Güncel

Çin Hastanelerinin Tüm Dünyadan Gizlediği Korkunç Sır

Çin’de son birkaç on yıllık süreçte, hapishane sistemi ile organ nakli arasında gizli ve ürkütücü bir sır var.

21. yüzyılda insanlık, idam cezasından vazgeçme yolunda adımlar atsa da bazı ülkeler bu cezaların uygulanması konusunda oldukça kararlı. Bu ülkelerden olan Çin, idam mahkumlarını kullanabileceği bir başka yol da bulmuş durumda.

İdam cezasının hala uygulandığı ülkede, son birkaç on yıldır idam mahkumlarının organları, mahkumlar istese de istemese de infazlarının ardından alınarak organ bekleyen hastalara veriliyor. Bu idam mahkumlarının önemli kısmı ise düşünce suçlusu. Çin’de politik nedenlerle idam edilen pek çok insan bulunuyor.

Wang Guoqi, 1995 yılında Çin Ordusu bünyesinde doktorluk yapıyordu. Hebel eyaletindeki idam programı doktorun hayatını değiştirdi. Guoqi, son nefesini veren mahkumların organlarını almakla yükümlüydü. O günleri anlatırken “Benim işim yüzden fazla idam edilmiş cesetten deriyi ve korneaları almayı gerektiriyordu. Bu kişilerin bazıları bilerek başarısız olmuş idamların mahkumlarıydı.” ifadelerini kullanmıştı.

Son yirmi yılda Çin’den kaçan pek çok kişi bu uygulama hakkında açıklamalar yaptı. Kilgour-Matas Raporu’na göre bir cerrah, bugüne kadar 2000’den fazla idam mahkumundan kornea aldı. Rapor için bilgi veren bir kadın, cerrah olan eski eşinin yaptığı işlemi anlattı. Kadının açıklamalarına göre mahkumları ölüm haline sokan bir iğne yapıldıktan sonra, bedenleri tamamen çökmeden önce mahkumların organları toplanıyordu. Kalp, böbrek, ciğerler gibi organlar alındıktan sonra deri de soyuluyordu ve geriye yalnızca et ve kemikler kalıyordu. Bu bedenler hastanenin kazan odasına atılıyordu.

Sistem hala gizemini koruyor ve uygulanıp uygulanmadığına dair pek çok tartışma dönüyor. Çin Hükümeti, sistemin 90’lar ve 2000’lerde kullanıldığını ancak 2015’ten itibaren bu sisteme son verildiğini söylüyor. Çin’in resmi açıklamasına göre artık yalnızca bağışçılardan alınan organların nakli gerçekleştiriliyor.

Yapılan araştırmalar ve incelemeler, bağışçılar ile organ nakli işlemleri arasında tutarsızlık olduğunu ortaya koyuyor. Bir diğer araştırma da resmi sayıların manipüle edildiğini savunuyor. Çinliler, kültürel nedenlerden dolayı öldükten sonra organ bağışlamaya yanaşmıyorlar. Öyleyse bu organlar nereden geliyor? Çin’de 2000’li yıllarda yapılan nakil ameliyatlarının sayısı oldukça yüksek.

Resmi rakamlara göre hastaneler 10 bin organ nakli yapıyor ancak hastane çalışanları ve ekipleri, sorulduğu zaman 60 bin ila 100 bin arasında organ nakli yaptıklarını belirtiyorlar.

Falun Gong takipçileri, kaynağı belirsiz organların geldiği yer olarak işaret ediliyor. Çin’de ayrıca marjinalleştirilmiş toplulukların, örneğin Müslüman Uygur Türkleri ve Budist Tibetlilerin de bu uygulamaya kurban gittikleri belirtiliyor. Falun Gong ise, Çin Budizmi’nin ardından ülkedeki en büyük ikinci dini organizasyon ve yaklaşık 70 milyon kişinin bu kültü takip ettiği düşünülüyor. Falun Gong barışçıl olmasına ve şiddet eylemlerinde bulunmamak bu inanışın en büyük totemlerinden biri olmasına rağmen Çin Komünist Partisi tarafından tehlikeli bir kült olarak görülüyor. Bu inanışın üyeleri genel gözetim altında tutuluyor, hapse atılıyor ve bazen de mahkemeye bile çıkmadan idam ediliyor.

Araştımacılardan biri, bu inancın takipçilerinin Çinliler tarafından bile kabul edilen bir yaşam kalitesi standartları olduğunu belirtiyor. Falun Gong inananları beden temizliğine büyük önem veriyorlar. Meditasyon ve sağlıklı yaşamın büyük önemi olan bu kültün takipçileri sigara içmiyor, alkol almıyor ve sık sık egzersiz yapıyor. Bir nevi bu kişilerin bu kadar sağlıklı olması Çin hükümetinin işine geliyor. Hapishanede sürekli olarak sağlık kontrollerinden geçirilen mahkumlara düzenli olarak kan testleri uygulanıyor.

Organ nakillerinin hızı da dikkat çekiyor. Çin’in dışında bir hastanın organ nakli için uzun süre beklemesi gerekebiliyor. Çin’de ise haftalar içinde uygun organa sahip birisi hayatını kaybedebiliyor. Zaman zaman organların bulunması birkaç günde bile gerçekleşebiliyor. Bu da akla “talep üzerine organ sistemi” fikrini getiriyor. (Organlar, en iyi koşullarda bile saklansalar insan vücudu dışında uzun süre işlevsel kalamıyorlar.)

Kilgour-Matas raporuna göre işin içinde ciddi bir para da dönüyor. 2006 yılında böbrek için 62 bin dolar, ciğer için 98-130 bin dolar, akciğer için 170 bin dolar, kalp için 160 bin dolar ve kornea için 30 bin dolar ödenen bir organ piyasası vardı. Genellikle gri alanda bulunan ve resmi rakamları açıklanmayan organ nakli sağlık turizminin yabancılar tarafından da kullanıldığı biliniyor. Özellikle Japonya, Güney Kore, Tayvan gibi yakın komşularından sık sık organ nakli için Çin’e gidenler bulunuyor. Orta Doğu, Avrupa ve Kuzey Amerika’dan da Çin’e bu amaçla gidenler var.

Çin’in uygulaması pek çok etik tartışması barındırıyor ve Çin’in yaptığı açıklamalar da insanları pek takdir etmiyor. Konuyla ilgili olarak yapılmak istenen araştırmalar da şu anda engelleniyor.

X