Politika

Kılıçdaroğlu: O zaman cumhurun başkanı olmaz

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanlığı makamının herkesin ortak paydası olduğunu belirterek, "Cumhurbaşkanlığı makamını bir partinin makamına dönüştürürseniz, ortak payda olmaktan çıkar. Kendisine oy veren partilileri temsil eder. O zaman cumhurun başkanı olmaz" dedi.

İzmit’te muhtar ve azalarla bir araya gelen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, burada yaptığı konuşmada, Türk Polis Teşkilatı’nın 172. kuruluş yıl dönümünü kutladı.

Kendilerinin rahat uyuması, sokaklarda rahat gezmesi için polislerin 24 saat çalıştığını ifade eden Kılıçdaroğlu, polise ve askere sıkılan her kurşunun millete sıkıldığını söyledi.

”YENİ YAPILAN DÜZENLEMEYLE CUMHURBAŞKANI TARAFSIZ OLMAYACAK”

Kılıçdaroğlu, anayasanın bir ülkede yaşayan bütün vatandaşların haklarını güvence altına alma özelliği bulunduğunu dile getirerek, anayasanın hukukun üstünlüğü savunduğunu, üstünlerin hukukunu savunmadığını bildirdi.

Vatandaşın can ve mal güvenliğini temel haklarla anayasanın sağladığını, Türkiye’nin anayasalarının 1921’le başladığını anlatan Kılıçdaroğlu, 1921 Anayasasının birinci maddesinin “Hakimiyet, bila kaydü şart milletindir” olduğunu anımsattı.

Meclis kurulmadan bu maddenin anayasaya konulduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“Yani hakimiyet sarayın değil, milletindir denmiştir. Sonra 1924 Anayasasında da aynı kural vardır birinci maddede. Bugünkü anayasamızda da aynı ifade vardır. ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ der. Bu yapı içinde en tepedeki kişi cumhurbaşkanıdır. Cumhurbaşkanı tarafsız olmalıdır. Baştan beri cumhurbaşkanı tarafsızdır. Yeni yapılan düzenlemede cumhurbaşkanı aynı zamanda bir partinin de genel başkanı olacak. Yani tarafsız olmayacak. Şunu düşünebilirsiniz; ‘Cumhurbaşkanı tarafsız olmasın ne olur?’ Tarafsızlığın önemi nedir? Neden cumhurbaşkanı tarafsızdır? Cumhurbaşkanlarının tarafsızlığının önemi şuradan kaynaklanıyor; Cumhurbaşkanlığı adı üstünde cumhurun, yani 80 milyonun başkanıdır. Hangi partiden olursa olsun, hani kimlikten olursa olsun, hangi inançtan olursa olsun, hangi bölgede yaşarsa yaşasın 80 milyonu cumhurbaşkanı temsil eder. Nasıl? Bayrakla temsil eder.

Neden cumhurbaşkanı tarafsız olmak zorundadır? Cumhurbaşkanlığı makamı, bizim ortak paydamızdır, her partilinin, her kişinin. İster çocuk ister yaşlı, ister kadın ister genç, ister erkek ister sade vatandaş olsun, hepimizi temsil ediyor. O nedenle Cumhurbaşkanlığı makamı ortak paydamızdır. Cumhurbaşkanlığı makamını bir partinin makamına dönüştürürseniz, ortak payda olmaktan çıkar. Kimi temsil eder Kendisine oy veren partilileri temsil eder. O zaman cumhurun başkanı olmaz. Oy kullanırken sandığa giderken ‘evet’ veya ‘hayır’ oyu kullanırken bunu düşünmek zorundasınız.”

