Haber Arama
Haber Yada Kategori Arayın...
Ekonomide savaş etkisi
İran savaşı küresel ekonomide şok etkisi yaratıyor
İran’daki savaşın ekonomik etkileri dünya genelinde giderek genişliyor. Enerji ve gübre fiyatlarında yaşanan yükseliş, özellikle düşük gelirli ülkelerde gıda sıkıntısı riskini artırırken, kırılgan ekonomiler üzerinde baskıyı büyütüyor ve merkez bankalarının enflasyonla mücadelesini daha da zorlaştırıyor.

Küresel ekonomik sarsıntının merkezinde, dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı bulunuyor. ABD ve İsrail’in 11 gün önce İran’a yönelik füze saldırıları başlatmasının ardından bu stratejik deniz yolu fiilen kapanmış durumda.

Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) eski başekonomisti Maurice Obstfeld, uzun yıllar boyunca ABD’nin İran’a saldırmaktan kaçınmasının ve İsrail’e itidal çağrılarında bulunmasının başlıca nedenlerinden birinin, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma ihtimali olduğunu belirtti. Obstfeld, şu anda bu senaryonun gerçekleştiğini ifade ederek bunun uzun süredir korkulan bir durum olduğunu dile getirdi.

Petrol fiyatlarında sert yükseliş

Kritik deniz yolunun kesintiye uğramasıyla petrol fiyatları hızlı şekilde yükseldi. Şubat ayında varil başına 70 doların altına kadar düşen petrol fiyatı, pazartesi sabahı neredeyse 120 dolara ulaştı. Şu anda ise yaklaşık 90 dolar seviyesinde işlem görüyor.

Petrol fiyatlarındaki bu artış, akaryakıt fiyatlarına da yansıdı. Kuzey Amerika’nın önde gelen otomobil ve seyahat kuruluşlarından AAA’nın verilerine göre ABD’de benzinin ortalama fiyatı bir hafta önce galon başına 3 doların biraz altındayken 3,48 dolara çıktı.

Enerji ithalatında Orta Doğu’ya ABD’den daha fazla bağımlı olan Avrupa ve Asya ekonomilerinin bu fiyat artışlarından daha güçlü şekilde etkilenmesi bekleniyor.

Petrol arzındaki şok enflasyonu artırabilir

IMF Başkanı Kristalina Georgieva, petrol fiyatlarının yüzde 10 yükselmesinin ve bu artışın yılın büyük bölümünde kalıcı olması durumunda küresel enflasyonu yaklaşık yüzde 0,4 artırabileceğini ve dünya ekonomik üretimini yaklaşık yüzde 0,2 azaltabileceğini belirtti.

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) görev yapan ekonomist ve 2024 Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Simon Johnson ise Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasının hayati önem taşıdığını vurguladı.

Johnson, her gün yaklaşık 20 milyon varil petrolün bu boğazdan geçtiğini hatırlatarak, dünyada bu hacmi telafi edebilecek başka bir üretim kapasitesinin bulunmadığını söyledi.

Küresel ekonomi önceki krizleri atlatmıştı

Dünya ekonomisi son yıllarda önemli sarsıntılar yaşadı. Dört yıl önce Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve 2025 yılında ABD Başkanı Donald Trump tarafından uygulamaya konulan geniş kapsamlı gümrük tarifeleri küresel ticareti ciddi şekilde etkiledi.

Buna rağmen birçok ekonomist, küresel ekonominin bu yeni krizden de belirli bir dirençle çıkabileceğini düşünüyor.

Cornell Üniversitesi’nden ticaret politikası profesörü Eswar Prasad, küresel ekonominin ABD tarifeleri gibi büyük şokları aşabildiğini belirterek İran savaşının ekonomik etkilerine karşı da dayanıklılık gösterebileceği konusunda iyimser olunabileceğini ifade etti.

Krizin boyutunu savaşın süresi belirleyecek

Bazı analistler petrol fiyatlarının yeniden 70–80 dolar aralığına düşmesi durumunda küresel ekonominin bu şoku geçici olarak atlatabileceğini düşünüyor. Ancak bunun gerçekleşmesi büyük ölçüde İran’daki savaşın ne kadar süreceğine bağlı.

Simon Johnson’a göre en önemli soru krizin ne kadar devam edeceği. Analistler ayrıca İran’ın yeni lideri Mücteba Hamaney’in sert bir siyasi çizgiye sahip olduğuna dair değerlendirmelerin, gerilimin kısa sürede düşmeyebileceği endişesini artırdığını belirtiyor.

