“Demokrasi girişimi” olarak adlandırılan öneri, vatandaşlığa kabul sürecinde ülke genelinde tek tip kurallar uygulanmasını öngörüyor. Ayrıca başvuru için gerekli yasal ikamet süresinin beş yıl ile sınırlandırılması planlanıyor.
Ancak mevcut sistemde kantonların (yerel yönetimlerin) önemli rol oynadığı vatandaşlık sürecinin merkezileştirilmesi, özellikle muhafazakâr partilerin tepkisini çekiyor.
Muhafazakâr partiler girişime karşı çıkarken, SP ve Grüne gibi sol partiler düzenlemeyi destekliyor. GLP ise bazı değişikliklerle sürecin kolaylaştırılmasını savunuyor.
Destekleyenler, mevcut vatandaşlık süreçlerinin karmaşık, pahalı ve bölgeden bölgeye farklılık gösterdiğini belirtiyor. Ayrıca uygulamalarda keyfi kararların ortaya çıkabildiğine dikkat çekiliyor.
Sol partiler ve merkezde yer alan bazı gruplar, özellikle ikinci kuşak göçmenler için vatandaşlık sürecinin kolaylaştırılmasını istiyor. Mevcut sistemde bu kolaylık yalnızca üçüncü kuşak için geçerli.
Buna karşılık sağ partiler, vatandaşlık şartlarının gevşetilmesinin entegrasyon sorunlarına yol açabileceğini savunuyor.
Girişime karşı çıkanlar, önerinin vatandaşlık sürecini fazla kolaylaştırarak bir “idari işlem” haline getireceğini öne sürüyor. Bu görüşe göre, entegrasyonu zayıf veya suç geçmişi olan kişilerin de vatandaşlık almasının önü açılabilir.
Ayrıca dil şartlarının da yumuşatılmasının toplumsal uyumu olumsuz etkileyebileceği dile getiriliyor.
Ulusal Meclis çoğunluğu, girişimin karşı teklif olmadan halk oylamasına sunulmasını istiyor. Bu da son kararı İsviçre halkının vereceği anlamına geliyor.
Tartışmaların önümüzdeki dönemde daha da yoğunlaşması beklenirken, vatandaşlık politikası ülkenin en önemli siyasi gündem maddelerinden biri olmayı sürdürüyor.