İsviçre Haberleri

Federal Savcılık, radikal eylemciye karşı soruşturmayı yürütecek

Federal Ceza Mahkemesi, verdiği hükümle Devrimci Yapı'nın (Revolutionärer Aufbau Schweiz) yöneticisi Andrea Stauffacher'in, Zürih'teki Türk Konsolosluğuna 2017'de yapılan bir havai fişek saldırısında DNA izini geride bıraktığını açıkladı ve bunun bir ceza davası için yeterli olduğuna karar verdi.

18 Ocak 2017´de gece yarısından kısa bir süre sonra havai fişek saldırısına uğrayan Zürih Türkiye Başkonsolosluğun bir penceresi kırılmış, dış cephesi ise hasar görmüş ve kirlenmişti. Konsolosluğun polise verdiği bilgiye göre saldırı esnasında binada bulunan kişiler vardı.

Devrimci Yapı, saldırıdan birkaç saat sonra internet sitesinde saldırıyı üstlenen bir mesaj yayınlamış, saldırının Türk devletinin Avrupa’da temsil edilmesine karşı yapılan bir dizi saldırının bir parçası olduğunu bildirmişti. Aynı zamanda Zürih´teki saldırı tarihinin, Davos’ta düzenlenen ve Türkiye´den üst düzey bakanlarının katıldığı Dünya Ekonomik Forumu ile aynı tarihte olmasının bilinçli bir seçim olduğu açıklanmıştı.

Polis, Zürih’teki konsolosluk önünde, piroteknik malzemenin ateşlendiği bir fırlatıcı bulmuş ve üzerinde bulunan DNA izini veritabanında bulunan verilerle eşleştirmişti. Bu sayede DNA izlerinin 69 yaşındaki radikal solcu Andrea Stauffacher’e ait olduğu belirlenmişti.

Sonrasında ise soruşturma ağırdan alındı ve Stauffacher ancak yarım yıl sonra sorgulandı. Polis protokolüne göre militan yaşlı kadın, kendisini “şiddetli” bir şekilde savundu ve her türlü bir suçlamayı reddetti. Strateji işe yaradı ve savcılık elinde çok az delil bulunduğu gerekçesiyle kadını bıraktı.

Dava İsviçre tarafından en üst düzeyde takip edildi. Soruşturmayı Federal Savcılık Bürosu yaparken, Federal İstihbarat Servisi de aktif oldu. Ancak savcılık davayı bir sonuca ulaştıramadan askıya aldı.

Federal Ceza Mahkemesi geçtiğimiz günlerde müdahalede bulunarak olaya dahil oldu. Mahkeme, Pazartesi günü yayınlanan bir kararda Federal Savcılığın askıya alma kararını geçersiz kıldığını ve İsviçre yargısının hareketsizliğinden şikayetçi olan Türkiye’yi haklı bulduğunu açıkladı. Federal Savcılık böylelikle soruşturmayı tekrar aktifleştirmek zorunda. Mahkeme, bu davada sergilenen gayretsiz tutumundan dolayı Federal Savcılığı ikinci kez uyardı.

Federal Savcılık, kanıt zincirinin yetersiz olduğunu düşünürken, mahkeme mahkumiyet için üç ipucundan dolayı kesinlikle bir şans görüyor.

1. İpucu DNA izi. Fakat iz prensip olarak, sadece DNA sahibinin bir nesneyle temas ettiği anlamına geliyor. Stauffacher havai fişekleri tedarik etmiş, ancak başka bir kişi onu ateşlemis olabilir. Birisi Stauffacher’ın eldiveni ile patlayıcıya dokunmuş olabilir. Federal Savcılık bu belirsizlikler nedeniyle davayı askıya almıştı.

2. İpucu ise, bugün hala Devrimci Yapı’nın web sitesinde bulunabilen, grubun saldırıyı üstlendiği mektup.

3. İpucu “modus operandi“. Suçta tekrarlayan bir davranışı anlatan bir durum. 15 yıl öncesine gidildiğinde Eylül 2002’de İspanya Başkonsolosluğuna benzer bir saldırının gerçekleştirildiği görülüyor. O saldırının faili de Andrea Stauffacher. O zaman da DNA iziyle 2011’de Federal Ceza Mahkemesi tarafından mahkum edilen kadın, cezaevine girmek zorunda kalmış, gerektiği takdirde içerden mücadeleye devam edeceğini duyurmuştu.

Mahkeme en son kararında; Stauffacher´in Türkiye Başkonsolosluğu’na yapılan saldırıda herhangi bir şekilde yer aldığına dair somut kanıtların olduğunu, ayrıca savcılığın soruşturmayı ilerletmeden daha fazla bulgu elde etmeyi ummasının anlaşılmaz olduğunu ve yeterli kanıt olmaması takdirde davayı askıya almak yerine sonlandırmak gerektiği hükmüne vardı.