Haber Arama
Haber Yada Kategori Arayın...
Eğitimde kopuş
AB’de gençlerin yüzde 14’ü eğitimi yarıda bıraktı
Avrupa Birliği’nde gençlerin önemli bir bölümü eğitim sürecini tamamlamadan sistemden ayrılıyor. 2024 yılında derlenen verilere göre, AB genelinde 15–34 yaş grubundaki bireylerin yüzde 14,2’si hayatlarının bir döneminde örgün ya da mesleki eğitimi en az bir kez yarıda bıraktı.

 

Avrupa Birliği’nde gençlerin önemli bir bölümü eğitim sürecini tamamlamadan sistemden ayrılıyor. 2024 yılında derlenen verilere göre, AB genelinde 15–34 yaş grubundaki bireylerin yüzde 14,2’si hayatlarının bir döneminde örgün ya da mesleki eğitimi en az bir kez yarıda bıraktı.

Bu tablo, gençlerin eğitimden kopuş eğiliminin kayda değer boyutlara ulaştığını gösterirken, ülkeler arasında dikkat çekici farklar olduğunu da ortaya koyuyor.

Kuzey Avrupa’da oranlar daha yüksek

Eğitimi erken bırakma oranlarının en yüksek olduğu ülkeler ağırlıklı olarak Kuzey Avrupa’da yer alıyor. Hollanda yüzde 32,2 ile listenin başında bulunurken, Danimarka’da bu oran yüzde 27,1 olarak ölçüldü. Lüksemburg yüzde 24,8, Estonya yüzde 24,4, Avusturya yüzde 22,3, Finlandiya yüzde 22, Norveç yüzde 21,9, İsveç yüzde 19,7 ve Fransa yüzde 18 oranlarıyla üst sıralarda yer aldı.

Buna karşılık Doğu ve Güney Avrupa ülkelerinde eğitimden erken ayrılma çok daha düşük seviyelerde gerçekleşti. Romanya’da oran yüzde 1,5’te kalırken, Yunanistan’da yüzde 2,2, Bulgaristan’da ise yüzde 3,5 olarak kaydedildi.

Uzmanlara göre bu farklılıklar; ülkelerin eğitim sistemlerinin yapısı, kültürel alışkanlıklar ve iş gücü piyasasının özellikleriyle yakından ilişkili. Kuzey Avrupa’da esnek eğitim modelleri ve erken yaşta iş hayatına geçişin teşvik edilmesi yaygınken, düşük oranlı ülkelerde zorunlu eğitim süreleri ve ailelerin eğitime verdiği önem daha belirleyici olabiliyor.

En yaygın gerekçe: Program memnuniyetsizliği

Eğitimi yarıda bırakma nedenleri incelendiğinde, tüm eğitim düzeylerinde en sık dile getirilen gerekçenin eğitim programının beklentileri karşılamaması ya da aşırı zor bulunması olduğu görülüyor. Örgün eğitimi terk edenlerin yüzde 42,6’sı bu sebebi öne sürdü.

Bunu yüzde 18,5 ile ailevi ya da kişisel nedenler ve yüzde 13,8 ile çalışma hayatını tercih etme izledi. Maddi sorunları temel neden olarak gösterenlerin oranı ise yüzde 5,3 ile görece düşük kaldı.

Programın içeriği ve zorluk düzeyiyle ilgili şikâyetler, eğitim seviyesine göre artış gösterdi. Bu gerekçeyle ayrılanların oranı düşük eğitim düzeyinde yüzde 28,7 iken, orta düzeyde yüzde 35,9’a, yüksek eğitimde ise yüzde 50,2’ye yükseldi.

Buna karşılık hastalık veya engellilik gibi sağlık temelli nedenlerle eğitimi bırakma, düşük eğitim seviyesinde daha yaygın görüldü. Bu oran düşük düzeyde yüzde 11,1 iken, orta düzeyde yüzde 9,8’e, yüksek düzeyde ise yüzde 5,6’ya geriledi.

Ailevi ve kişisel nedenlerle eğitimden kopma da benzer bir eğilim sergiledi: Düşük eğitim düzeyinde yüzde 24,6 olan oran, orta düzeyde yüzde 21,8’e, yüksek eğitimde ise yüzde 15’e düştü. Çalışmayı tercih etme gerekçesi de eğitim seviyesi yükseldikçe azaldı.

Mali nedenlerle eğitimi yarıda bırakma ise yüksek eğitim düzeyinde (yüzde 5,7), orta düzeye (yüzde 4,8) kıyasla biraz daha sık görüldü.

Bu veriler, yüksek eğitim seviyelerinde ayrılmaların daha çok program içeriği ve akademik zorluklardan kaynaklandığını, düşük seviyelerde ise aile, sağlık ve iş gibi dış etkenlerin daha belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.

Sistemsel sorunlara dikkat çekiliyor

Söz konusu istatistikler, Eurostat’ın 2024 Avrupa Birliği İşgücü Anketi’nin (EU-LFS) özel bir modülüne dayanıyor. Avrupa Komisyonu ve eğitim alanındaki araştırmacılar, erken okul terkini bireysel başarısızlık olarak değil, yapısal sorunların bir sonucu olarak değerlendiriyor.

Okul desteğinin yetersizliği, motivasyon kaybı ve sosyal etkenler öne çıkan risk faktörleri arasında yer alırken, göçmen kökenli gençlerin bu risklere daha fazla maruz kaldığı belirtiliyor. Uzmanlar, çözüm olarak “bütün okul yaklaşımı”, erken müdahale programları ve mesleki eğitimin güçlendirilmesini öneriyor.

Mali nedenlerin düşük paya sahip olması, AB’de eğitime erişimin görece iyi olduğunu gösterse de, eğitim programlarının kalitesinin ve gençlerin beklentileriyle uyumunun artırılmasının kritik olduğu vurgulanıyor. Bu tablo, eğitim politikalarının gençlerin ihtiyaç ve beklentilerine daha duyarlı hâle getirilmesi gerektiğine işaret ediyor.

Reklam Banner
Reklam Banner
Reklam Banner
Reklam Banner
Diğer Haberler
2026
Pusula Swiss – Tüm hakları saklıdır.
Özel Haber
Etkinlik
Anasayfa
Yazarlar
Video