Gezi Rehberi

Muhteşem Kenya Gezisinden Geriye Kalanlar

Bir seyahatin en heyecanlı yeri planlama aşamasıdır benim için. A’dan Z’ye gideceğim ülke hakkında her türlü bilgiyi öğrenir, yapılacak ve gezilecek yerleri listeler öyle başlarım planlamaya. Hedef Afrika, niyetimiz Safari ve oradaki köyleri ziyaret etmek...

Hazırlayan: Büşra CİRİT-DURMAZ

Haritadan Afrika’ya baktığımızda ilk gözümüze çarpan Kenya oldu ve daha fazla düşünmeden rotamızı Kenya`ya çevirdik. Kenya dışında gittiğimiz tüm rotalarda uçak ve otel biletlerini normalde kendim farklı sitelerden araştırarak en uygununu alırım. Lakin tamamen farklı bir dünya olan Kenya’da seyahat etmek biraz riskli olduğu için bunu bir seyahat acentası üzerinden yapmaya karar verdik.

Kenya’da Safari için en uygun zaman?
Safari’nin en önemli unsurlarından biri Big Five`ı ve onun dışında çok çeşit vahşi hayvanları görmek. Bu yüzden Safari için tercih edilen ay genelikle Eylül oluyor çünkü bu ayda birçok göç gerçekleşiyor.

Peki Big Five ne demektir?
Big Five Fil, Aslan, Leopar, Gergedan ve Bizon’dan oluşmaktadır. Bu hayvanların tümünü gördüğünüz zaman başarılı bir Safari gerçekleştirmiş oluyorsunuz.

Kenya için vize gerekli mi?
Kenya için Türk vatandaşlarına kapıda vize uygulanıyor. 40 Euro karşılığında vizenizi elden alabiliyorsunuz.

Kenya’da kaç gün kalınmalı?
Safari, deniz tatili ve köy ziyaretleri ile beraber toplamda 8-9 gün Kenya için ideal. Safari için 3 gece 4 gün yeterli oluyor. Safariyi tatilimizin ortasına aldık. Böylece safari yorgunluğunu atarak evimize geri dönme fırsatımız oldu.

Gel gitleriyle şaşırtan Diani Plajı
İlk iki günümüzü deniz tatili için Mombasa’da 25 km uzunluğundaki Diani Plajında geçirdik. Denizin berraklığı ve birbirinden farklı mavi tonlarının yanı sıra plajda gerçekleşen gel git olayı muazzam bir görüntüydü. Sabahları denizin yaklaşık 70 metre geri çekilmesi ve gün boyunca 70 metre ileride bir yerde dalgaları görmek çok ilginçti. Ayrıca suyun geri çekilmesi ile denizin altındaki taşları ve deniz bitkilerini görmek de çok enteresan bir deneyimdi. Akşam üzeri ise dalgaların olduğu yerde sanki bir kapı açılıyor ve deniz sahile vuruyor. Sabahları yürünen yerde artık yürümek mümkün değil hatta yüzmek bile kolay olmuyor. Bahsettiğim gelgit olayı hergün sabah-akşam Kenya’da yaşanmakta.

Maymunlarla safari öncesi tanışma…

Safari öncesi otel alanındaki maymunlar bize ön bir alıştırma oldu. Maymunlarla hiç bu kadar yakın olduğumu hatırlamıyorum. Onlarca maymun sürekli, akşam üzerine doğru ortaya çıkıyor ve otel alanında geziniyorlar. Yalnız bu maymunlara biraz dikkat etmek gerekiyor; insanlar için tehlikeli değiller ancak özel eşyalarınızı alıp kaçabilirler, o yüzden aman dikkat!

Büyük gün geldi: Safari zamanı!
Kenya’da üçüncü günümüz, sabah saat 5.30’da lobide safari rehberimiz Jamaık’ı bekliyoruz. Yanımıza sadece iki küçük el bagajı aldık ve diğerlerini otelimizin lobisinde bıraktık. Safari’ye büyük bavul almayı tavsiye etmiyorlar çünkü çokça toz topraklı yollardan geçiliyor ve sürekli konaklama yerlerini değiştiriyorsunuz. Biz de bu kurala uyarak yanımıza iki küçük el bagajı aldık ve heyecanla beklediğimiz maceralı yolculuğumuza başladık.

