İsviçre
Tarihi 19. Bölüm
Eugen Huber ve
İsviçre Medeni Kanunu'nun 5. Bölümü
Üçüncü prensip
ahlâka uygunluk (moralite) prensibidir
Hukuk fikri akla
dayanır
Bu, ne bir bilgi
vasıtası olmak sıfatıyla muayyen bir realiteyi sezen ve illiyet
(causahte) prensiplerine tevfikan tanzim eden ve ne de mahdut gayeler
takipte ve fertlerin ihtiyaçlarını tatminde insan-fullerini
finalite prensiplerine göre bir zekâ vasıtası olmak sıfatıyla
idare eden akıldır. Bu şeyler üzerinde hükümler şavk eden,
insan fullerini tekâmül ettiren ve takip edilmesi icap eden hareket
tarzları hakkında kararlar almak kudretine malik olan ve her hususî
gayenin takibinde ferde yüksek değerde emirler vererek onu hayır
ve adalet yoluna sürükleyen akıldır.
Şu halde hukukun ilk
unsuru ethosdur. Hukukun bir zorlama vasıtası olduğu doğrudur.
Lâkin gayesi insanı iyi bir hareket tarzına sevk etmek olan bir
vasıta. Hukuk nizami (Reglementation juridique) ne bizatihi
kendiliğinden iyidir ve hatta iyiliği (bien - hayır) yaratabilecek
bir, kabiliyettedir. O, ancak kendi haricinde zaten mevcut olan
iyiliği (bien - hayır) himaye ve ileriye götürmek vazifesiyle
mükelleftir (27). Hukuk insanın iyiye tevfikan hareket etmesi lâzım
geldiği postulasından çıkar (das postulat des rigitigen Hanedlm).
Şu halde o "iyi hareket etmek" (bien âgir) (28)
fikrini tahakkuk ettirmelidir. Bu kanaat (Conviction - inanış)
Medeni Kanunun içine de işlemiştir. Kanun koyucunun vazifesi halk
ahlâkiyetini (moralite public) aynı seviyede tutmak ve
yükseltmektir. Kanun hukuki münasebetleri âhlâkileştirmek
(moraliser) emelindedir.
Hürriyet, her yerde
ahlâkî zaruretler dolayısıyle tahdit edilmiştir. Şahsi hürriyet
örf ve âdetten (bonne moeurs), başkasının şahsına hürmetten
olduğu kadar aile münasebetinden çıkan vazifelerle de
sınırlanmıştır.
Vasiyet tarikiyle
tasarruf hürriyeti yakın hısımların mahfuz hisseleriyle tahdit
edilmiştir. Akit serbestisi de, kamu intizamı ve örf ve âdetle
(bonne moeurs) sınırlanmıştır. Kanunun, ahlâkî temayülünü
gösteren nişaneler pek çoktur. Erkek ve kadın arasındaki
müsavat; tabiî çocuğun himayesi; evli kadının himayesi; hakkın
suistimalinin men'i. Bu temayül ikinci maddede ifadesini bulmuş
olan ve bütün hususî hukuka hâkim olan objektif hüsnüniyet
prensibinde en yüksek derecesini bulur.
Birinci maddenin
yazılı kanunun (loi eerit) mutlak hâkimiyetini yıkması gibi
ikinci maddede de hakların (a) mutlakiyetini reddeder.
