
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, Pekin ziyareti dönüşünde Air Force One uçağında gazetecilere yaptığı açıklamalarla küresel diplomasinin en hassas dengelerinden birini yerinden oynattı. Trump, İHA savar ekipmanları ve hava savunma füze sistemlerini içeren 14 milyar dolarlık dev silah paketinin onay sürecinden önce, Tayvan lideri Lai Ching-te ile doğrudan bir telefon görüşmesi gerçekleştireceğini duyurdu.
Bu hamle, Washington yönetiminin Pekin’i Çin’in tek meşru hükümeti olarak tanıyıp Tayvan ile resmi bağlarını kopardığı 1979 yılından bu yana uygulanan diplomatik protokollerin en sert şekilde delinmesi anlamına geliyor. Trump, geleneksel diplomatik kırmızı çizgileri esneten yaklaşımını şu sözlerle savundu:
"Onunla konuşacağım. Şu anda Tayvan'ı yöneten kişiyle konuşmam gerekiyor, kim olduğunu biliyorsunuz. Ben herkesle konuşuyorum... Bunun üzerinde çalışacağız, Tayvan meselesi."
Şi Cinping'den Net Uyarı: "Çatışabiliriz"
Trump’ın bu çıkışı, Pekin’de Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile gerçekleştirdiği iki günlük kritik zirvenin hemen ardından geldi. Zirve sırasında Çin tarafı, Tayvan meselesinin kırmızı çizgileri olduğunu ve ABD ile ilişkilerdeki en patlayıcı dosya konumunda bulunduğunu net bir dille aktardı. Devlet Başkanı Şi, konunun yanlış veya fütursuzca ele alınması halinde iki süper güç arasında doğrudan bir "askeri çatışma" riski doğacağı uyarısında bulundu. Trump ise Şi ile olan kişisel ilişkisini "harika" olarak nitelendirip iki ülke arasında bir savaş ihtimalini göz ardı etse de, Çin liderinin Tayvan konusunda "çok güçlü ve agresif" hislere sahip olduğunu kabul etti.
1982 Güvenceleri Tarihe mi Karışıyor?
Trump’ın diplomatik ezberleri bozan bir diğer hamlesi ise Tayvan’a yapılacak silah satışlarını Pekin yönetimiyle "ayrıntılı biçimde" görüştüğünü itiraf etmesi oldu. ABD, 1982 yılında Tayvan’a verdiği "Altı Güvence" kapsamında, silah satışları konusunda Pekin ile asla ön istişare yapmayacağını taahhüt etmişti. Gazetecilerin bu tarihi taahhüdü hatırlatması üzerine iş dünyasından gelen pragmatik tarzıyla yanıt veren Trump, "1980'ler çok geride kaldı" diyerek ABD dış politikasında yeni bir dönemin sinyalini verdi.
Tayvan: "Egemenliğimiz Pazarlık Konusu Değil"
Washington ve Pekin arasında bu satranç oynanırken, 2024 yılında göreve gelmesinden bu yana adanın savunma bütçesini tarihi seviyelere çıkaran Tayvan lideri Lai Ching-te de net bir duruş sergiledi. Tayvan’ın "egemen ve bağımsız demokratik bir ülke" olduğunu hatırlatan Lai, Tayvan Boğazı’ndaki barış ve statükonun asla "bir feda veya pazarlık nesnesi" haline getirilmeyeceğini vurguladı. Lai ayrıca, ABD'nin geçtiğimiz Aralık ayında onayladığı 11 milyar dolarlık paketin ardından gelebilecek bu yeni 14 milyar dolarlık askeri sevkiyatın bölgesel istikrar için hayati olduğunu ekledi.
Diplomatik Trafik Kilitlendi
Financial Times’ın Pentagon kaynaklarına dayandırdığı habere göre, Pekin yönetimi Trump'ın bu yeni silah anlaşması ve doğrudan görüşme hamlesine misilleme olarak, Pentagon’un en üst düzey politika yetkilisi Elbridge Colby’nin Çin’e yapacağı resmi ziyareti askıya aldı. Çin askeri kanadı, Trump'ın nihai kararını görmeden ABD savunma bürokrasisiyle masaya oturmayacaklarını deklare etti.