Bu durumun devlet yönetim anlayışıyla ilgisi olduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, “Cumhurbaşkanı, partinin genel başkanı olursa hakim tayin edecek. Siz bir partinin genel başkanı, bir mahkemeye hakim tayin ettiğinde o hakimin adaletli davranacağına inanıyor musunuz Ben hakim tayin edersem, Adalet ve Kalkınma Partili bir vatandaş da o hakime düşerse, doğru karar verse bile ona inanır mı İnanmaz, ben de inanmam. Onun için diyoruz tarafsız olması lazım” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, adaletin öneminden bahsederek, “Hakim tayin ettiğiniz andan itibaren adaleti çökertirsiniz. Adalet çok önemli bir kavramdır. Hak, hukuk ve adalet çok önemlidir. Hangi inançtan olursanız olun bütün inançların temelinde adalet vardır. Bütün inançların temelinde hak ve hukuk vardır. Siz adaleti, hakkı ve hukuku bir siyasi partinin genel başkanına teslim ederseniz, ülkenin geleceğini karanlığa yönlendirirsiniz. Bu kadar açık. Tercih milletin” değerlendirmesinde bulundu.

Bugünkü anayasaya göre, yurt dışı seyahatlerinde cumhurbaşkanına TBMM başkanının vekalet ettiğini aktaran Kılıçdaroğlu, “tek adam rejimi” olarak nitelendirdiği yeni sistemde, onun yerine başkan yardımcılarından birisinin vekalet edeceğini savundu.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Demokrasiyi savunursak sayın cumhurbaşkanı da seçimle geliyor. Ona vekalet edecek kişi neden seçimle gelmesin Neden TBMM başkanı vekalet etmesin Ne eksiği var TBMM başkanının Bütün siyasi partilere tarafsız. Demokrasiye ihanet ediyoruz. Seçimle gelmeyen birisi, Türkiye Cumhuriyetini temsil edecek. Hangi yetkilere sahip olacak Seçimle gelmeyen birisi cumhurbaşkanının sahip olduğu bütün yetkilere sahip olacak. Sayın cumhurbaşkanı gitmiştir bir yere, öğlenden sonra ‘Ben Meclis’i feshettim’ diyebilir. Yetkisi var mı Var. Diyebilirsiniz ki ‘Velaket eden biri feshedebilir mi?’ Ben de biliyorum olmayabilir, olmaması da zaten normaldir ama öyle bir yetki veriyorsunuz ki birisi gelir ‘Ben feshettim’ der.”
Kemal Kılıçdaroğlu, parlamentonun yetkilerinin bir kişiye verilmesinin sorun oluşturacağını söyledi. Tek adam rejiminde hangi bakanlığın kurulacağına ve kapatılacağını bir kişinin karar vereceğini savunan Kılıçdaroğlu, bakan sayısı ve görev alanını da parti başkanının belirleyeceğini aktardı.

Yeni sistemde yapılacak hatanın faturasını 80 milyonun ödeyeceğini öne süren Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“Freni olmayan bir otobüse çocuklarımızı bindiriyoruz sevgili anneler. Yazık, günah değil mi Denetimi yok bu işin. Al 80 milyonu, al Türkiye’yi tepe tepe kullan. Böyle bir yetki olur mu arkadaşlar Dünyada hangi yönetime böyle bir yetki verilmiş ‘ABD’de de başkanlık var.’ Doğru. Başkan ABD’de hakim tayin edemez, büyükelçi bile tayin edemez. Eğer senato kabul ederse ataması olur. Şimdi biz aynı zamanda başkan, parti genel başkanı… Anayasa Mahkemesinin 15 üyesinden 12’sini bir partinin genel başkanı tayin edecek. Bir partinin genel başkanı, Genelkurmay Başkanını tayin edecek. Bir partinin genel başkanı bütün valileri, kaymakamları, genel müdürleri, müsteşarları tayin edecek. Bir partinin genel başkanı bütün bakanlıkları belirleyecek. Ne demek bu Eğer bir kişiyi ikna ederseniz, kandırırsanız, satın alırsanız 24 saat içinde Türkiye Cumhuriyeti devletini birilerine teslim edersiniz. Neden? O bir kişiye öyle yetki veriyorsunuz ki, 24 saat içinde bütün müsteşarları, bakanları, başkan yardımcıları, valileri, kaymakamları, Anayasa Mahkemesinin üyelerini, müftüleri, emniyet müdürlerini değiştirebilir.”