180 km’lik uzun bir yolculuğun ardından ilk safari bölgemize ulaştık. Tsavo East Nationalpark ilk rotamızdı. Rehberimiz safari aracının tepesini Nationalpark`a girmeden açarak hazır hale getirmişti. Böylelikle ayağa kalkarak açık olan bölümden hayvanları daha rahat bir şekilde izleme şansımız oldu. İlk safari bölgesine geçmeden önce Safari’de yanınızda olması gereken en önemli şeyleri sıralamak istiyorum.
– Rahat kıyafetler; renk olarak yeşil, kahverengi tonları veya bej. Tabii ki rahat bir ayakkabı
– Dürbün (Hayvanlar sürekli aracın çok yakınlarında olmayabiliyor. Daha rahat izlemek ve görmek için dürbün kesinlikle şart)
– Boyun yastığı (Yollar düzgün olmadığı için seyahat esnasında boyun yastığı sizi rahatlatacaktır)
– Fotoğraf makinası
– Islak mendil (Sürekli toz içinde kaldığınızdan dürbün vs. silmek için mutlaka yanınızda bulunmalı)
– Boğaz pastili
– Ağız maskesi (Tozlu Nationalpark`ta tozları yutmamak için çok faydalı olacaktır)
– Safari şapkası
– Gözlük

Ve Nationalpark`a giriş yapıyoruz…
Çok heyecanlı bir şekilde hayvanları arıyoruz ve daha çok ilerlemeden karşımıza çıkan geyik sürüsünü incelemeye başlıyoruz. Tsavo East Nationalpark`ın kırmızımsı toprağının üzerinde geyiklerin hemen ardından karşımıza zebralar, filler ve yaban domuzları çıkıyor. Bazı hayvanları çok yakından görebilirken bazılarını dürbünümüzle izliyoruz. Geyikgillerden gelen binbir çeşit geyik olduğunu ve aynı şekilde ceylanların olduğunu ilk kez bu safaride öğrendim. Karşımıza çıkan geyik zannetiğimiz her hayvanı rehberimize sorduğumuzda çok farklı isimler söylüyordu.

Daha ilk günden arslanları görebileceğimizi düşünmezken hemen ileride bir arslan karşımıza çıkıyor ve onu biraz takip ettiğimizde büyük bir aslan grubunun yanında buluyoruz kendimizi. Onları bu kadar yakından izlemek çok heyecan verici.

Safari için en iyi saatler sabah 10.00 ile 13.00 ve öğleden sonra 16.00 ile 18.00 arası çünkü hayvanlar öğlenleri genelde uyku molası yapıyorlarmış. Bu yüzden öğle yemeği ve dinlenme molası için ilk konaklayacağımız kamp yerimize geçiyoruz ve bizi muhteşem bir manzara karşılıyor. Kamp odalarının hemen karşısında bir gölet var, hayvanlar oraya şu içmeye geliyorlar. Restaurant bölümünde yemeğimizi yerken filleri, zebraları, yaban domuzlarını, leylek ve birçok kuş çeşidini görme şansı buluyoruz.
Öğleden sonra buluşma saatimiz 4. Hazır ve heyecanlı birşekilde arabamızın önünde rehberimizi bekliyoruz. Safari şoförleri çok tecrübeli olduklarından hayvanların aşağı yukarı nerelerde olabileceklerini biliyorlar ve ona göre hareket ediyorlar. Araç kullanırken bile hayvanları çok uzaktan farkedebiliyorlar ona göre yavaşlıyor ve hayvanları korkutmuyorlar.
2. Turumuz için yola çıkıyoruz ve yine binlerce farklı hayvanı izleyip kamp alanımıza geri dönüyoruz.

Safaride 2. Gün: İstikamet Amboseli National Park
Amboseli Nationalparkı`nda da yine çok çeşit hayvan görmek mümkün. Lakin bizim için en güzeli bir anne arslan ile yavrusunu izlemek oldu. Ardından öğrendiğimiz bilgiler ise bizi çok şaşırtı. Öncelikle arslanlar insanlar için çok tehlikeli değilmiş, çünkü arslanlar kendilerini tehlikede hissetmediği zaman insanlara zararda bulunmazmış. Ayrıca arslanlar grup halinde bir zebrayı yer ve tamamen açıkmadan asla başka bir hayvana zarar vermezlermiş. Esas enteresan olan bilgi ise 3. gün göreceğimiz su aygırları hakkındaydı. Su aygırları insanlar için aslanlardan daha tehlikeliymiş çünkü bu hayvan insanları tehlike olarak görür, öldürür ve kendisi otçul bir hayvan olduğu için öldürdüğü insanları kendisi yemez timsahlara atarmış!


Safari`de son gün: Tsavo West National Park
3. gün ve son gün olarak Tsavo West National Park`ı göreceğiz. Burası diğer iki yerden çok farklı çünkü hayvanlar sürü halinde ve heryerdeler. O meşhur Baobab ağaçlarını burda bol bol görmek mümkün. Ağaçlar ve etraftaki hayvanlarla buradaki görüntü muhteşem. Ayrıca hava durumuna göre meşhur Klimanjaro Dağı`nı da görebilirsiniz.