Medeni kanun tesanüt
icaplarını da inkâr etmez. Bunlar hüsnüniyet ve örfü âdet
(bonne moeurs) mefhumları içinde mündemiçtir ve gayrimenkul
mülkiyeti bahsinde açık olarak ifade edilmiştir. Malik geniş bir
mikyasda arazisinin üstündeki hava tabakasının olduğu kadar
arazisinin altındaki toprak tabakasının da (Madde 667 TMK 644)
başkası tarafından kullanılmasına tahammül etmek, kanal ve
mecraların tesisine müsaade etmek (Madde 691. TMK 668); komşulara
zaruri geçit bırakmak (Madde 694, TMK 671); düşen şeylerin
aranmasına müsaade etmek (Madde 700, TMK 676) ve bazı hallerde
kaynağının sulannı başkalarıyla paylaşmak (Madde 709-vd. (b)
mecburiyetindedir. İşte bunun içindir ki bazı yazarlar mülkiyeti
bir hak olarak değil de bir hak ve borçlar kompleksi olarak telâkki
ederler. Ferdin hürriyeti onun diğer fertlerle birleşerek bir
hususî hukuk topluluğu (Communaute) meydana getirmesini de
mültelzimdir. Medeni Kanun dernekler (assocition) sahasında çok
liberaldir. İdeal gayeli dernekler, amele sendikaları, patron
toplulukları, her nevi iktisadi birlikler, kooperatifler, anonim
şirketler serbest bir surette inkişaf edebilmişlerdir. Lâkin
hürriyetin bir neticesi olan menfaatler çarpışması da (Colision
des interets) bunlara iltihak etmemiş olan fetlerin hürriyetini
tahdit eder. Ferdi; kartel, trust veya sendikalar gibi kendisini
zorlamaya veya ezmeye çalışan en kuvvetli gurupların
salâhiyetlerini suistimal etmelerine karşı da himaye etmek lâzım
gelir. Burada da yine kanun içinde ifadesini bulmuş olan etik
kaideler sayesindedir ki hal çaresi bulunmuş ve hususi hukuk
topluluklarının hürriyetlerinin hudutları çizilmiştir.
Azalarının iradeleriyle organize edilmiş topluluklar haricinde
tesadüfler veya tabiat tarafından ihdas edilmiş fiili topluluklar
da mevcuttur.
Bunlardan çıkan
tesanüt bağları bazan kanun tarafından da kabul edilmiştir.
Meselâ, ilk önde gelen aile böyledir. Lâkin bundan başka olarak
ev reisliği (Communaute domestique) (Madde 333, 606; Co. 334
-TMK 320, 585, TBK
337) komşular topluluğu (Madde 684, 689, 695, 703, 708 TMK 661,
666, 678, 682 (c) hattâ aralarında bir kısımlık olmayan
mirasçılar arasındaki topluluklarda (602, 607 vd, 610; TMK 581,
586 vd, 589) vardır.
Eğer burada iş
münasebetinden çıkan bağlara temas etmiyorsam, bunun sebebi
bunların tam mânasıyla Medeni Kanuna değil de, Borçlar Kanunu'na
ve hususi kanunlara tabi olmasından ileri gelmektedir.
Medeni
Kanunu, hususi hukuk topluluklarına (Collectivit & privees)
vermiş olduğu mevki ve umumi menfaate (bien general) atfettiği
ehemmiyet hasebiyle ferdiyetçi bir kanun olarak vasıflandırmak
doğru olmaz. Eugene Huber, ferdî haklarla kollektif menfaatlar
arasında mesut bir uzlaştırma yolu bulmağa çalışmıştır.
Fert Medeni Kanun içinde bir hakimi mutlak değildir; lâkin onun
kanun içinde bikes bir durumu da yoktur. O, hemcinsleri ile binlerce
hayatı bağlarla birleşmiştir ki bunlardan kendisi için de bir
takım vazifeler çıkmaktadır. Bütün bunları belki de İsviçre
Medeni Kanunu itimada dayanan bir kanundur demek suretiyle hülâsa
etmek imkânı vardır. Bu kanun, kendisini hazırlayanın insanların
tabiî iyiliğine (bonte naturelle) değilde akla (raison) ve hukuka
uygun hareket etmek hususundaki umumi temayüllerine olan itimadını;
müesseselerin serbest faaliyetine; serbestçe teşekkül etmiş
topluluklara, serbestçe aktedilmiş anlaşmalara adaletin ve manevi
terakkinin bir hazinesi olan yazılı olmayan hukuka olan itimadını
ve nihayet geniş bir ölçüde hakkaniyetperver olan hâkimlere
karşı beslediği itimadını izhar eder. Medeni Kanunun ruhu
hürriyet yolu ile adaleti ve itimat sayesinde hürriyeti teminden
ibarettir (La justice par la liberte, la liberte â cause de la
confiance). Bugünkü kanun koyucu insanlara karşı aynı derecede
bir itimat beslememektedir. Kefalet ve toprak (agraire) hakkında
yeni kanunlar bunu ispat eder. Hususi hukuk sahasındaki itimat
seviyesindeki bu düşüklüğün sebeplerinin tahlil edileceği yer
burası değildir. Bu, büyük bir kısmı itibariyle iki cihan
harbinin sebep olduğu iktisadi güçlükler ve içtimai ve manevi
karışıklıkların neticesidir. Lâkin büyük bir kısmı
itibariyle de insanların gafletinden (aveuglement) hotbinliğinden,
hafifliklerinden mütevellittir. İşte bunun içindir ki bugün
hususi hukukun, âmme hukuku karşısında yavaş yavaş bir geri
çekilişine şahit olunuyor. Hukuki etik düsturlar tarafından
ferdi hürriyete konmuş olan sınırların her zaman için kâfi
gelmemiş olmasından dolayıdır ki, umumi mefhaatlerin muhafızı
olan Kamu Hukuku buraya zecri usulleriyle müdahale etmiştir.
