Söyleşi

İsmail Baki Tuncer: ‘Yolda yürürken de taklit yapıyorum’

O henüz 38 yaşında, evli ve iki çocuğu var. Hayranları onun yaptığı taklitlerle oldukça keyifli dakikalar geçiriyor. Yıllardır hem ekranlardan hem de radyo programlarından takip ettiğimiz yaptığı espriler ve taklit şovlarla hepimizi gülmekten kırıp geçiren İsmail Baki Tuncer bu ayki konuğumuz.

O henüz 38 yaşında, evli ve iki çocuğu var. Hayranları onun yaptığı taklitlerle oldukça keyifli dakikalar geçiriyor. Yıllardır hem ekranlardan hem de radyo programlarından takip ettiğimiz yaptığı espriler ve taklit şovlarla hepimizi gülmekten kırıp geçiren İsmail Baki Tuncer bu ayki konuğumuz. Ünlü komedyen ile yakın akrabalığı bulunan gazetemizin kültür sanat sorumlusu Mehmet Ali Tuncer İstanbul`da bir araya gelerek bir söyleşi gerçekleştirdi.

Sevgili İsmail Baki bu ay sanat köşemizde seni ağırlıyoruz. Hemen sormak istiyorum günlerini nasıl geçiriyorsun?

Değerli abim hoşgeldiniz. Sizlerle vakit geçirmek benim için de oldukça büyük bir keyf. Son zamanlarda vaktimin çoğunu aileme ayırarak geçiriyorum. Malumunuz iki çocuğumuz var ve her ikisinin de okul hayatı devam ediyor. Bu günlerde elimden geldiğince vaktimi aileme ayırarak özlem gidermeye çalışıyorum. Bizim işimizin yarın ne olacağı belli olmuyor. Birden kendiniz farklı projeler içinde bulup evladınızdan ailenizden uzak kalabiliyorsunuz. Ben de bunun bilincindeyim ve bol bol ailemle vakit geçiriyorum.

baki tv

Bizlere İsmail Baki Tuncer’in başarı hikayeni anlatabilir misin?

Benim profesyonel sanat yaşantım ilk olarak TRT1`de yayınlanan TRT Pazar adlı programda başladı. Programda çeşitli skeçler ile seyirci karşısına çıkıyordum. Program yapımcısı Hıncal Uluç beni programın ilk günü çok beğenmişti ve benden her hafta programa çıkarak skeçler yapmamı istedi. Sonrasında iki yıl boyu TRT`de canlı olarak yayınlanan bu programda şovlarım devam etti. Program canlı yayınlandığı için çok dikkat isteyen ve zorlukları olan bir çalışmaydı.

Sonrasında Radyo Klas, Süper FM, Pal FM gibi radyolarda programlarım oldu. Radyoculuk yaşantımın yanısıra TV çekimleri ve programları da sürekli devam etti. Yine TRT`de yaptığım bir yarışma programı olan Tonga ile izleyicilerin büyük dikkatini çekmeyi başarmıştım. Oldukça başarılı bir yarışma programı oldu. Konukların karşısına bir ayakkabı boyacısı, manav ya da seyyar satıcı olarak çıkıp, sorular sorup para ödülü veriyorduk. Çok sevilen ve izleyicinin büyük ilgisini gören bu program 61 bölüm boyunca devam etti. Sonrasında TNT`de başlayan FOX kanalında devam eden İsmail Baki TV adlı şov programımız yayına girdi. Yıllarca seyircinin karşısına bu program ile çıktık. Takip eden süreçte sinema ve Stand Up gösterilerle sanat yaşantım devam etti.

Evet, ben de tam oraya gelmek istiyordum. Sabit Kanca adında bir sinema filmin var. Bu yıl ikincisi seyirciyle buluştu. Bize bu filmle ilgili olarak deneyimlerini aktarır mısın?

Sabit Kanca filmi benim için oldukça önemli bir projeydi. Muhteşem Tözüm`ün yapımcılığında ve Alper Mestçi`nin Senarist&Yönetmen olduğu bir çalışmaydı. Açık olmak gerekirse her İki film de beklediğimizin üzerinde ilgi görmedi. Günümüzde sinema işleri biraz kumar haline geldi. Filmin gösterime girdiği sezon ve zamanları iyi ayarlamak gerekiyor. İlk filmimiz 380 bin dolayında bir izleyici yakalamıştı ancak ikinci filmde biraz hayal kırıklığına uğradık. Nerede hata yaptık, neden başarılı olamadık biz kendimiz dahi halen çözebilmiş değiliz. Galiba bundan sonraki süreçlerde filmin yeni bölümleri çekilirse Türk sinemasında yer etmiş daha duayen isimlerle çalışmak bizim için daha avantajlı olacak. Malumunuz filmin senaryosu, çekim kalitesi ne kadar önemliyse oyuncu kadrosu da bir o kadar önemli.

Sevgili İsmail Baki seni yıllardır gerek ekranlarda gerekse de radyo yayınlarınla takip etme şansımız oldu. Fakat en son yaptığın şeylerden biri de Survivor yarışmasına katılmak oldu. Bu macera nasıl başladı bize anlatır mısın?