Bugün bir leopar karşımıza çıkıyor lakin dürbünsüz görmek çok zor, baya bir mesafe var aramızda. Hemen ardından bir grup arslanın zebrayı yakalayıp parçalamasını izliyoruz. Enteresan olan ise hemen arka tarafta bir sırtlanın yatarak arslanları izlemesi. Rehberimize sırtlanı sorduğumuzda şu bilgiyi alıyoruz: Sırtlanlar grup halinde olduklarında arslanlar için tehlikeli olabiliyormuş. Ayrıca arslanlar zebrayı yedikten sonra sırtlan grubu gelip geri kalan bölümü yiyerek karınlarını doyururlarmış.

Bu bilgiler eşliğinde hayvanları biraz daha izledikten sonra kalacağımız yere doğru geçiyoruz. Bugünkü yerimiz yeşilliklerin arasında. Görüntü çok güzel ancak doğayla içiçe kalacağımız yerin sadece bir çadır olduğunu gördüğümüzde biraz çekiniyoruz. Çünkü hemen önümüzde bir gölet var ve bu göletin içinde ise su aygırları ve krokodiller yaşıyor! Rehberimiz su aygırları ve krokodillerin çadırların olduğu bölüme gelmediğini ama etraftaki maymunlara dikkat etmemiz gerektiğini söylüyor. Çadırın giriş bölümü açık kaldığında maymunlar içeri girip çanta vs. gibi özel eşyaları alıp kaçabiliyormuş. Ancak bütün bu tedirginliğe rağmen safari yorgunluğundan olsa gerek hiç korkmadan uyuyakalıyorsunuz.

Yürüyerek Safari
Deniz tatili için otelimize geçmeden önce 1 saatlik yürüme safarisi yapacağımız öğreniyoruz. Bu safari de oldukçe heyecan vericiydi çünkü araba ile gezdiğimiz yerlerden yürüyerek ilerlemeye başladık. Daha çok geçmeden karşımıza bir geyik sürüsü denk geldi ama bizi hissettikleri anda kaçmaya başladılar. Daha sonrasında rehberimiz yerdeki ayak izlerini takip ederek bizi su aygırlarının olduğu bölüme doğru götürdü. Birgün önce aldığımız bilgiyi kendisine ilettiğimizde bize su aygırlarının sadece belirli saatlerde dışarıda olduğunu anlattı. Su aygırlarının suyun içinde yaklaşık 3 saat kalmaları gerekiyormuş, 3 saat içerisinde üzerlerinde oluşan güneş kremi tarzında bir maddeyi hissetmeye başladıklarında sudan dışarı çıkarlar ve güneşle beraber o kremsi yapının gitmesini beklerlermiş. Rehberler bunu bildikleri için turistleri belirli bir saatte su aygırlarının oraya götürüp yakından görmelerini sağlıyorlar. Yürüyüşümüz esnasında timsahları da görme şansı bulduk ve tekrar kamp alanına gelerek eşyalarımızı toparladık.

Kenya`daki küçük köy
Safari yolculuğumuz bu şekilde biterken eve dönüş yolunda bir köye uğruyoruz. Kenyalılar bize özel danslarını gösteriyorlar, fil tezeğinden yaptıkları ‘’evlerini’’ gezdiriyorlar. Kenyada en çok etkilendiğim şeylerden bir tanesi bu yerleşim yerleri oldu. Doğa ile iç içe ve çok zor şartlarda yaşıyorlar ayrıca doğal yaşamın ortasında köylerini vahşi hayvanlardan korumaları gerekiyor. Buradaki köy sorumlusunun söylediği şu cümle beni çok etkiledi: “Biz hayvanların yerleşim yerlerinde yaşıyoruz, o yüzden bazen filler gelip evlerimizi yıkabiliyorlar. Ancak böyle bir durumda biz fillere karşı bir önlem almıyoruz yani onlara zarar vermiyoruz. Onun yerine gidip başka bir yerde kendi köyümüzü tekrardan inşa edeyoruz.”
Bu naif insanların yaşadığı köylerden birini ziyaret etmeyi düşünürseniz mutlaka çocuklar için balon, şeker, oyuncak tarzı şeyler götürmelisiniz, inanın çok seviniyorlar. Yolculuk esnasında da sürekli size el sallayan ve gülümseyen çocukları görmeniz mümkün.

Kenya gezisinin ardından aklımda kalanlar…
Afrika dendiği zaman akla ilk gelen soru hijyen oluyor. Şunu söylemeliyim ki bizim konakladığımız yerlerde yemekler tahmin edemeyeceğimiz kadar lezizdi ve tropikal meyvelere kadar her şey hijyenik bir ortamda sunuluyor.

Özet olarak Kenya ve orada Safari yapmak kesinlikle deneyimlenmesi gereken bir gezi. Gitmeden önce bu kadar heyecanlandığım ve tedirgin olduğum tek yer Kenya`ydı. Ama şimdi geriye baktığımda iyi bir organizasyon şirketi ile korkulacak, tedirgin olacak hiç birşeyin olmadığını görüyorum.
Kenya’ya mutlaka gitmeli; oradaki doğayı, hayvanları, denizi ve insanları mutlaka görmelisiniz…