Hayat

Çicek ile Kelebek ( Bir Endonezya Masalı)

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, çok güzel bir yağmur ormanında, dev gibi ağaçlar süslermiş tabiatı, meyveler doyururken küçüklü büyüklü hayvancıkların karnını, bir tırtıl çıkıvermiş minicik bir yumurtadan. Adı Lulu Tırtılmış… Bu güzel ormandaki her hayvan ormanın güzelliği için çalışırmış. Mesela kuşlar, ağaçların tohumlarını toprağa eker, yeni ağaçlar yeşermesine yardım ederlermiş. Büyük hayvanlar gübreleriyle o tohumları beslermiş. Karıncalar toprak altında açtıkları tünellerle toprağı havalandırır, tohumların hava almasını sağlarmış. İyi de bu Lulu Tırtıl ne işe yararmış? Kimseler anlamamış Lulu’nun ormana nasıl bir katkı sağlayacağını.

Lulu Tırtıl her tırtıl gibi çok açmış. Gözü yemekten başka bir şey görmüyor, hangi ağacın, çiçeğin üzerine çıksa hemen yapraklarını yemeğe başlıyormuş. Ormandaki hayvanlar, ağaçlar, çiçekler; ‘bu ne aç gözlü bir tırtıl, yaprakları yiyor üstelik ormana hiç katkı sağlamıyor,’ diye kızmışlar. Lulu Tırtıl çok üzülmüş, hangi çiçeğin ağacın üzerine çıkmaya kalksa kovulmuş. O da ağlaya ağlaya ormandan ayrılmış. Ormanın bir tarafındaki kurak arazide, kendi başına açmış bir Ay Çiçeği ile karşılaşmış. Ay Çiçeği bu üzgün tırtılı görünce dayanamamış. “Neden ağlıyorsun küçük tırtıl? Üzüntünü geçirmek için ne yapabilirim? Haydi ağlama da söyle.” Lulu kurak toprakta sürüne sürüne ilerlerken duyduğu sesle şaşırmış. “Sen de kimsin?” diye burnunu çeke çeke sormuş. Ay Çiçeği, “yukarı bak!” demiş. Lulu ormanda başına gelen her şeyi anlatmış Ay Çiçeğine. Ay Çiçeği kıyamamış bu küçük tırtılın göz yaşlarına, “Üzülme! Bundan sonra benimle kalabilirsin. Bu kurak arazide başka arkadaşım da yok. Birbirimize arkadaş olur yaşar gideriz,” demiş. Lulu Tırtıl, “Ama ben çok yemek yiyorum. Yapraklarım biter diye korkmuyor musun?” Ay Çiçeği, “Olsun, yeni yapraklarım çıkar. Yapraklarım çıkar ama iyi bir arkadaş bulmam çok zor,” demiş. O andan itibaren Lulu Tırtıl ve Ay Çiçeği çok iyi dost olmuşlar. Konuşmuş, gülmüş, oynamışlar. Ay ışığını, güneşi, rüzgarı, yağmuru birlikte karşılamışlar. Böylece günler geçmiş. Bir gün Lulu, Ay Çiçeğine, “Güzel Ay Çiçeği, yarın bu güzel günlere biraz ara vermemiz gerekecek.” Ay Çiçeği telaşlanmış, “Aaa! Nereye gidiyorsun, neden beni bırakıyorsun?” Lulu gülümseyerek, “ Ben yarın kendimi bir süre evime kapatacağım. Vefa borcumu ödeme zamanı geldi. Şimdi bana izin ver, küçük evimi kurayım yapraklarının arasında,” demiş. Ay Çiçeği pek anlayamamış arkadaşı neden kendini evine kapatıyor? Ama ne yapsın kabul etmiş, Lulu’yu üzmek istememiş. “Tamam! Nasıl istersen Öyle olsun,” demiş. Lulu, evini kurmaya başlamış. Bir çanta gibi ördüğü kozadan evin içine girmiş. Arkadaşına ‘Hoşça kal’ deyip evinin kapısını kapatmış. Ay Çiçeği her gün Lulu’nun uyanmasını beklemiş. Güneş kavurduğunda Lulu’nun evinin üzerine yapraklarını örtmüş, yağmur yağdığı zamanda onu yağmurdan korumuş. Şiddetli rüzgarlar estiği zaman, yapraklarıyla Lulu’nun kozasına sımsıkı sarılmış. Nihayet bir sabah Lulu’nun evinden çıkma zamanı gelmiş. Lulu kozadan çıktığında Ay Çiçeği çok şaşırmış. O Lulu’yu beklerken kozadan çok güzel renkleriyle herkesi büyüleyen kanatlı bir böcek çıkmış. Ay Çiçeği telaşlanmış. “Sen de kimsin? Nerde benim Lulum?” Güzeller güzeli böcek cevap vermiş. “İşte buradayım canım dostum. Ben senin Lulu’num. Ama artık bir tırtıl değilim, kelebek oldum. Şimdi sana olan vefa borcumu ödeme zamanım geldi. Bu kurak arazi senin gibi güzel Ay Çiçekleriyle dolacak. Bundan sonra büyük bir ailen olacak. Senin çiçek tozlarını bacaklarıma süreceğim, sonra da yakındaki diğer ay çiçeklerine bu tozlardan götüreceğim. Tozlaşmana yardım edeceğim,”demiş Lulu.

Çok kısa bir zaman sonra, o çorak arazi görenleri büyüleyen bir mucizeye uğramış. Sapsarı Ay Çiçekleri her yanı sarmış. O güzel Ay Çiçeği ormanında, Lulu ve Ay Çiçeğinin torunları da hala çok iyi arkadaşmış… Dahası gökten düşmüş üç elma, üçü de senin başına…

Katkılarından dolayı Dewi Akmal’a teşekkür ederim.

[KTU / ID-5752]

Quelle: kA