Kılıçdaroğlu, sandığa giderken vatandaşların elini vicdanına koymalarını isteyerek, “Bunun partiyle ilgisi yok. Bunun kişiyle de ilgisi yok. Partiyle ilgisi olsa partimizin bayraklarını asardık, seçime gidiyoruz diye. Yok öyle bir şey. Partilerle falan ilgili değildir, bu tamamen bir memleket meselesidir. O nedenle sandığa giderken hepimizin düşünmesi lazım. Çoluk çocuğunuzu düşünün, demokrasiyi düşünün, can ve mal güvenliğini düşünün. Bir kişiye öyle yetkiler veriyoruz ki, bir sanayicinin mal varlığına kararnameyle el koyabilir. Devlet memurluğu kavramı kalmayacak, her şey bir kişinin ağzından çıkacak iki kelimeye bağlı” ifadesini kullandı.

Vatandaşlardan 16 Nisan’da hayırlı bir iş yapmalarını talep eden Kılıçdaroğlu, “Parlamenter sistemde eksiklik yok mu Var tabii. Düzeltilebilir. Parlamenter sistemdeki eksiklik 12 Eylül darbe hukukundan kaynaklanıyor. Yüzde 1 oy alan partinin genel başkanı niye Meclis’e gelmesin. Çıksa konuşsa ne olur? Niye konuşmuyor. Meclis’te konuşursa ayıp mı olur? Yanlış mı olur? Milli irade Meclis’e tam yansımalı. Biz bunu savunuyoruz. Daha pek çok konu düzeltilebilir” diye konuştu.

“HEP BİRLİKTE HUZUR İÇİNDE BİR BAYRAM HAVASINDA SANDIĞA GİDELİM”

“Evet’in vebali ağırdır” diyen Kılıçdaroğlu, “Türkiye nereye gittiği belli olmayan bir yolculuğa çıkmış olacak. Bir kaosun içine Türkiye sürüklenmiş olacak. Bir kişinin yaptığı hata 80 milyona mal olacak. Demokrasi askıya alınacak. Bu ülkeye turist gelmeyecek. Çünkü hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin hukuku olacak. Başkan, başkan yardımcıları ve bakanlar hiçbirisi milletvekili değil. Hiçbirisi lütfedip Meclis’e gelmeyecek. Niye gelsinler ki?” ifadelerini kullandı.

Ülkenin geleceğiyle ilgili herkese sorumluluk düştüğünü ifade eden Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Bu tamamen demokrasiyle ilgili bir olaydır. Gelin hep birlikte huzur içinde bir bayram havasında sandığa gidelim. Hayırlı bir iş yapalım. ‘Hayır’ oyumuzu kullanalım. Bütün dünyaya şu mesajı verelim; ‘Bütün baskılara rağmen Türkiye Cumhuriyetinin vatandaşları, demokrasiye sahip çıktılar. Demokrasiyi yücelttiler.’ Emin olun dünyada en büyük itibarı kazandıran referandum olacak. Türkiye’ye dünyada itibar kazandıran en büyük hareket olacak. Bütün baskılara rağmen millet gitti demokrasiye sahip çıktı, tek adam rejimine değil. Bir şeyi unutmayın, teklik yalnızca Allah’a mahsustur.”
”BİR KİŞİ HATA YAPARSA FATURAYI 80 MİLYON ÖDEYECEK”
Daha sonra ise sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya gelen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “tek adamlığın ülkeye vereceği zararları” örnekler vererek anlattı.
Geçmişte Mustafa Kemal Atatürk’e verilmeyen Meclis’i fesih yetkisinin, şimdi bir kişiye verilmek istendiğini savunan Kılıçdaroğlu, bu konuda herkesin çocuklara, tarihe, demokrasiye, bayrağa ve vatana karşı sorumluluğu olduğunu kaydetti.