Eugene Huber'in
eseri yıkılmaya mı mahkûmdur?
Hayır. Bu eser
mükemmelleşmek (perfectible) kabiliyetine haizdir. Onu hazırlayan,
hukukun hiç durmayan bir tekâmüle tabi olduğunu biliyordu. Medeni
Kanun kapalı değil açık bir kanundur. Hükümlerinin umumiliği
(generalite) sayesinde o aşağıdan ekonomik, demografik ve maddi
icaplara, yukarından da modern şuurun (conscience moderne) yeni
temayüllerine (aspiration) açıktır. Medeni Kanunun ruhu, içtimai
hayatı hürriyet içinde tanzim etmek ve bu hürriyeti devletin
menfaati için değil de adalet ve ahlâk menfaati namına medeni
hukuk vasıtalarıyla sınırlamaktır.
Hukukumuz fikirlerin
ve olayların tekamülüne uyabilmek için tekâmül edecektir. O,
daha fazla bir değer gamlığa (altruisme) ve içtimai tesanüde,
maddî menfaatler çarpışmasında ve iktisadi rekabet sahasında
daha sert vasıtaların intibahına doğru ilerlemelidir. Medeni
Hukukun yerine getirmeyeceğinden dolayı kamu hukukuna bırakılması
icap eden bazı vazifeler belki de vardır. Lâkin insan hürriyeti,
insan şahsiyetinin haysiyeti gibi Medeni Kanun'un ruhunu teşkil
eden hususların muhafaza edilmesi ve yerine getirilmesi tabiî
olarak Medeni Kanuna düşen vazifelerin kendisinden alınmaması
temenniye şayandır. Hususi Hukuku'n Kamu Hukuku tarafından
tamamiyle massedilerek mahvolması, cebir zihniyetinin hürriyet
zihniyetinin ve hikmeti hükümet (raison d'Etat) mülâhazasının
hüsuüniyet kaidelerinin yerine geçmesi ve içtimai hayatın
serbestçe rıza gösterilmiş hukukî tasarruflarla değil de idari
tasarruflarla idare edilmesi acınacak birşey olur.
Çünkü hususi hukuk,
verilen söze sadakat, ferdin kendi fiillerinde mesuliyet, başkasının
şahıs ve mallarına hürmet, haksız zenginleşme memnuniyeti,
hüsnüniyete riayet gibi bütün hukukun baştan başletini yapan
prensiplerin kaynağı ve hazinesidir. İnsanların haksızlıklarından
veya iktidarın keyfî hareketlerinden kendimizi vikaye için daima
bu prensiplerden medet umarız. Medeni Kanun'un ruhuna sadık kalmak
isteniyorsa bunları, adalete ve tesanüde doğru yöneltilmiş millî
birlik içinde idame ve inkişaf ettirmeye ve memleketimizin menfaati
için temadilerini temin etmeğe çalışmalıdır.
