
Hükümetin amacı, halk oylamasına gitmeden bir uzlaşı sağlamak. Eğer parlamentodan geçerse ve girişim sahipleri tekliflerini geri çekerse, İsviçre’de şirket sorumluluğunu artıran yeni bir yasal çerçeve doğrudan yürürlüğe girebilecek.
İlk girişim 2020 yılında halktan çoğunluk desteği almasına rağmen kanton çoğunluğunu sağlayamadığı için reddedilmişti. İkinci girişim için ise 2025 yazında yaklaşık 287 bin imza toplandı.
Yeni karşı öneri, büyük ölçüde Avrupa Birliği’nin kabul ettiği kurallara dayanıyor. Avrupa Birliği, 5000’den fazla çalışanı olan büyük şirketlere insan hakları ve çevre konusunda daha sıkı yükümlülükler getiren düzenlemeleri 2028’e kadar uygulamaya koymayı planlıyor. İsviçre hükümeti de kendi düzenlemesinin bu standartların ötesine geçmemesini hedefliyor.
Hazırlanan tasarıya göre büyük İsviçre şirketleri, faaliyetlerinde ve tedarik zincirlerinde insan hakları ihlalleri ve çevresel riskleri sistematik şekilde tespit etmek ve önlemek zorunda olacak. Küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ’ler) doğrudan kapsam dışında tutulsa da, büyük şirketlerin tedarikçisi oldukları için dolaylı olarak etkilenebilecekler.
Ayrıca şirketler, çevre, çalışan hakları, insan hakları ve yolsuzlukla mücadele konularındaki riskler ve aldıkları önlemler hakkında düzenli rapor hazırlamak zorunda olacak. Bu raporların bağımsız şekilde denetlenmesi de planlanıyor.
Yeni düzenlemelerin denetimi için ise mevcut Eidgenössische Revisionsaufsichtsbehörde (RAB) bünyesinde bir mekanizma oluşturulması öngörülüyor.
Ancak hükümetin planı iş dünyasında tepkiyle karşılandı. Liberal parti FDP, düzenlemeyi “istihdamı tehdit eden” bir adım olarak nitelendirirken, iş dünyası çatı örgütü Economiesuisse, tasarıyı gereksiz bürokrasi ve maliyet artışı yaratmakla eleştirdi.
Öte yandan hükümetin yaptırdığı etki analizine göre, düzenleme doğrudan büyük şirketleri hedef alsa da, tedarik zinciri üzerinden KOBİ’lerin de bu yeni kurallardan etkilenmesi kaçınılmaz görünüyor.
Sonuç olarak İsviçre, şirketlerin küresel faaliyetlerinde daha fazla sorumluluk üstlenmesini sağlamak ile ekonomik rekabet gücünü korumak arasında hassas bir denge kurmaya çalışıyor.