Kılıçdaroğlu, bir kişiye bu kadar yetki verilmesinin Türkiye’yi nereye götüreceğini sorarak, “Beşer şaşar. Hata insana mahsustur. Bütün yetkileri verdiğiniz bir kişi hata yaparsa faturayı 80 milyon ödeyecek. Demokratik sistemle tek adam rejimi arasındaki temel farklılık nedir? Demokratik sistemde bir kurum, bir kişi hata yaptığında onu bir başkası, bir başka kurum düzeltir. Tek kişilik yönetimde onun yaptığı hatanın düzeltilmesi mümkün değildir. Faturayı vatandaş öder. Önünüze gelecek düzenlemelerin ana kaynağı budur” diye konuştu.

“TAMAMEN DEMOKRASİYLE İLGİLİ BİR OLAY”

Kılıçdaroğlu, anayasadaki Meclis’i feshetmenin şartını anlatarak, “Sandığa giderken elinizi vicdanınıza koyun ve oyunuzu öyle kullanın. Bir kişi TBMM’yi hiçbir gerekçe göstermeden feshetsin mi, etmesin mi Bu iş bu kadar basit. Bunun partilerle ilgisi yok. Bunun kişilerle de ilgisi yok. Tamamen demokrasiyle ilgili bir olaydır. Bunun sağı, solu da yok ortası da yok” ifadesini kullandı.

Vatandaşların bu konuda sorumluluğu bulunduğunu aktaran Kılıçdaroğlu, “Hepimiz demokrasi içinde yaşamak istiyoruz. Benim gibi düşünmeyen insanın da düşüncesini özgürce ifade etmesi lazım. Demokrasi budur. Seçim olsa burada seçim propagandası yaparım ama seçim değil. Anayasa değişikliği, niçin böyle bir yetkiyi bir kişiye veriyoruz?” şeklinde konuştu.

Kılıçdaroğlu, anayasa değişikliğiyle, bir parti genel başkanına “devletin bütün kadrolarını tayin etme yetkisi” verileceğini savunarak, şunları kaydetti:

“Neden bu kadar TBMM üzerinde duruyoruz Sebebi şu; Milli Kurtuluş Savaşı’nı yöneten Meclis, TBMM’dir. Başka bir meclis yoktur. O nedenle unvanı Gazi Meclis’tir. Bu Meclis aynı zamanda Kıbrıs Barış Harekatı’nı yöneten Meclis’tir. Bu Meclis aynı zaman 15 Temmuz darbe girişimini savuşturan bir Meclis’tir. Bu Meclis’in kabahati, kusuru ne Niye bu Meclis’in elinden bazı yetkileri alıp bir kişiye veriyoruz.”

Anayasanın, vatandaşların can ve mal güvenliğini sağladığını anlatan Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bu memleketin geleceği için gideceğiz referandumda oy kullanacağız. İşin özü, budur. Eğer siz bunu kabul ediyorsanız, bu memlekete demokrasi lazım, bu memlekete hukuk lazım, bu memlekete adalet lazım diyorsanız ‘hayır’ oyunu kullanmak zorundasınız. Bir parti genel başkanı hakim tayin eder ve siz de o hakime davanız düşerse, siz de karşı görüşten olursanız o mahkemenin adalet dağıttığını düşünür müsünüz Ben şahsen düşünmem. Nasıl olur da siyasi parti genel başkanı hakim tayin edecek. O adalete kim güvenecek.”
Kılıçdaroğlu, adaletin mülkün temeli olduğunu belirterek, hak, hukuk ve adaletin bir kişiye teslim edilemeyeceğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, vatandaşlara neden “evet” demeleri gerektiğinin anlatılmadığını savunarak, “Her birimizin tek tek sorumluluğu var. Frensiz otobüs olabilir mi? Nereye gittiği belli olmayan bir tren olur mu? 80 milyonu, freni olmayan ve nereye gittiği belli olmayan bir otobüse bindirmek istiyorlar. Buyurun beyler, hep beraber gidiyoruz. Nereye gidiyoruz belli değil. Biz bu ülkeyi kolay kurmadık. Bu ülke acıyla, kanla, gözyaşıyla kuruldu. Binlerce şehidimiz var. Anlatmamız lazım. Bunların tamamından sorumluyuz” diye konuştu.

