
Çalışma, Avrupa Birliği’nin pestisitlere yönelik risk değerlendirme yaklaşımının, kimyasalları tek tek ele alıp birlikte maruziyetin yarattığı “kokteyl etkisini” yeterince hesaba katmadığını vurguluyor.
Sivil toplum kuruluşu Pestisit Eylem Ağı’nın (PAN) Avrupa ofisi tarafından hazırlanan raporda, 13 Avrupa ülkesinde pazarlarda ve süpermarketlerde satılan elmalarda çoklu pestisit kalıntılarının endişe verici seviyelere ulaştığı belirtildi. Rapor, bu durumun halk sağlığı açısından ciddi riskler barındırdığına dikkat çekerek Avrupa Birliği’ni bu alandaki düzenlemeleri güçlendirmeye çağırdı.
Belçika, Hırvatistan, Çekya, Danimarka, Fransa, Almanya, Macaristan, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Polonya, İspanya ve İsviçre’de satılan elmalarda pestisit bulaşmasına rastlandı. PAN Europe, AB’nin mevcut risk analiz sisteminin pestisitleri ayrı ayrı değerlendirdiğini ve bu nedenle kimyasalların birleşik etkilerini göz ardı ettiğini savundu.
Kuruluşun kampanyacılarından Gergely Simon, test edilen elmaların yüzde 85’inde birden fazla pestisit kalıntısı bulunduğunu belirterek, bu sonucun araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri olduğunu söyledi. Simon, Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi’nin (EFSA) yaklaşık 20 yıl önce pestisitlerin kümülatif etkilerini düzenleyecek bir yöntem geliştirmekle görevlendirildiğini, ancak bu yükümlülüğün hâlâ yerine getirilmediğini dile getirdi.
Rapora göre söz konusu elmalar bebek maması olarak piyasaya sürülmüş olsaydı, örneklerin yüzde 93’ü üç yaş altı çocuklar için belirlenen AB yasal pestisit sınırlarını aşacaktı. Simon, birçok ebeveynin geleneksel yöntemlerle üretilmiş meyve ve sebzelerin çocukların pestisitlere maruziyetini kimi durumlarda 600 kata kadar artırabildiğinden habersiz olduğunu ifade etti. Kamu kurumlarının bu konuda daha fazla bilgilendirme yapması ve organik üretimin teşvik edilmesi gerektiğini vurguladı.
Çalışma, pestisitlerin birlikte yarattığı riskleri düzenleyecek AB kurallarının hâlâ netleşmediği bir dönemde yayımlandı. Çok sayıda çevre ve sağlık örgütü, Avrupa Komisyonu ile EFSA’ya kümülatif risk değerlendirmelerinin hızlandırılması çağrısında bulunuyor.
Birden fazla pestisitin ortak etkilerinin ele alınması fikri ilk kez 2005 yılında kabul edilmesine rağmen, EFSA ancak 2020’de tiroid ve sinir sistemi üzerindeki etkileri inceleyen sınırlı bir pilot çalışma gerçekleştirdi. 2021’den bu yana ise Komisyon ve EFSA, bu değerlendirmeleri daha fazla pestisit grubunu kapsayacak şekilde genişletmek ve 2030’a kadar mevzuata tam olarak entegre etmek için çalışmalar yürütüyor.
EFSA’dan yapılan açıklamada, “pestisit kokteyli” sorununun değerlendirilmesinin büyük veri setleri, yeni yazılım araçları ve AB içi ve uluslararası iş birlikleri gerektirdiği için oldukça karmaşık bir süreç olduğu ifade edildi. Sözcü ayrıca, bir pestisitin kullanımına izin verilmeden önce kümülatif risk analizinin nasıl yapılacağına ilişkin rehberlerin hazırlandığını belirtti. Geliştirilen yöntemlerin test edilmesi amacıyla 2026’nın sonuna doğru AB ülkeleriyle bir pilot uygulama planlanıyor.
PAN Europe’un bilimsel çalışması 1–20 Eylül 2025 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Araştırmacılar bu süreçte süpermarketlerden ve pazarlardan yerel üretim üç ila beş farklı geleneksel elma örneği topladı ve toplamda 59 ulusal üretim elma numunesi analiz edildi.
Sonuçlara göre elma örneklerinin yüzde 71’inde AB’nin en tehlikeli pestisitler sınıfında yer alan en az bir kalıntı bulundu. Numunelerin yüzde 64’ünde ise “kalıcı” ya da “sonsuz kimyasallar” olarak adlandırılan PFAS grubuna ait pestisitlere rastlandı. Elmaların yüzde 36’sında ise sinir sistemi üzerinde etkili nörotoksik bir pestisit tespit edildi.
Raporda, bir PFAS pestisiti olan fludioxonil’in örneklerin yaklaşık yüzde 40’ında bulunduğu ve bu maddenin 2024 yılında AB tarafından endokrin bozucu olarak sınıflandırıldığı hatırlatıldı. PAN Europe, fludioxonil’in yasaklanması gerektiğini ancak AB üyesi ülkelerin yaklaşık bir yıldır bu süreci engellediğini savundu. Kuruluşa göre bu kimyasal, insanlarda karaciğer ve böbrekler için toksik etki yaratırken, sucul ekosistemlerde balıklar ve amfibiler üzerinde yıkıcı sonuçlara yol açıyor.
Öte yandan Avrupa Komisyonu, Aralık 2025’te pestisit düzenlemelerini gevşetebileceği belirtilen bazı değişiklik önerileri sundu. Bu öneriler arasında pestisit onaylarının süresiz hale getirilmesi ve maddelerin toksisitesinin her 10–15 yılda bir yeni bilimsel veriler ışığında yeniden değerlendirilmesi zorunluluğunun kaldırılması yer alıyor. Teklifin, AB ülkelerinin pestisit risklerini değerlendirirken en güncel bilimsel bulguları dikkate almamasına da olanak tanıyabileceği ifade ediliyor.
Simon, gıdalar yoluyla pestisitlere maruz kalmanın kısırlıkla ve muhtemelen bazı kanser türleriyle bağlantılı olduğuna dair bilimsel kanıtların giderek arttığını söyledi. Vatandaşların gıda, hava ve ev tozu aracılığıyla zehirli kimyasal karışımlarına sürekli maruz kaldığını belirten Simon, bu durumun düzenleyici kurumlar tarafından daha ciddiyetle ele alınması gerektiğini vurguladı.




