
İran ile bağlantılı çatışmaların başlamasından bu yana en az 20 ticari gemi saldırıya uğradı. Drone ve füze saldırılarında bazı mürettebat üyeleri hayatını kaybetti. Bu gelişmelerin ardından, günlük yüzlerce geminin geçtiği boğazda trafik belirgin şekilde azaldı.
Ancak asıl dikkat çeken değişim, gemilerin davranışlarında yaşanıyor. Analizlere göre mart ayında Hürmüz’den geçen petrol ve sıvılaştırılmış gaz tankerlerinin yaklaşık üçte biri, AIS (otomatik tanımlama sistemi) sinyallerini kapattı. Normalde bu sistem geminin konumunu, hızını ve kimliğini göstererek güvenliği sağlıyor. Şimdi ise giderek daha fazla gemi “karanlıkta” seyrediyor.
Uzmanlar bu durumu birkaç nedene bağlıyor. Bazı gemiler yaptırımlardan kaçınmak için kimliklerini gizlerken, bazıları ise doğrudan hedef olmamak için izlerini siliyor. Hatta bazı vakalarda gemilerin sahte kimlikler kullandığı, yani aktif olmayan gemilerin isimlerini taklit ettiği belirtiliyor.
Öte yandan bölgede yeni bir tartışma daha büyüyor. İran, Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilerden geçiş ücreti talep etmeye hazırlanıyor. Yeni düzenlemeye göre, “düşman olmayan” gemiler İran ile koordinasyon içinde belirlenen bir koridordan geçebilecek. Bu geçişin bedelinin gemi başına 2 milyon dolara kadar çıkabileceği ifade ediliyor.
İran yönetimi bu uygulamayı Süveyş ve Panama kanallarına benzeterek savunurken, ABD ve Körfez ülkeleri buna sert şekilde karşı çıkıyor. Bu durum, küresel ticaretin kalbinde yeni bir jeopolitik gerilimin kapısını aralıyor.
Sonuç olarak Hürmüz Boğazı’nda sadece askeri değil, ekonomik ve stratejik dengeler de hızla değişiyor. Gemilerin “karanlıkta” seyretmesi, bölgedeki riskin ne kadar büyüdüğünü açıkça ortaya koyuyor.




