Söyleşi

Belki de Sensin! Lütfen, Donör Ol Hayat Kurtar!

Belki de Sensin, canım kardeşim Aykut Kadir Kurt’un birkaç yıl önce lösemiden hayatını kaybeden bir çocuğun hikayesinden etkilenerek, ‘Ben ne yapabilirim?’ duygusuyla dikkat çekmek ve iyileşebilecekken hayatını kaybeden yüzlerce kan kanseri olan hastaya bir umut taşımak için başlattığı bir proje. Tamamen kişisel duyarlılığı ile başladığı bu proje için çalışırken, kadere bakın ki sevgili eşi, arkadaşımız Dilara Kurt hem de hamileyken lenfomaya yakalandı. Bebeği hemen güvenli bir biçimde alan doktorlar kemoterapiye başladı. Ama bütün çabalara rağmen Dilara Oğlu Demir’in bir yaşını göremeden hayata gözlerini yumdu. Eğer donör bankamızda yeterince donör adayı olsaydı, eğer bizler benim kanımdaki canı bir hastayla paylaşabilirim diyebilseydi, belki Dilaramız ve birçok hasta şifa bulabilirdi. Aykut eşini kaybedeli henüz altı ay olmamasına rağmen çalışmayı sürdürüyor. Diyor ki, “O Belki de Sensin! Lütfen, Donör Ol Hayat Kurtar!”

-Aykut’cum, pek çok insan seni Belki de Sensin Projesi ile tanıdı. Ama biliyorum ki toplum yararına işler yapma çaban genç yaşına rağmen çok daha eskilere dayanıyor. Belki de Sensin projesinden önce yaptığın projelerden bahsedebilir misin?
Belki de Sensin’den önce devlet korumasında kalan çocuklarla ilgili çalışmalar yaptık. Odaklandığımız 2 nokta; sürekli ziyaretçi sağlamak, birlikte sosyal aktiviteler (müze gezileri, spor müsabakaları, yaz kampları vb.) düzenleyerek sivil hayata katılımlarını arttırmaktı. Çocuklarla birlikte çalışmak çok eğlenceli ve keyifli. O kadar keyifli ki, çalışma bile sayılmaz. Bireysel olarak başladığımız yola Çoban Yıldızı Derneği ile devam ettik. Belki de Sensin’den dolayı odak noktamızı değiştirdik. İleride tekrar çocuklarla birlikte eğleneceğiz. Herkese tavsiye ederim. Bunun dışında kısa dönemli projelerde de bulundum. Gazze’nin bombalandığı dönemde signforgazza.com adresinde  4 dilde yayın yapan bir imza sitesi açmıştık Dilaram ile. Tek yolun barış olduğuna inanan insanlar olarak elimizden bu gelmişti, o anda bir şey yapmamak bizi rahat ettirmezdi. Çocuklar ölüyordu ve sadece izleyemezdik. Bir günde hazırladık ama istediğimiz etkiyi yakalayamadık. Bunun gibi başka ufak işler de yaptık.

-Belkide sensin projesinin serüveninden bahsedebilir misin? Ne gördün nasıl başladın bu proje için çalışmaya?
3,5-4 sene önce Twitter’da dolaşırken #efeyeiliklazım etiketinin herkes tarafından paylaşıldığını gördüm. Herkes paylaşıyor nasıl olsa diyerek geçtim. 2 ay sonra aynı etiketin yanında “maalesef Efe’yi kaybettik” yazıyordu. Efe 5 yaşında dünya güzeli bir çocuk. Bunun nedenini araştırdığımda altından kendim de çıktım. Kan örneği vermediğimiz için insanların yaşama hakkını elinden alıyoruz. Toplumsal bir serikatillik durumu söz konusu. Dilara ile baktık ki bu işle kimse ilgilenmiyor, biz ilgilenelim dedik. Belki de Sensin’i oluşturarak çalışmalara başladık. Siteyi oluşturduğumuzun gecenin sabahı telefon aldık. Doğru yolda gittiğimizin güzel bir sağlaması oldu.