Acun Ilıcalı benim çok sevdiğim bir isim, kendisiyle Survivor yarışması için bir görüşmemiz oldu, bana yeni yarışma kadrosunda beni de görmek istediğini söyledi. Ben de teklifini seve seve kabul ettim ve sonrasında Dominik Cumhuriyetinde yapılan yarışmaya katıldım. Gerçekten aç kalınan bir yarışmaymış döndüğümde 13 kilo vermiştim. Çok zor şartlar altında gerçekleştirilen bir yarışmaydı.

Survivor yarışmasında yaklaşık 2 buçuk ay kaldın, bu sırada sahneden ve şov dünyasından uzak durmak zorundaydın. Yarışmanın birincisine verilen büyük bir ödül var fakat ben şunu merak ediyorum. Adaya giden ünlüler yarışma süresi boyunca geçimlerini nasıl sağlıyorlar?

Elbette katıldığım yarışma oldukça profesyonel bir alt yapı ve ekiple yönetiliyordu. Acun ağabeyin bu konudaki tecrübesi çok büyük. Yarışmaya katıldığımız günden itibaren hepimizin belli bir maaşı ve geliri yarışma organizasyonu tarafından garanti edilmişti. Biz Survivor kapsamında mücadelemizi verirken Türkiye`deki giderlerimizi karşılayacak gelire de sahiptik.

Peki senin bu yarışmada aklında kalan en büyük anın ne oldu?

Aslında daha yarışma yolundayken unutamadığım bir olay ile karşılaştım. Dominik Cumhuriyetine uçmak gerçekten çok meşakkatli, bir kaç kez aktarmalı uçmak zorundasınız ve benim yolculuğum da oldukça zorlu geçti. Normalinde benim ayakkabı numaram 41 fakat yolculuk sona erdiğinde ayağıma ancak 45 numara ayakkabı oluyordu. Yolculuk boyu sürekli oturmaktan ayaklarım şişmişti ve şu toplamıştı. Çok acılar çekerek yürüyordum, yarışmanın başlangıcında arkadaşların verdiği destekle ilk günleri atlatabildim.

baki tuncer

Sevilen bir sanatçı ve komedyen olarak seni sokaklarda gören hayranlarının senden özel taklit istekleri oluyor mu?

Elbette oluyor, olmazsa şaşırırım zaten. Elimden geldiğince hayranlarımın isteklerini geri çevirmeyip onların isteklerini yerine getirmeye çalışıyorum. Ancak bu konuda da anlatmam gereken bir anım var. Konya`da bir gösteri vardı, işimiz bitince de İstanbul`a geri dönmek üzere uçaktaki yerimizi aldık. Fakat yolculuğun başlamasından kısa süre sonra uçağın sağ motoruna leylek sürüsünün çarptığı anonsu geldi ve havada korku dolu dakikalar yaşayarak geri dönmek zorunda kaldık. Can havliyle iniş yaptığımız havaalanında yeri öpen yolcular vardı, çünkü herkes iniş yapmadan öleceğimizi düşünüyordu. Havaalanından içeri girdiğimizde beni gören bazı çalışanlar “Aa İsmail Baki`de buradaymış, çok iyi taklit yapar, hadi bize bir kaç taklit yapsana” dediklerinde inanılmaz kızmıştım. Çok zorlu bir yolculuğun ardından taklit yapmak herhalde dünyada aklıma gelecek son şeydi. Bu bağlamda şunu söylemek istiyorum. Bazen hayranlarımızla doğru zamanda ya da ortamda karşılaşmak mümkün olmuyor. Onların da beklentilerine her zaman cevap verebilmek doğrusu oldukça zor.

En çok hoşuna giden ve taklitlerini severek yaptığın isimler hangileri?

En başta Cüneyt Arkın ve Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım taklitlerim bana zevk veriyor. Kemal Sunal, Erman Toroğlu gibi taklitler de hoşuma gidiyor.

Yalnız kalınca da taklit yapıyor musun?

Evet bu büyük bir şans. Yalnız kaldığınız anda yaptığınız taklitlerle kendinizi geliştirme şansına sahip oluyorsunuz. Ben bazen yolda yürürken de taklitler yapıyorum. Bu sebebten dolayı etrafımdaki insanların sürekli acayip bakışları olmuştur.

Sevgili İsmail Baki Tuncer bize zaman ayırıp röportaj teklifimizi geri çevirmediğin için teşekkür ediyoruz. Son olarak Pusula okurlarına neler söylemek istersin?

İnşaallah Pusula okurları hep güler, her zaman huzur içinde olur. Malum dünyamız son dönemlerde oldukça karışık günler yaşıyor. Umarım yakın zamanda İsviçre`de yaşayan vatandaşlarımız ile bir araya gelme ve hasret giderme şansımız olur. Bugün bana vakit ayırıp buralara geldiğiniz için bir kez daha teşekkür eder, Pusula ailesine çalışmalarında başarılar dilerim.

X