“KIŞLAYA DA ADLİYEYE DE CAMİYE DE SİYASETİ SOKUYORLAR”

Başkanın bir kararnameyle bütün sendikaları, muhtarları kapatabileceğini ileri süren Kılıçdaroğlu, bugünkü demokratik parlamenter sistemde kapatması için Meclis’ten kanun çıkarması gerektiğini vurguladı.

Getirilmek istenilen modelin, dünyada bulunmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, “Türk tipi model’ diyorlar. Osmanlı’da bile böyle bir model yok. Osmanlı’da padişah var, veziriazam var, yani başbakan, vezirler var, yani bakanlar var. İstişare var, danışma var. Şeyhülislam çok önemli mevkidedir. Padişah, şeyhülislamdan fetva almadan bir şey yapamaz. Şimdi öyle bir yetkiyi, bir kişiye veriyoruz ki her şeyin üstünde. Sakın unutmayın; teklik Allah’a mahsustur” değerlendirmesinde bulundu.

İstanbul’daki Yenikapı mitinginde bir daha Türkiye’de darbe olmaması için 12 madde saydığını anımsatan ve bunlardan bazılarının kışlaya, adliyeye ve camiye siyasetin sokulmaması olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Şimdi tam tersini yapıyorlar. Kışlaya da adliyeye de camiye de siyaseti sokuyorlar. Yazıktır, günahtır bu memlekete. Gerçekten hepimizin oturup düşünmesi lazım. Öyle bir devlet inşa etmek istiyorlar ki üstünlerin hukuku. Hiç hesap vermeyecekler. Bakanlar, yeni tek adam rejiminde hiçbirisi milletvekili olmayacak. Hiçbir başkan yardımcısı milletvekili olmayacak.”

“EVET’ ÇIKARSA SURİYELİLERE DE VATANDAŞLIK VERECEKLER”

Kılıçdaroğlu, yeni düzenlemede seçilme yaşının 18’e indirilmesine de değinerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Hak ve hukuk da kendilerine göre hak ve hukuk. En tipik örneği de 18 yaşında çocuğun milletvekili olması. Sizin çocuklarınız mı 18 yaşında milletvekili olacak? Yoksa bu Ankara’daki beylerin çocukları mı? 18 yaşındaki çocukları ikbal için milletvekili yapacaklar, ömür boyu askerden muaf yapacaklar, 2 yıl milletvekilliği yaptığı zaman da milletvekilliği emekliliği haklarını kazanmış olacaklar. Bu kaymağı, ballı böreği size mi bırakacaklar Sizin çocuklarınız El Bab’a gidecek, sizin çocuklarınız gidecek eksi 35-40 derecede PKK ile mücadele edecek, bu beylerin çocukları ömür boyu askerden muaf, milletvekilliği, milletvekilliği emeklilik hakları.. Bunun adı da adalet olacak.

Hepimize görev düşüyor. Şimdi bir şey daha düşünüyorlar. ‘Evet’ çıkarsa 4 milyon Suriyeliye de vatandaşlık verecekler. Gözünüz aydın. Siz, ‘Zaten nüfusumuz az, zaten çocuklarımızın hepsi iş güç sahibi, fabrikalar işçi alıyor dolayısıyla mecburen dışarıdan işçi ithal edeceğiz’ diyorsanız, gidin ‘evet’ oyu verin. Böyle bir rezalet olmaz, bizim çocuklarımızın işi gücü var. Benim çocuğum El Bab’a gidecek Suriye için, Suriyeli 15, 20 yaşındaki çocuk Türkiye’de volta atacak. Ben şehit olacağım, o burada sefalar sürecek. Benim esnafım vergi ödeyecek, Suriyeli vergi ödemeyecek. Bizim çocuğumuz üniversiteye gitmek için sınava girecek, onların çocukları sınavsız üniversiteye giriyor. Ya hu bu adalet mi, hak mı, hukuk mu? Bana ‘hayır’ demeniz yeterli değil, sandığa gideceksiniz orada ‘hayır’ diyeceksiniz.”

X