünleri, gelincik reçeli ve şarap

Bozcada`nın Ege lezzetlerinden oluşan, deniz mahsulü ağırlıklı zengin bir mutfağı var. Balıklar, mezeler her daim taze. Zaten daracık sokaklarda yanyana sıralanan meyhane ve restoranlar sürekli dolu. Herkesin favori bir mekanı var.

Bunun yanında adanın kendine özgü lezzetleri çok. Badem unundan yapılan kurabiye, domates reçeli, gelincik reçeli ve şurubu, zeytinyağı. Ayrıca Ada bir şarap üretim merkezi. Burada üretilen Corvus, Talay gibi şarap markaları yurtdışında da rağbet görüyor.

[KTU / ID-5736]

Quelle: kA

Kasım, 2018

Henüz Bir Etkinlik Yok

PUSULA SOSYAL MEDYA

Sosyal medyada da bizi takip edin!

X