''Dinlerin ve Dillerin Buluştuğu Kent''
Türk Devleti'nin“ Dinlerin ve Dillerin Buluştuğu Kent “ adı altında başlattığı Mardin ile çevresini kültürel, dinsel ve sanatsal zenginlikleriyle tanıtmak amacını taşıyan projesine, bu topraklarda doğup büyümüş, yurt dışında ve içinde yaşayan Süryaniler de gönüllü destek veriyorlar. Midyat doğumlu ve Toros Reisen’in sahibi Edip Mete’nin öncülüğünde gerçekleştirilen beş günlük Mardin ve Midyat kültürel tanıtım gezisine, başta Türk Hava Yolları olmak üzere, Mardin Valiliği, Mardin ve Midyat Belediye Başkanları, bölgenin kalkınması için devlet tarafından yatırım projelerine destek amaçlı kurulan Dicle Kalkınma Ajansı da (DİKA) destek verdiler.
Haber: Mustafa Yoker
Mardin’in çok dinli ve çok dilli kültürel geçmişini ve bugünkü yaşamını tanıtmak amacıyla davet edilen ve aralarında tarihçilerin, din adamlarının, milletvekillerinin, sanatçıların ve iş adamlarının bulunduğu, yirmi kişilik İsviçreli ziyaretçi grubu, önce Mardin’i sonra da Midyat ve çevresini dolaştılar. Mardin ve Midyat sokaklarında dolaşırken, Türkçenin yanında günlük yaşamda Arapçanın, Kürtçenin ve Süryanicenin konuşulduğuna şahit olan İsviçreliler, bu dillerle söylenen
türkülerin evlerden ve dükkanlardan dışarıya yankılanması ile büyülü bir masal atmosferine girerek adeta zaman tüneline yolculuk yaptılar. Tarihi geçmişin binlerce yıl öncesine dayandığı bu coğrafyada pek çok kültürün izlerine rastlanıyor; ama özellikle yüzlerce yıldır bu topraklarda yaşayan Kadim Süryani Cemaati'nin yaşanmışlık izleri ve yarattıkları eserler her yerde sıklıkla göze çarpıyor. Süryani Cemaati, kendileri için kutsal olan bu bölgeye Tanrı'nın hizmetkarları anlamına gelen 'Turabdin' diyorlar. Bölgede yaşanmış ve yaşanmakta olan çok dinliliğin sembolü olarak, Midyat’ın ana caddesi üzerindeki dört yol ağzında bir 'Saat Kulesi' dikilmiş. Bu Saat Kulesi’nin dört duvarını süsleyen Müslümanların camisi, Hırıstiyanların kilisesi, Ezidilerin Melek Tavus’u ve Türkiye haritası, ülkenin bütünlüğünü temsil ederken, bölgenin kültürel sembolleri olarak gelip geçenleri selamlıyorlar.
Süryanilerin bölgeye özgü mimarisi, özellikle Midyat’ta kendini ağırlıklı olarak gösteriyor. Midyat’ın taş evlerinin, kiliselerinin yer aldığı dar sokaklarda, Midyat’ın çevresindeki kilise ve manastırlarda bu mimarinin tüm özellikleri gözler önüne seriliyor. Yöreninin kolay biçimlenen kalker taşı (Katori) ile inşa edilen evlerinin, kiliselerinin iç ve dış mekanlarında, kapı, pencere çevrelerinde, sütunlarında, kemerlerinde taş işçiliğinin oya gibi ince örnekleri hemen göze çarpıyor. Bu muhteşem taş işçiliğinin örneklerini sunan Midyat’ın eski şehrini gezen ziyaretçiler, eski şehri süsleyen birbirinden güzel taş evlere, kiliselere ve sokaklara hayran kaldılar. Küçük atölyelerde gümüşü nakış gibi işleyerek, gümüşe yeni bir hayat veren Süryani Telkari ustalarının yarattıkları eserlerin nasıl yapıldığını meraklı gözlerle izleyen İsviçreliler, daha sonra bunları satışa sunan Midyat Kuyumcular Çarşısı'nı büyük bir hayranlıkla dolaşıp alış veriş yaptılar. Diyarbakır, Mardin, Midyat Belediye Başkanları ve Mardin Valisi verdikleri yemekli davetlerde misafirleri ağırladılar. İsviçreli ziyaretçiler, Midyat’ta, Bir Bulut Olsam , Sıla ve Aşk Bir Hayal televizyon dizilerinin çekildiği Midyat Konuk Evi'nde, Mitiat Otel’inde ve Aslanlı Konak’ta bizzat konağın sahibi Hobil Bey tarafından konuk edildiler.
Beş gün süren gezi boyunca, Süryani Kilisesi'nin kuruluş yolunu açan Nusaybin’deki Aziz Yakup Manastırı'nı, Mezopatamya’nın Efes’i Dara Ören yerini, Deyrülzafaran Manastırı'nı, Mor Gabriel (Deyrul Umur) Manastırı'nı, Midyat Hıristiyan Mezarlığı'nın da içinde bulunduğu Mor Abraham Manastırı'nı ve Ilısu Barajı inşaatı nedeniyle sular altında kalacağı söylenen Hasankeyf ‘i gezen İsviçreli ziyaretçileri, Midyat’ın hemen yakınındaki Kofru köyünde hoş bir süpriz bekliyordu: Bu köyün tamamını İsviçre’den geri dönüş yapan Süryaniler oluşturuyor. Terör olaylarının şiddetli olduğu yıllarda, topraklarını terk etmek zorunda kalan ve İsviçre’ye yerleşen köy halkı, yörenin huzura kavuşmasının ardından doğup büyüdükleri Kofru köyüne geri dönmüşler. Tamamen harap hale gelmiş olan köye, birbirinden güzel taş evler yaptırarak, yepyeni bir köy inşa etmişler. İsviçre’den binlerce
kilometre uzakta olan bu köyün meydanındaki restorantta kendi lisanları ile
ağırlanmanın keyfini yaşayan İsviçreliler, mutlu anılarla Mardin’den ayrıldılar.
|