Bahar GökbenderYazarlar

Herkes kendi gurbetinde ama kalpler bir!

Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba. Bildiğiniz gibi Pusula Swiss`teki bu köşede mesleğim olan reklamcılık, marketing ve iletişim ile ilgili yazılar paylaşıyordum. Ancak uzun süreden sonra yayınlanacak ilk yazımda bu konuların biraz dışına çıkıp, sizlerle geçtiğimiz bu önemli dönem yani Corona günleri hakkındaki kişisel deneyim ve gözlemlerimi paylaşmak istedim.

Corona virüsü hepimizin hayatına bir anda bomba gibi düştü. Aslında ayak seslerini Mart ayının başında duymaya başlamıştık. Ama benim için milat 14 Mart oldu. Tıp Bayramı olan 14 Mart doğumgünümdü ve maalesef normalde kalabalık kutladığım bugünü sadece eşim ve çok yakın bir arkadaşımla evde kutladık, tabii endişeliydik. İstanbul`da yaşayan ailem ve diğer arkadaşlarımla videolu görüşmeler yaptım. Annemi çok merak ediyordum. Aklımda sürekli Türkiye`ye gitmek vardı. Ama ya kapılar kapanırsa, ya ona bilmeden ben virüs bulaştırırsam diyerek vazgeçtim. Zaten 2 gün içinde Türkiye diğer çoğu Avrupa ülkesi gibi İsviçre`den yapılan uçuşları da durdurdu. Sanırım ailesi Türkiye`de yaşayan çoğu kişi durumun duygusal etkisini ve ciddiyetini o gün özellikle hissetmiştir. Bende kapana kısılma ve çaresizlik duyguları ağır basmıştı ilk etapta. “Ya aileme bir şey olursa, yanlarında olamayacağım” hissi. Zaten daha sonra öyle bir noktaya geldik ki, artık insanlar aileleriyle aynı şehirde bile yaşasalar görüşememeye başladı. Yani artık herkes bir çeşit gurbetteydi!

Hepimiz evlere kapandık. Baştaki birkaç gün oldukça stresli olan bu yeni durumun ilk şokunu atlattıktan sonra panik bende yerini kabullenmeye ve “Bu dönemi en olumlu şekilde nasıl geçirebilirim?” e döndü. Umarım çoğunuzda da bu şekilde bir dönüşüm gerçekleşmiştir.

Corona günleri bende çalışkanlığı, yaratıcılığı ve üretkenliği ateşledi. Bir süredir hep yapmak istediğim ama çeşitli bahanelerle ertelediğim projelerime yarını beklemeden, vakit geçirmeden başladım. Bunlardan ilki uzun zamandır aklımda olan Yemek Kitabı projem oldu. Son yıllarda gastronomi ile fazlaca ilgiliyim. Bir yandan Endonezyalı şef arkadaşım ile “Bal-i-stanbul” adlı özel yemek etkinlikleri düzenledim, bir yandan da Anadolu mutfağını İsviçre`de tanıtmak üzere Zürih`te yemek kursları verdim. Tabii bu etkinlikler devam edecek. Bunların yanı sıra anıların da yer aldığı bir yemek kitabı yazmak hayalim vardı. Ama sürekli yazmayı yarına, sonra öbür güne, sonra önümüzdeki haftaya bırakıyordum. İşte bu dönemde hep hayalini kurduğum kitabı yazmaya başladım ve baya da yol aldım. Yemek kitabı dışında, yemek bloğumun da olacağı web sitemi hazırlamaya başladım. Eh bu da uzun zamandır beklemedeydi. Corona günleri benim kulağıma şunu fısıldadı sanırım: Yapmak istediklerini erteleme, yarına bıraktığın her ne varsa sahip çık, bugün yap. Çünkü yarın ne olacağı belli değil.

Bunlar Corona`nın neden olduğu tüm belirsizliklere, yakınlarımızı sağlığımızı kaybetme endişesine, ekonomik sıkıntılara rağmen benim ürettiğim ilk çözümler oldu. Tabii bunların dışında bu dönemi kolaylaştıran başka şeyler de var. Örneğin sosyal ilişkiler: Sevdiklerimle her gün görüntülü konuşuyorum. Özellikle büyüklerimi arayıp onlara moral veriyorum. Bu aslında bana da moral oluyor. Çünkü birine her şey geçecek dediğiniz de aslında kendinize de demiş oluyorsunuz. Bunun dışında Whatsapp grupları sağolsun. Bazen üzücü haberler de paylaşılsa, çevrenizle iletişim halinde olmak insana iyi geliyor.

Diğer önemli bir etken ise hareket etmek. Ruh ve beden sağlığım için spor yapıyorum. Çoğu kişi gibi sosyal medyada canlı yayınlanan yoga derslerini ya da youtube daki videoları takip ediyorum. Ve tabii bol bol yemek yapıyorum. Yeni tarifler deneyip, profesyonel kameramla ya da cep telefonuyla yaptığım yemeklerin fotoğraflarını çekiyorum. Bu da beni en çok rahatlatan uğraşlarımdan biri oldu.

Merak ediyorum, sizde durumlar nasıl? Bu alışılmadık süreçte siz nasıl hissettiniz? Bu hislerin sonucunda ne gibi tepkiler verdiniz? Alışkanlıklarınız değişti mi? Çok bunaldığınızda ne yapıyorsunuz, nasıl başa çıkıyorsunuz? Çocuklarla evde vakit nasıl geçiyor, uzaktaki sevdiklerinizle neler konuşuyorsunuz?

Hadi yorum kısmına hissettiklerini, gözlemlerinizi yazın. Yazın, paylaşın ki şu herkesin kendi gurbetinde olduğu süreçte aslında hep bir arada olduğumuzu, hepinizin bir olduğunu yeniden hatırlayalım.

Herkese sağlıklı, üretken ve sabır dolu günler diliyorum. Bu da geçecek!

Not: Görselde geçenlerde yaptığım Ton Balıklı-Tahinli Piyaz`ın fotoğrafını paylaşmak istedim. Tarifleri de yakında Pusula Swiss`te, bloğumda, instagram hesaplarım #babevents ve #bahargokbender de bulabilirsiniz.

Benzer Haberler

Ne virüsmüş be!
Laos mu, Lagos mu, Davos mu?

EKONOMİ

En Çok Okunanlar
Menü