
ETH Zürih ve Lausanne Üniversitesi’nin ortak çalışması, İsviçre’deki servet dağılımının uluslararası karşılaştırmada beklenenden daha eşitsiz olduğunu gösteriyor.
En zengin yüzde 1, tüm servetin yüzde 45’ine sahip
Araştırmanın eş-yazarı ve ETH Zürih KOF Enstitüsü’nde Eşitsizlik Araştırmaları Bölüm Başkanı Isabel Z. Martínez, bulguları şöyle özetliyor: “İsviçre’de servet eşitsizliği diğer birçok ülkeden daha yüksek. En zengin yüzde 1, vergilendirilebilir servetin yaklaşık yüzde 45’ini elinde tutuyor.”
Bu oran, İsviçre’nin gelir dağılımında orta sıralarda yer almasına rağmen, servet dağılımında çok daha eşitsiz bir ülke olduğunu gösteriyor.
“Servetler şişti, ama herkes aynı oranda faydalanmadı”
St. Gallen Üniversitesi’nden ekonomi profesörü Reto Föllmi, verileri daha temkinli yorumluyor. Ona göre servet artışı, yüksek getirilerden değil, düşük faiz ortamının varlık fiyatlarını şişirmesinden kaynaklanıyor: “Servetler arttı çünkü düşük faizler nedeniyle varlıkların değeri yükseldi. Bu, büyük servetlerde olduğu kadar küçük servetlerde de görüldü.”
Föllmi’ye göre bu nedenle İsviçre’de “genel bir uçurum” oluşmadı. Ancak Lausanne Üniversitesi’nden Marius Brülhart, tabloyu daha nüanslı değerlendiriyor.
“Getiriler genellikle servetin büyüklüğüyle doğru orantılıdır. Büyük serveti olanlar hisse senedi gibi varlıklara daha fazla yatırım yapıyor; küçük serveti olanlar ise parasını düşük faizli hesaplarda tutuyor.”
Sonuç: Pasta büyüyor ama bazı gruplar pastadan çok daha büyük bir pay alıyor.
Emeklilik fonları orta sınıfı koruyor
Araştırmacılar, İsviçre’de orta sınıfın servet kaybetmemesinin en önemli nedenlerinden birinin pensionskasse (emeklilik fonu) birikimleri olduğunu vurguluyor. Çalışan nüfusun büyük bölümü bu fonlarda birikim yapıyor ve bu varlıklar da piyasa yükselişinden faydalanıyor.
Ancak Föllmi, servet şişmesinin bir yan etkisine dikkat çekiyor: “Artan emlak fiyatları, miras desteği olmayan aileler için ev sahibi olmayı giderek zorlaştırıyor.”
Gelir ve servet karıştırılıyor
Martínez, İsviçre’nin “eşitlikçi ülke” imajının yanlış anlaşıldığını söylüyor: “Gelir dağılımında İsviçre ortalama bir ülke olabilir, ama servet dağılımında durum tamamen farklı.”
Föllmi ise gelirlerin genel tablo için hâlâ belirleyici olduğunu hatırlatıyor. İsviçre’de düşük ücretli işlerin az olması, meslek eğitiminin güçlü olması ve geniş bir kesimin işgücüne katılması, ülkeyi gelir eşitsizliğinde avantajlı kılıyor.




