Söyleşi

Her Türk bir devlettir

Avrupa’da yaşayan Türk vatandaşlarının yakından takip ettiği Yunus Emre ve Ertuğrul:Diriliş dizilerinin senaristi ve yapımcısı olarak tanıyıp sevdiğimiz Mehmet Bozdağ, aynı zamanda okurlarımız ve vatandaşlarımızın çok da merak ettiği bir isim.
Avrupa’da yaşayan Türk vatandaşlarının yakından takip ettiği Yunus Emre ve Ertuğrul:Diriliş dizilerinin senaristi ve yapımcısı olarak tanıyıp sevdiğimiz Mehmet Bozdağ, aynı zamanda okurlarımız ve vatandaşlarımızın çok da merak ettiği bir isim. Katkıda bulunduğu ve üstlendiği dizilerin başarısı, genç yaşına rağmen edindiği birikimin kaynağı hep merak konusu oldu. Pusula okurları için kapısını çaldığımız Bozdağ çalışmalarında gösterdiği içtenlikle ağırladı bizi.
“Pusula Gazetesinin yayınlanması, oradaki Türkler’ i canlı ve diri tutması adına çok önemli”
Çok yoğun temponuza rağmen söyleşi talebimizi geri çevirmediğiniz için çok teşekkür ederiz.

Öncelikle İsviçre’de Türkler’in uzun süredir Pusula Gazetesi gibi bir gazeteyi çıkardığını duymak beni çok mutlu etti. Çünkü biz özellikle son 100 yıldır gittiğimiz diyarlarda pek iz bırakamıyorduk. Pusula Gazetesinin yayınlanmasının, oradaki Türkler’i canlı ve diri tutması adına çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu yayını uzun yıllardır devam ettirdiğiniz için size teşekkür ederim.

A5275_134056_jpg_1_552×2_344_Pixel
Yunus Emre ve Diriliş dizilerinin senaristi ve yapımcısı olarak tanıyıp sevdiğimiz Mehmet Bozdağ konuğumuz oldu.

Israrla ve zorluklara rağmen elimizden geleni yapıyoruz. Sizden bunu duymak ayrıca bizi çok memnun etti. Çok teşekkür ederiz. Size dönecek olursak. Okurlarımız için kısaca kendinizden bahseder misiniz?
Kayseri doğumluyum. İlkokul-lise yıllarını Kayseri’de geçirdikten sonra, bir hayli hareketli üniversite yıllarım oldu. Sakarya, Gazi, Kıbrıs, Sakarya. Üç Üniversite, iki bölüm… Turizm okurken bırakıp hep istediğim Tarih Bölümü’ne girdim. Allah’a şükür bitirip sosyolojide master yaptım. Çocukluğumdan itibaren hep yazıyla, okumakla çok ilgili oldum. Kendim için söyleyebileceğim yine çocukluğumdan itibaren görsel zekamın güçlü olduğudur. Bunu da senaryoya ve sinemaya aktarmayı hep hayal ediyordum. Ama bu hayallerimin gerçekleşmesi bir gün İbn-i Arabi’yi rüyamda görmemle başladı. Kıbrıs’ta o rüyayı gördükten sonra 2010 yılında  Kayserili  Kemal Tek’den Hocamla birlikte şirketimizi kurduk. 26 yaşındaydım o zaman. Takip eden 4-5 yıllık süreçte belgesellere imza attık. Osmanlı Kuruluş sürecini anlatmaya çalıştığımız Ustalar-Alimler ve Sultanlar ile aslında farkında olmadan Diriliş’e hazırlanmışız. 2014 yılında Diriliş’i hayata geçirdik. 2014- 2015 yılında Dirilişle birlikte gayet hareketli yoğun bir tempoyla çalışıyoruz. Bu gün Diriliş Türkiye’nin en çok izlenen dizisi olmayı başardı. Hatta bu gün Kuveyt’den Araplar’ı konuk ettik. Alt yazılı olarak izliyorlar ve izleyen herkes hayran diziye. Endonezya’da, Pakistan’da yayınlanıyor ve çok seviliyor dizimiz.

