Ancak bu fonun nasıl finanse edileceği, özellikle de Schuldenbremse (borç freni) üzerindeki etkisi, siyasi tartışmanın en sert noktasını oluşturuyor.
İnisiyatife göre her yıl İsviçre’nin GSYİH’sinin %0,5 ila %1’i fona aktarılacak. Bu da 4–8 milyar frank arasında bir bütçe anlamına geliyor. Para doğrudan federal bütçeden gelecek ve borç freninin dışında tutulacak.
Yeşiller Ulusal Konsey üyesi Aline Trede, bu yöntemin sosyal açıdan adil olduğunu savunuyor: “Yeni vergi yok, yeni yönlendirici ücret yok. Halkın çoğunluğu şu anda bunlara sıcak bakmıyor. Bu nedenle fonu federal bütçeden finanse etmeyi seçtik.”
Trede’ye göre bu model, diğer alanlarda kesinti yapılmasını da gerektirmiyor.
Sağ partiler ise tam burada itiraz ediyor. SVP Ulusal Konsey üyesi Lars Guggisberg, fonun borç frenini deldiğini savunuyor: “Schuldenbremse 20 yılı aşkın süredir anayasada ve çok başarılı oldu. Borçlarımızı azaltabildik. Mali istikrarı korumak için düşük borç seviyesine bağlı kalmalıyız.”
Guggisberg’e göre fon, gelecek nesillere borç yükleyecek: “Bugünün borcu yarının vergisidir. Bu sosyal adalet değil.”
Trede ise karşı argümanını bilimsel verilere dayandırıyor: “Bugün yatırım yapmamak, gelecekte çok daha pahalıya mal olur. İklim hasarlarını temizlemek veya havadan CO₂ çekmek çok daha maliyetli.”
Federal Hükümet’in 2021 raporuna göre, iklim değişikliğine karşı hareketsiz kalmanın İsviçre’ye yıllık 20–30 milyar frank zarar vereceği hesaplanıyor. Bu zararlar arasında altyapı hasarları ve doğal afetlerin ekonomik etkileri de var.
Guggisberg ise bunun için özel bir fon gerekmediğini savunuyor: “Bugüne kadar her durumda çözüm bulduk, gelecekte de buluruz.”
Klimafonds‑İnisiyatifi, iklim koruma yatırımlarını hızlandırmayı amaçlıyor. Ancak siyasi tartışma, fonun gerekliliğinden çok nasıl finanse edileceği üzerinde yoğunlaşıyor.
Sonuç olarak, İsviçre’deki tartışma iklim politikalarından çok mali disiplin ile iklim yatırımları arasındaki denge üzerine kurulu.