Anasayfa

Mohan Maaf Lahir Dan Batin

Mohan Maaf Lahir Dan Batin

“İçimden ya da dışımdan sana bir zarar geldiyse beni bağışla.

Bahaca (Endonezya dili) helallik işte bu sözlerle isteniyor. Ramazan’a girerken Endonezya’da herkes bu güzel sözlerle birbiriyle helalleşip Peygamber ahlakıyla ahlaklanmaya çalışıyor. Yaşadıkları kültüründe etkisiyle bu 1700 adadan oluşan ülkede halinden şikayet eden ya da somurtkan insan pek az görürsünüz. Yani gönül rahatlığıyla helallik istemek ve de hakkını helal etmek de onlar için daha kolay. Böyle olunca hayat daha kolay, Ramazan daha da tatlı oluyor. Sanmayın ki çoğu varlıklı. Sokaklarda gezerken en fakirinden öyle çok insan görüyorsunuz ki, ‘nasıl gülümsüyor, neye gülümsüyor?’ diye düşünüp hayret ediyorsunuz. Ardından da ben ne şükür bilmez bir insanım ki, dert olmayan şeyleri dert etmişim diye hayıflanıyorsunuz. Endonezya’da baskın din İslam olmasına rağmen, pek çok dini inanış yaşanmakta. Ama Ramazan olunca, Hıristiyanı, Hindusu, Budisti ve adını dahi bilmediğim onlarca başka inanışın insanı, tıpkı tropikal yağmurları karşılar gibi karşılıyorlar Ramazan’ı. Yağmur dönemlerinde çok şiddetli yağan yağmurlar başlar başlamaz sokakta bulunan insanların ilk yaptığı şey sandaletlerini çıkarmak. İlk gördüğümde gülümsemiş yağmura saygı diye düşünmüştüm. Tabii aslında bir ikincisini zor aldıkları sandaletleri az sonra çıkacak selde kaybolmasın diye çıkarıyorlar. Yine gülen bir yüzle… İşte Ramazan’ı da öyle karşılıyorlar, yani gülümseyerek, coşkulu tropikal yağmurlar gibi ve dünyevi şeyleri kapıda bırakmaya çalışarak. En etkileyici olan da, onlarca başka dine mensup kişinin de bu coşkuya ortak olup ‘bir’ olarak saygıyla Ramazan’ı yaşaması. Yani oruç tutan komşular düşünülerek sokakta bir şey yiyilip içmemeye özen gösterilmesi, ikram ve yardımlarda bulunulması gibi. Ne güzel değil mi!

Her toplumun İslam’ı yaşama biçimi tabii ki kendi kültürüyle yoğrularak ortaya çıkıyor. Endonezya’nın Batı Java bölgesinde yaşayan Müslümanlar, her yıl Ramazan ayına bir gün kala Hindistan cevizini ateşe vererek futbol oynuyor. Batı Java bölgesinin Babakan Ciwaringin Cirebon eyaletinde yaşayan Müslüman Endonezyalılar’ın bir Ramazan geleneği olan ateş topu maçında, futbolcular ayakkabı, kaleciler ise eldiven kullanamıyor. Yıllar önce Java Bölgesi savaşçıları dayanıklılık ve kuvvet kazanmak için ateş futbolu oynarmış. Son 50 yıldır ise sadece Ramazan ayına girerken oynuyorlarmış. Ateş ile cehennemi hatırlayarak, nefislerini terbiye etmeye çalışıyorlarmış.

Bizim ülkemizde Ramazan ayında her gece davul çalıp maniler dizerek halk sahura kalkarken, onlar geleneksel çalgıları kentongan kullanılıyor. Bu çalgı, içi dikeylemesine kesik bambu kamışından yapılıyor. Birlikte gezen birkaç çalgıcı “Sahur, sahur!” diye bağırıp kentonganlarına vurarak insanları sahura kaldırıyorlar. İftarı camilerde açmak da başka bir gelenek. Akşam namazının farzını kılıp iftar yapıyorlar. Sünnet iftardan sonra kılınıyor. İlk gördüğümde çok enteresan bulduğum başka bir detay da, cami avlularındaki davullar olmuştu. Ezandan sonra davul çalma geleneği de Endonezya halkının İslam’ı yaşama biçiminin bir parçası.

İftar’da ne mi var? Endonezya’da da iftar hurma ile açılıyor. Ramazan sofralarının olmazsa olmazı ananas kurabiyesi nastar ise, daha çok fakir sofralarda, kurabiyeyi yapan kişi tarafından fitre olarak ikram ediliyor.

Kendine has kültürel mirasıyla İslam’ı kucaklayan bütün Müslümanlar’ın Ramazan’ı mübarek olsun. Allah, ona layık kullar olmayı hepimize nasip etsin. Mohan Maaf Lahir Dan Batin.