-Bu proje için çalışırken çok trajik bir olay yaşadınız. Sevgili eşin Dilara’da aynı derde düştü. Bu hastalık sürecinde sen de proje için ve Dilara için Belki de Sensin projesi kapsamında daha fazla çalışarak herkese anlatmaya çalıştın. İnsanlar olanları hikayenizi ve samimi çalışmalarınızı daha çok dikkate alır oldu. O süreçte Dilara ve sen hastalıkla mücadele ederken, çalışmaya devam ettiniz. Proje nereden nereye geldi? Geldiği nokta yeterli miydi?
Böyle bir hikayenin öznesi olmayı hiç tercih etmezdik, kimse de etmez zaten. Yalan söylemeyeceğim, kendi başımıza gelince daha çok çalıştım. Hikaye ile birlikte ekibimiz daha fazla büyüdü. Her tarafımızda sevgi dolu insanlar var. Hepsini ayrı ayrı çok seviyorum. Bulunduğum ekibin bir parçası olmayı çok seviyorum. Son doğum günü sürprizini Belki de Sensin ve Mutlu Çocuklara Umutlu Yarınlar ekibi birlikte yaptılar. Çok mutlu olduk. Onları hiçbir şeye değişemem. Süreç çok zordu ama Dilara’mın sevgisi çok daha büyük. Kan kustuktan bir gün sonra insanlar meseleyi daha iyi anlasın diye oturup video çekebiliyordu mesela. Ateşi azıcık düşmüş oluyordu, o zamanlar. Bana kalırsa herkesin şapka çıkaracağı tarzda bir o kadar net ve hesapsız seviyor Dilaram. Geldiğimiz noktada (şimdilik) 15 şehirde ekipleşmiş 200’ün üzerinde gönüllüsü bulunan bir topluluğuz. 63 farklı şehirden 1700 başvuru aldık. Kontrollü olarak büyüyeceğiz. Donör adayı sayısı oldukça arttı ama yeterli seviyenin hala çok çok altında. Şu an 200.000’den fazla ama ihtiyaç 1,5 milyon. Ulaşana kadar anlatacağız.


-Şimdi çook acı bir kayıpla mücadele ederken bir yandan da Belki de Sensin Projesi için çalışmayı sürdürüyorsun. Aslında sen ve Dilara sayesinde başka insanlarda çalışmaya devam ediyor. Bu acı kaybını geri getiremez ama projenin amacı ne? Nereye ulaşması lazım?
Projenin amacı yukarıda bahsettiğimiz rakamlara ulaşmak. Bunu en hızlı şekilde gerçekleştirmek. Her an bir kişi uygun eşleşme bulunamadığı için hayatını kaybediyor. Hiç uğruna, insanların vurdumduymazlığı uğruna. Çok kızıyordum ama sonra bunun sevgiyi unutmakla ilgili olduğunu keşfettim. Ah! İnsanlar sevmeyi hatırlayabilseler. Konuşma yaptığım yerlerde daha çok temel mesele olarak gördüğüm sevmek üzerine, ahlaki değerler üzerine sohbet ediyorum. Hep birlikte en doğrusunu arıyoruz.

-Projeden haberdar olan bazı insanlar kayıtsızca vah vah diyerek yaşamına devam ediyor. Bazıları da gerçekten bir fayda sağlamak istiyor ve ne yapacağını hala bilmiyor. Ne yapabilirler? Yaptıkları katkı ne sağlayabilir?
Haberdar olup da harekete geçmeyenlerin vay haline. Biz zannediyoruz ki hiçbir şey bizim başımıza gelmez. Ama öyle olmuyor. Bir kere bu basit meseleyi herkes birbirine anlatmalı. Hiçbir hayat üşengeç üzüntülere değecek kadar basit değil. Yatakta binlerce ilaç alan hastalara imkanımız varken ilaç olamıyorsak kapatalım dükkanları. Her insan hiç vakit kaybetmeden (eşleşme bekleyen hastalar için her saniye çok önemli) donör adayı olarak tüm çevresine bu konudan bahsetmeli. Bunun dışında bize katılmak isteyenler Web sitemiz üzerinden başvuru formumuzu doldurabilir. (www.belkidesensin.org)

-Aykutcum Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımız Projeye nasıl katkı sağlayabilirler? Ne yapmaları gerekiyor?
Onlara yalvarıyorum lütfen donör adayı olarak herkese anlatsınlar. Bulunduğu ülkelerde bu işlemi yapabilirler çünkü bu global bir durum. Türkiye uluslararası kemik iliği bankası birliğine üye ülke. Yani yurtdışından biri ile de eşleşebiliyorsunuz. Genetik yakınlık bu anlamda önemli. Türkiye’nin de henüz yeterli havuzu olmaması yurtdışı bağışçılarımızın katkısını daha önemli kılıyor. Son olarak şunu söyleyeyim, sevmek bu dünyadaki en kutlu direniş. Dilara gibi sevin! 

[BHR / ID-5577]
X