“Diriliş, çoraklaşmış toprağa su oldu”

Bu başarıyı neye borçlusunuz? 
Bu sadece bir dizi değil. Bir ruh, bir hayal… Başarısı da buradan geliyor. Sinemaya ve sektöre çok anlam ithaf eden biri değilim. Benim yeteneklerim bunlardı ve bu işi yapmak istedim. Allah’ da bana bunu nasip etti.  Uzun yıllardır kendi köklerimizden koparıldığımız için sadece bu anlamda Diriliş, çoraklaşmış toprağa su oldu diyebilirim. İnsanların özlem duyduğu bir proje böylece gerçekleşmiş oldu. Rabbim’ e şükürler olsun ki, bu projeyi de bize nasip etti.

Büyük de bir prodüksiyon ve çok tehlikeli sahneler de var. Hazırlıkları nasıl yaptınız?
Diriliş dizisine başlamadan önce, on ay boyunca ön hazırlıkları yapıldı. Evvela hikayesini yazdığım dizinin resmi gerekliydi. Moğolistan’dan bir sanatçı getirip resmini yaptırdım. Kostümleri ve ortamı tasarlayacak olan sanat yönetmeninin daha iyi anlaması için ortak bir dünyada buluşmaları için bu gerekliydi. Sonra kısa sürede oyuncu seçimlerine başlandı. İlk başta oyuncuların büyük çoğunluğu inanmadı. Yapılamaz dediler. Ama Allah’a binlerce şükürler olsun, konuşa konuşa iletişim kurarak hayalimize inandırdık. Sonra bir çiftlik tuttuk 13. yy’da Alpler neler yiyor, neler içiliyorlardı, giyim kuşamları nasıldı, dövüş stilleri, at eğitimlerine varıncaya kadar bir çok eğitimden geçtiler. Ardından da sanat ve kostüm ekiplerimizde 13. yy’da atalarımızın yaşam şekilleri, çadır tipleriyle ilgili, hayat kurdukları nizamla ilgili çalışmaya başladılar. Çadırların üretimleri, araç gereçlerin üretimlerine başlandı. En nihayetinde 9 ay sonunda bir dünya kurduk. Tam çekimlere başlayacağız hortum vurdu obaya. Her şey tarumar oldu, yıkıldı. Bir hayal kırıklığı yaşadık.

Aaa! Bunu bilmiyorduk!
Ama iyiki yıkılmış. Mevlam neylerse güzel eyler. Eğer set zamanı yıkılmış olsaydı, daha büyük sıkıntılarla boğuşmak zorunda kalacaktık. Konsepten önce böyle bir şey başımıza geldi ve bizi başka krizlere karşı tecrübeli hale getirdi. Yeniden sıfırdan obayı inşa ettik. Tam çekime başlayacağımız hafta oldu bu hortum. Bütün moralleri alt üst etse de, sonradan işin hayra vesile olduğunu anlamış oldum. 10 Aralık 2014 ‘ de dizimiz yayın hayatına başladı. Bütün Türkiye’de dünyada, sosyal medyada dizimiz birinci oldu ve o günden beri de birinciliği bırakmadan yayın hayatımıza devam ediyoruz.

Hiç kimseden olumsuz bir eleştiri duymadım. Elerinize sağlık. Çok dua ediyor izleyici. Biraz’da Yunus Emre’den bahsedebilir misiniz? O çalışmanızda çok beğenildi. 
Yunus Emre Aşkın Yolculuğu dizisi de devam edecek. Sizin aracılığınızla buradan duyurmuş olayım. Aşkın Yolculuğu dizisi Yunus Emre yerine başka velilerin hikayelerini anlatmaya devam edecek. Biz Yunus Emre’nin bu kadar sevileceğini tahmin etmedik. Yayınlandıktan sonra aldığımız bir karardır. Allah nasip ederse o da devam edecek.Başka yeni projeleriniz olacak mı?
Malazgirt var. 2018 gibi film yapmayı planlıyoruz. Hazırlıkları devam ediyor.Buradan Pusula okurlarına söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Var tabii! Her Türk bir devlettir. Uzak diyarlarda vatan hasreti çeken bütün gurbetçi vatandaşlarımızın kendilerinin birer devlet olduğuna inanıyorum. Türkiye’yi en iyi şekilde temsil etme noktasında olduklarına inanıyorum. Hiçbir zaman bu millete, bu davaya olan aşkımızı yitirmeden çalışmamız gerektiğine inanıyorum.

İsviçre’ye ne zaman geliyorsunuz? Hatta gelseniz, bir panel de düzenlesek ne güzel olur.
Ağustos’da olabilir. Tatilde birkaç günlüğüne gelebiliriz.

Seve seve ağırlamak isteriz. Zaman ayırdığınız için Pusula okurları adına çok teşekkür ederiz.

 
X