
Sağ partiler, sorunun çözümü için daha sert önlemler talep ediyor. SVP, suç işleyen yabancıların daha hızlı ve sistematik şekilde sınır dışı edilmesini savunurken, yaklaşan “10 milyonluk İsviçre” girişimini güvenlik açısından kritik bir adım olarak görüyor. Parti, özellikle şiddet suçlarında zorunlu sınır dışı uygulamalarının genişletilmesini ve riskli görülen sığınmacılar için daha sıkı önlemler alınmasını istiyor.
FDP de benzer şekilde suç işleyen yabancıların ülkeden çıkarılmasını savunuyor. Ancak parti, uygulamada yaşanan en büyük sorunun bazı ülkelerin vatandaşlarını geri kabul etmemesi olduğunu belirtiyor. Bu nedenle FDP, bu ülkelere yapılan kalkınma yardımlarının kısıtlanmasını gündeme getiriyor. Aynı zamanda Schengen/Dublin anlaşmalarının korunmasının önemine dikkat çekiyor.
Sol partiler ise farklı bir yaklaşım benimsiyor. SP, suçun pasaportla değil, sosyal koşullarla ilgili olduğunu vurguluyor. Parti, özellikle yoksulluk, işsizlik ve entegrasyon sorunlarının suç oranlarını etkilediğini belirterek, çözümün daha fazla önleme ve sosyal destekten geçtiğini savunuyor. Özellikle aile içi şiddetle mücadele ve mağdur koruma politikalarının güçlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.
Merkez Parti (Die Mitte), tartışmada daha dengeli bir çizgi izliyor. Parti, göçün tek başına sorun olmadığını ancak tamamen göz ardı edilemeyeceğini belirterek, suç işleyenlerin kökeni hakkında “dürüst bir tartışma” yapılması gerektiğini savunuyor. Aynı zamanda kadın sığınma evlerine erişimin kolaylaştırılması ve şiddetle mücadelede daha sistematik bir yaklaşım öneriyor.
Yeşil Liberaller (GLP) ise “basit çözümler” konusunda uyarıyor. Parti, özellikle şiddet suçlarının önemli bir kısmının aile içinde gerçekleştiğine dikkat çekerek, tek başına yabancı suçluluğuna odaklanmanın sorunu çözmeyeceğini belirtiyor. Uzman analizlerine dayalı, kapsamlı politikalar geliştirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Sonuç olarak İsviçre’de suç ve göç ilişkisi tartışması yeniden siyasi gündemin merkezine yerleşmiş durumda. Ancak çözüm konusunda partiler arasında sert bir görüş ayrılığı bulunuyor: Bir yanda daha katı sınır dışı politikaları, diğer yanda sosyal önleme ve entegrasyon odaklı yaklaşımlar öne çıkıyor.




