Bilim & Teknoloji

Denizlerin Derinlikleri, Yapay Zekâ ile Böyle Araştırılacak

Bilim insanları, denizlerin derinlikleri hakkında daha fazla bilgi elde etmek amacıyla yapay zekayı ve robotları kullanabilir mi? Bu soruya yanıt veren bir makale yayımlandı.

Derin denizler hakkındaki bilgimiz yakın uzay hakkındaki bilgimizden çok daha az. Okyanusun neresine baksak, yeni bir canlı türü keşfetmemiz boşuna değil. İklim değişikliği, küresel ısınma gibi etmenler de derin sularda neler olup bittiğini öğrenmeyi oldukça önemli hale getiriyor. Peki bu bölgeleri keşfetmek için yapay zeka ve robotları kullanabilir miyiz?

Plymouth Üniversitesi’nden araştırmacılar tam da bu soruları cevaplandırmayı amaçladıkları bir çalışma gerçekleştirdi ve sonuçlarını yayınladılar.

İlk olarak robotların veri toplama kapasitesiyle başlamak gerekiyor. Çok yüksek basınca dayanabilen, oksijene ihtiyaç duymayan ve sensörleriyle aynı anda pek çok ölçüm yapabilen araçlar var mı? Bu sorunun cevabı evet. Zaten sorun, AUV (otonom sualtı aracı) olarak adlandırılan bu araçları üretmekte değil. Verileri işleyebilecek kadar çok insan bulunmaması sorunun kaynağını teşkil ediyor.

Deniz bilimcileri ve robot uzmanları da bu amaçla bir çalışma yaptı ve bilgisayar görüşünün bu alandaki boşluğu doldurup dolduramayacağını test etti. Test sonuçlarına göre bilgisayar görüşü, deniz tabanı görüntülerinde yer alan canlıların %80’ini tanıyabiliyor. Yapay zekanın daha fazla veriyle beslendiği bazı özel türleri tanımaktaki başarısı ise %93’e kadar çıkıyor.

Araştırmacılar, bilgisayar görüşünün yakın zamanda deniz canlılarını gözlemlemekte kullanılmaya başlayacağını, böylece koruma araştırmaları ve biyoçeşitlilik yönetimi için elimizde daha fazla veri olmasının sağlanacağını söylüyorlar.

Araştırmanın baş yazı olan doktora öğrencisi Nils Piechaud, otonom araçların 60 metreden daha derindeki geniş alanları incelemekte büyük önem taşıdığını, ancak şu anda elle yapılan analizlerde bu verilerin ancak çok küçük bir kısmının işlenebildiğini söylüyor.Yapay zekanın umut verici olduğunu söyleyen araştırmacı, yine de zaman zaman hatalarla karşılaşabildiklerini de söylüyor.

İnsan araştırmacılar, türleri %50-95 aralığında bir isabet ile tanımlayabiliyor. Bu tanımlama işlemi oldukça uzun sürebilen bir süreç. Öte yandan bir AUV aracı suya bir dalışta yüzlerce türe ait binlerce canlının fotoğrafını çekebiliyor. Haliyle bu verilerin hızlı ve isabetli şekilde incelenmesi büyük önem taşıyor.

Araştırma Marine Ecology Progress Series adlı dergide yayımlandı.