Eugene Huber'in
hayatından önemli bazı tarihler
18 Temmuz 1849'da
Stammeim'de doğdu; 1868 sonbaharında Zürich Üniversitesi Hukuk
Fakültesine öğrenci olarak kaydedildi ve Mart 1872'de magna cum
landa hukuku doktora imtihanlarında muvaffak oldu; 1872-1873 kış
sömestresi için Geneve'de ikamet etti. 1873'de Nouvelle gazette de
Zürich'e muhabir olarak girdi; 1873 yaz sömestresi içinde, hukuk
tarihi privat - docent'i olarak, Zürich Üniversitesi'ne girmek
ehliyetini kazandı. 1873-1874'te Nouvelle gazette de Zürich'in
Berne muhabiri ve Berne Üniversitesi privat - docent'idir. 1875
ilkbaharında yeniden Zürich'e muharrirliğe döndü. 1876'da
Nouvelle gazette de Zürich'in yazı işleri müdürü oldu. 1877
mayısından Trogen'e Appenzell Rhodas - exterıeurs kantonuna,
sulh hâkimi ve kanton polis müdürü tayin edildi.
1880 sonbaharında
Bale Üniversitesine profesör (professeur exctra ordinaire) ve
1811'de de İsviçre Medeni Hukuku, İsviçre hukuk tarihi ve İsviçre
âmme hukuku ordinarius profesörü tayin edildi. 1882'de Speiser ile
beraber A. Husler'in idaresi altında bulunan İsviçre hukuk
mecmuasına (Zeitschrift für Schweizerches Recht) yazı işleri
müdürü oldu.
1884'de İsviçre
Hukukçular Cemiyeti komitesi tarafından İsviçre kantonları
medeni hukukunun tam bir etüdünü yapmakla vazifelendirildi.
1888'de Halle'e profesör tayin edildi. 1892'de Berne Üniversitesine
İsviçre Medenî Hukuk Profesörü oldu ve federal meclis tarafından
Medeni Kanunun ilk projesini hazırlamakla mükellef kılındı. 1902
de Millî Konsey'e milletvekili seçildi; 1922 de Berne
Üniversitesi'nden emekliye ayrıldı 23 Nisan 1923'de Bern' de öldü.
Eugene Huber'in
başlıca eserleri
Die schweizerischen
Erbrechte in ihrer Entwicklung seit der Ablösung des alten Bundes
vom deutschen Reich (eski federasyonunun Alman Devleti'nden
ayrılışından beri İsviçre miras hukukunun inkişafı) doktora
tezi 1872; Die historische Grundlage des ehelichen Güterrechts
der Berne Handfeste (Kanun hükmünü haiz eski Bern
nizamnamelerinde aile mallan rejiminin tarihi menşei) 1884; System
und Geschichte des schweizerischen Privatrecht (İsviçre Hususî
Hukukunun sistem ve tarihi) 4 cilt 1886-1893; Die Bedeutung der
Cewere im deutschen Sachenrecht (Alman Hukukunda aynî haklarda
zilyetliğin ehemmiyeti) 1894;
Erläuterungen zum
Vortentwurf des shcweizerischen Zivilgesetzbuches (İsviçre Medenî
Kanunu'nun ilk tasarısı hakkındaki gerekçe) 1902: Die
Eigentümerdienstbarkeit, (malikin kendi gayrimenkulünde irtifak
hakkı) 1902; Bewährte Lehre (Müstekar ilmî içtihatlar) 1910;
Ueber die Realien der Gesetzgebung (Kanun koymanın gerçekleri
hakkında.) 1913; Zum scweizerischen Sachenercht (İsviçre Aynî
Hakları hakkında) 1914; Recht und Rechtsvervrirklichung (Hukuk ve
hukukun tahakkuk ettirilmesi) 1921; Das absolute im Recht (Hukukta
mutlak şeyler) 1922. Bundan başka Eugene Huber'in hukuk tarihinin
muhtelif mevzularıyla İsviçre Medenî hukuku hakkında türlü
monografileri vardır. Bunların listesini Muntzer'in Zeitsch. Für
Schweizeirsche Recht sene 1942, Sa. 41'de intişar eden Huber
hakkındaki makalesinde bulunabilir. Bu listeye Huber'in
mütehassıslar komisyonuna vermiş olduğu raporlarla oradaki
müzakereler sırasındaki konuşmalarını ve Millî Meclisteki
müdafaalarını ve bilhassa 6 Haziran 1905 tarihinde kanununun
müzakereye konması hakkında Meclisin oyuna müracaattan evvel irat
etmiş olduğu Medeni Kanunun, kanton ve yabancı hukuklarla olan
münasebetleri hakkındaki önemli nutkunu ilâve etmek icap eder.