
Bu artış dikkat çekici olsa da İsviçre hâlâ bazı ülkelere göre daha düşük tüketim seviyesinde. Sektör temsilcilerine göre komşu ülkelerde kişi başına tüketim 230 ila 250 yumurta arasında değişirken, Japonya ve Meksika gibi ülkelerde bu sayı 300’ün üzerine çıkıyor.
Artan talebe rağmen yerli üretim bu ihtiyacı karşılamakta zorlanıyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri üretimin kısa vadede artırılamaması. Yumurta üreticilerinin sayısı yaklaşık 800 ile sınırlı ve yasal düzenlemeler gereği bir işletmede en fazla 18 bin tavuk bulundurulabiliyor. Organik üretimde ise bu sınır 4 bin tavukla daha da düşük.
Sektör temsilcisi Daniel Würgler, yeni bir kümes kurmanın 3 ila 6 yıl sürdüğünü belirterek üretimin hızlı şekilde artırılamadığını vurguluyor. Bu durum özellikle Noel ve Paskalya gibi dönemlerde arz-talep dengesini daha da zorlaştırıyor.
Bu açığı kapatmak için İsviçre büyük ölçüde ithalata yöneliyor. Tüketilen yumurtaların yaklaşık yüzde 40’ı yurt dışından geliyor. En fazla ithalat ise Hollanda, Almanya ve Fransa’dan yapılıyor. Büyük perakende zincirleri Coop, Migros ve Aldi, rafların boş kalmaması için ithalatı artırdıklarını belirtiyor.
Ancak küresel gelişmeler de arzı zorlaştırıyor. Özellikle kuş gribi nedeniyle ABD’de milyonlarca tavuğun itlaf edilmesi, Avrupa’daki üreticilere olan talebi artırdı. Avrupa’da da benzer salgınların yaşanması, yumurta arzını daha da kısıtladı. Sektör temsilcileri artık fiyatlardan çok ürünün bulunabilirliğinin konuşulduğunu ifade ediyor.
Buna rağmen yumurta fiyatlarının talebe paralel olarak artmaması dikkat çekiyor. Bunun nedeni ise fiyatların genellikle yılın sonbahar döneminde sabitlenmesi. Üreticiler, uzun vadeli yatırım planları nedeniyle fiyat istikrarının kendileri için kritik olduğunu vurguluyor.
Uzmanlara göre mevcut tablo, İsviçre’de gıda üretiminin yapısal sınırlarını ortaya koyarken, artan talep karşısında ithalata bağımlılığın önümüzdeki yıllarda da devam edeceğine işaret ediyor.