Krizin süresi konusunda belirsizlik yaratan bir diğer unsur ise ABD’nin stratejik hedeflerinin net olmaması. Johnson, bu sürecin merkezinde ABD Başkanı Donald Trump’ın bulunduğunu ve Washington’un ne zaman zafer ilan edeceğinin belirsiz olduğunu ifade etti.

Enerji ithalatçıları daha fazla etkilenecek

Yüksek enerji fiyatlarının en fazla Avrupa ülkeleri ile Güney Kore, Tayvan, Japonya, Hindistan ve Çin gibi büyük enerji ithalatçısı ekonomileri etkilemesi bekleniyor.

Pakistan ise özellikle zor bir durumda bulunuyor. Ülke enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 40’ını ithalat yoluyla karşılıyor ve büyük ölçüde Katar’dan gelen sıvılaştırılmış doğalgaza bağımlı. Çatışma nedeniyle bu sevkiyatın kesintiye uğraması Pakistan ekonomisini daha da kırılgan hale getirebilir.

Öte yandan savaş bölgesinin dışında kalan Norveç, Rusya ve Kanada gibi petrol üreticisi ülkelerin yüksek petrol fiyatlarından ekonomik olarak fayda sağlaması bekleniyor.

Gübre tedariki ve gıda fiyatları da etkileniyor

Kriz yalnızca enerji piyasalarını etkilemekle sınırlı kalmıyor. Uluslararası Gıda Politikası Araştırma Enstitüsü’ne göre dünya gübre ihracatının yaklaşık yüzde 30’u Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştiriliyor. Buna üre, amonyak, fosfat ve kükürt gibi önemli gübre hammaddeleri de dahil.

Boğazdaki kesinti gübre sevkiyatını aksatmış durumda. Bu durum çiftçilerin maliyetlerini artırırken, artan üretim maliyetlerinin tüketicilere yansımasıyla gıda fiyatlarının daha da yükselmesi bekleniyor.

Maurice Obstfeld, tarımın ekonomide önemli bir yer tuttuğu ülkelerin bu durumdan ciddi şekilde etkilenebileceğini belirterek özellikle düşük gelirli ülkelerde gıda kıtlığı riskinin artabileceğine dikkat çekti.

Merkez bankaları için zor kararlar

İran krizi aynı zamanda dünya genelindeki merkez bankalarını da zor bir ikilemle karşı karşıya bırakıyor. Enerji fiyatlarındaki yükseliş enflasyonu artırırken ekonomik büyümeyi de olumsuz etkiliyor.

Bu nedenle merkez bankaları, enflasyonu kontrol altına almak için faizleri artırma ya da ekonomiyi desteklemek için faizleri düşürme arasında zor bir denge kurmak zorunda kalıyor.

ABD Merkez Bankası içinde de görüş ayrılıkları bulunuyor. Bazı yetkililer zayıflayan işgücü piyasasını desteklemek için faizlerin düşürülmesi gerektiğini savunurken, diğerleri enflasyonun hâlâ bankanın yüzde 2’lik hedefinin üzerinde olduğunu belirterek temkinli olunması gerektiğini düşünüyor.

Johnson, mevcut durumun 1970’lerdeki petrol krizini hatırlattığını belirterek o dönemde Orta Doğu’daki çatışmalar ve Arap petrol ambargosunun petrol fiyatlarını keskin şekilde yükselttiğini hatırlattı.

O dönemde merkez bankalarının bu gelişmeleri geçici bir şok olarak değerlendirdiğini ancak enflasyonun hızla yükselmesi nedeniyle daha sonra bu yaklaşımın hatalı olduğunun anlaşıldığını ifade eden Johnson, İran savaşının yarattığı enerji fiyatı baskısının ABD Merkez Bankası içindeki tartışmaları daha da alevlendirebileceğini ve faiz indirimi ihtimalini azaltabileceğini söyledi.

Benzer bir durumun Avrupa Merkez Bankası için de geçerli olduğu belirtiliyor. Enerji fiyatlarındaki artışın ücretlere ve hizmet maliyetlerine yansıması halinde bankanın faiz artırımı seçeneğini yeniden değerlendirebileceği ifade ediliyor.

Reklam Banner
Reklam Banner
Diğer Haberler
2026
Pusula Swiss – Tüm hakları saklıdır.
Özel Haber
Etkinlik
Anasayfa
Yazarlar
Video