Yazarlar

Davos’ta İsviçre politikası

Ocak ayı sonunda Davos’ta yapılan Dünya Ekonomik Forumuna katılan dört İsviçreli bakan, İsviçre ile Avrupa Birliği arasındaki sorunları gidermek için sayısız görüşmeler yaptılar. Davos’a gelen AB' nin önde gelen politikacıları ile yapılan ikili görüşmeler ilk elden somut sonuçlar vermese bile, geleceğe yönelik önemli görüş alışverişi, İsviçre’yi birazda olsa Avrupa’nın ortasında yalnız kalmaktan kurtarmış gibi gözüküyor.
Ocak ayı sonunda Davos’ta yapılan Dünya Ekonomik Forumuna katılan dört İsviçreli bakan, İsviçre ile Avrupa Birliği arasındaki sorunları gidermek için sayısız görüşmeler yaptılar. Davos’a gelen AB’ nin önde gelen politikacıları ile yapılan ikili görüşmeler ilk elden somut sonuçlar vermese bile, geleceğe yönelik önemli görüş alışverişi, İsviçre’yi birazda olsa Avrupa’nın ortasında yalnız kalmaktan kurtarmış gibi gözüküyor.

Bu yıl Devlet Başkanlığını yürüten Ekonomi Bakanı Johann Schneider-Ammann, Davos’ta en fazla yorulan bakan oldu. AB Komisyon başkan yardımcısı ile yapılan görüşmeden sonra Bakan bunun hiçte kolay olmadığını gördü. AB ile İngiltere arasındaki görüş ayrılıklarına dikkat çeken başkan yardımcısı, bu sorun çözülmeden İsviçre olan sorunların çözümünün de pek mümkün olmadığını dile getirdi. İngiltere ile varılacak anlaşmanın yakın bir sürede sonuca varacağı ihtimali ise Schneider-Ammann’ı en çok sevindiren konu oldu.

Ancak AB ile sorunların çözümü için bu ilk çıkış noktası. Bu ayın sonunda yapılacak olan Göçün sınırlaması için uygulama halkoylaması Bakana en çok sorulan soru oldu. Daha önce kabul edilen göçün sınırlanması önerisi iki yıldır Hükümetin gündeminde. Bunun için bulunan yol korunma önlemleri altında Mart ayında parlamentoda görüşülecek. Ancak göçün sınırlaması önerisini getiren ve bunu kazanan SVP partisi, önerinin bu şekilde hayata geçirilmesini kabul etmek istemiyor. Bu nedenle yeni bir öneri getirmiş durumda. Şubat ayı sonunda bu önerinin kabul edilmesi, Hükümetin AB karşısında elini kalonu bağlayacak.

Bu nedenle İsviçreli bakanlar Avrupalı yandaşlarına bu ince konuları izah etmek için oldukça ter döktüler. Giderek daha fazla mülteciyi kabul etmek zorunda kalan AB ülkeleri benzer uygulamalara başlamayı düşündüklerinden, bu konu onları fazlası ile ilgilendirmekte. Davos’a İsviçre’nin politikalarını anlatmak için gelen diğer Bakan D. Burkhalter ise daha çok komşu ülkelerin yetkilileri ile görüşmeyi tercih etti. İki komşu ülkenin dış işleri bakanları ile görüşen Burkhalter, komşu ülkelerin desteklerinin İsviçre için her zamankinden daha önemli olduğunu söyledi.

İçişleri ve Çevre bakanları Berset ve Leuthard’ta Davos’ta yaptıkları görüşmelerde AB ile olan sorunlar gündemin üst sıralarında yer aldı. AB ile gündemde olan enerji anlaşması ve ortak bilimsel araştırmalar projelere ilişkin son detaylar görüşüldü. Ama onlarda son noktaya geldiklerinde AB ile olan serbest dolaşım sorununa takıldılar, İsviçre önce bu soruna bir çözüm getirmek zorunda, ondan sonrası kelimenin tam anlamı ile teferruat.

Aslında Hükümet AB karşısında oldukça güç durumda. Serbest dolaşımın askıya alınması AB ile olan bütün ilişkilerinde askıya alınması sonucuna doğru giderken, İsviçreli bakanlar hala görüşerek sorunları çözmek çabasındalar. AB ise kendince bu duruma bir çözüm bulma çabalarına sıcak bakmakta. Bu nedenle İsviçreli bakanların oldukça başarılı oldukları kabul ediliyor.

Bu yıl bakanlığa seçilen SVP’ li Guy Parmelin içinse Avrupa gündemin üst sıralarında yer almadı. Savunma Bakanı olarak Avrupalı meslektaşları ile daha çok iltica sorunlarını tartışmayı tercih etti. Aynı partiden ama bu sefer Maliye Bakanı olarak Davos’a gelen Ueli Maurer’de yeni rolüne alışmak için meslektaşları ile tanışmayı yeğledi. Bunun bir nedeni ise daha önce Maliye Bakanı olan Widmer-Schlupf’un AB ve ABD ile olan vergi sorunlarını başarılı bir şekilde çözmüş olması. Nitekim Bakan, ‘geçmiş yıllarda ne kadar çok çaba sarfedildiğini’ gördüm diyerek memnuniyetini dile getirdi.

Davos’a gelmeyen tek bakan ise Adalet Bakanı S. Sommaruga idi. Zaten gelmesine de gerek yoktu. Çünkü Şubat ayı içerisinde AB ile görüşmeleri sürdürmek için sık sık Brüksel’e gidecek olan Bakan, orada meslektaşları ile yeterince görüşme fırsatı bulacak.

İsviçreli firmalar ise ayaklarına kadar gelmiş olan müşterilerini boş göndermemek için geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yılda epey çaba sarf ettiler ve politikacıların tersine ellerinde yeni satış anlaşmaları ile şirketlerine geri döndüler.