26. Madde'ye göre geliştirilmiş bilgi değiş-tokuşu, sadece yetkili kurumların çalışmalarını kolaylaştırmakla kalmayacak aynı zamanda vergi suçlarını da engellemeye hizmet edecek. Bu değişikliğin nedeni olarak partner ülkelerin talepleri ve gerçekleşmiş olan vergi suçları gösterildi. (İsviçre, vergi suçlarını, vergi kaçakçılığı ve vergi sahtekarlığı (az gelir göstererek ya da başka bir ifadeyle yanlış bilgi vererek daha az vergi ödemek) şeklinde iki ayrı kısma ayıran tek ülke olarak biliniyor.)
OECD'nin normları, İsviçre'nin sır tutmalarıyla meşhur bankalarına sert bir darbe vuracak. Bakanlar Kurulu OECD normlarını 2009 Martında kabul etmeye karar vermişti. Aynı zamanda İsviçre Hükümeti dış ülkelerden gelen çok güçlü bir baskı altındaydı. Aralarında Almanya, Fransa, İtalya, USA ve Büyük Britanya gibi büyük ülkelerin de olduğu pek çok ülke tarafından İsviçre'ye, "Banka sırları" sayesinde vergi kaçakçılıklarını kolaylaştırdığı suçlamaları yapılıyordu. Son yıllarda yaşanan mali ve ekonomik krizin, vergi kaçakçılıkları nedeniyle daha da güçlendiği iddia ediliyor, İsviçre'ye yapılan baskı ve eleştiriler masif bir şekilde sertleşiyordu.
İsviçre, en güçlü endüstri ülkelerinden meydana gelmiş olan G20 ülkelerinin baskısıyla, OECD tarafından 2009 yılının Nisan ayında "Vergi Cenneti" olarak gri listeye alınmıştı. Gri listeden tekrar çıkmanın şartı açıktı ve yanlış anlaşılması mümkün değildi: İsviçre DBA'nin (Çift Vergilendirme Anlaşması), OECD tarafından tekrar gözden geçirilmiş, 12 yeni kurallı şekline uymak zorundaydı. Bu 12 yeni kural geçtiğimiz yılın Eylül ayında DBA'ya dahil edilmişti bile.
Bilgi değiş-tokuşu ise yenilenmiş anlaşmanın geçerli olarak yürürlüğe girmesinden itibaren uygulamaya geçecek.
İsviçre bugüne kadar G20 ülkeleriyle yeni DBA paketi üzerindeki pazarlıklarını sürdürdü. İlk kez İsviçre Parlamentosunda "Zehner-Paket" onaylandı. Küçük Meclis (Ständerat) paketi onaylarken, Büyük Meclisteki konservatif sağcıların (SVP) tepkisiyle karşılaşıldı; sağcılar "Banka Sırları"nın kaldırılmasına karşı çıktılar.
SVP, bu taleplerin ilk adım olduğunu, bundan sonra da başka taleplerin gelmekte gecikmeyeceğini belirterek, pakete "Hayır" oyu kullanmasının nedenlerini açıkladı.
Sağcılar otomatik bilgi değiş-tokuşunun banka sırlarına kesin bir ölüm darbesi olacağını savundu. Ne var ki SVP Meclis'te savunduğu bu argümanlarında yalnız bırakıldı. CVP Lideri Christophe Darbellay -vergi kaçakçılığına ilişkin şüphelerini gerekçelendirebildikleri durumlarda-, yabancı memurlarla iş birliği yapılması gerektiğini belirtti.
Mecliste çoğunluğun desteğini alamayan SVP'ye bir tek referandum yolu kaldı. SVP'nin halka gidip gitmeyeceği ise şimdilik bilinmiyor.