tl tr
  1407 - 28.03.2010

 
 
Eugen Huber ve İsviçre Medeni Kanunu'nun 4. Bölümü

Medeni Kanun, fertlere himayesini başka mevzuatın böyle bir himayeyi tanımadığı hallerde bile bahşeder. Bu suretle o eşlerden birine, diğer eşin aile vazifelerini ihmal etmesi, kendisini tehlikeye, hecalete (honte) veya zarara (madde 169, TMK 161 "a") verir. Aynı suretle bir gayrimenkul malikinin haklarını tecavüz etmesinden zarar gören herkesin, mahkemeye başvurmasına da (madde 679, TMK 656) müsaade eder.

Tesis, aile şirketi emvali, miras mukavelesi, müstakbel miras hissesi üzerinde mukavele, el yazısıyla vasiyetname, gayrimenkul malikinin kendi gayrimenkulu üzerinde rehin hakkı, devir kabiliyetini haiz rehin senetleri gibi diğer bütün kanunların hepsi tarafından tanınmayan ve bazı ihtiyaçlara tekabül eden hukuk müesseselerini de kabul eder.

Medeni Kânun, istikra yolu ile bir hal çaresinin çıkarılması her zaman mümkün olan sarih, mufassal kaideler vazetmek iddiasında değildir. Zarurî olan bütün kaideleri formüle ettiğini de iddia etmemektedir. Bunun aksine, o herkesin doğru ve hakkaniyete uygun (equitable) bir hal çaresi bulmak için kendisinden mülhem olacağı geniş ve umumî bir hareket tarzı gösteren yolu çizmek ister.

Bu Konsepsionu sayesindedir ki İsviçre hukuku, âlim bir hukuk değil (droit savant) ;lâkin hakkaniyete yakın bir hukuktur.

Madalyonun ters tarafı da vardır. Bu da kanunun vuzuhsuzluğu (împrecision) ve aşırı derecede muhtasar oluşudur. Bu sistem, her vatandaşın kanunun çerçevesi dahilinde ittihaz etmesi lâzım gelen hareket tarzını tespit etmek hususunda kâfi derecede fark ve temyize sahip olduğunu (raisonnable) farz eder. Rom'and, İsviçre tatbikatçıları pek de sebepsiz olmayarak ne yapmaları lâzım geldiği  hususunda çok defa kendilerini tereddütte bırakan kanundaki vuzuhsuzluklar ve boşluklardan şikâyet ederler. Bununla beraber bu metin azlığı (Sous - reglementation) belki de yargıcı dar metinler arasında hapseden, metin bolluğundan (sur - reglementation) daha iyidir.

Kanun maddi menfaatleri olduğu kadar manevi menfaatleri de himaye eder. Bu hususta en şayanı dikkat madde insan şahsiyetini kanunun himayesi altında koyan 28'inci (TMK 24) maddedir. Şahsın haysiyetine (dignite) şöhretine ve hürriyetine karşı her türlü haksız tecavüz (atteinte illegitime) memnudur.

Bir milletin siyasi teşkilâtı ile (Constitution politique) Medeni hukuku arasında münasebetler  vardır. Bir halk birliği olan ve halkın hürriyet ve haklarını teminat altına alan konfederasyon halk için yapılmış, halkın bütün meşru menfaatlerini ne kadar mütevazi veya büyük, manevi veya maddi olursa olsun himaye eden bir Medeni Kanuna da malik olmak mecburiyetindedir. İkinci prensip, hürriyet (liberte) prensibidir. Federal Anayasa Konfederasyonu'nun gayesinin konfederelerin (confedere) hürriyetini himaye etmek olduğunu beyan eder . "Medeni hürriyet, (Liberte civil) siyasi hürriyetin zaruri bir neticesi olacaktır." Medeni Kanun, birçok kantonlarda evvelden mer'i olan mevzuattan daha liberal hükümler tesis etmeyi ve Medeni Kanun içinde daha büyük bir ferdi hürriyet vaz ve tayin etmeyi kendisine gaye edinmiştir.

Hukukta, hürriyetten bahsetmek belki de tuhaf görülebilir. Huber, "Her hak mükellefiyet tahmil eder, mükellefiyet altında bulunan hür değildir" demişti. Buradan da hukuk ile hürriyet arasında inkârı kabil olmayan ve her an hissedilen bir zıddiyet meydana çıkar. Hakikaten hukuk bir zorlama (contrainte) mekanizmasıdır. Hürriyyet - zorlama (liberte - contrainte) antitezi her kanun koyucu ve filozofun önüne çıkan en büyük meselelerden biridir.

Kanun koyucu Huber, bunu zorlamayı en aşağı dereceye indirmek ve hukuki müesseselerin serbest inkişafını kolaylaştırmak suretiyle halletti. O, insanların hürriyeti, daima bir hayır (bien) olarak telâkki ettiklerini ve hattâ en kuvvetli mahşeri ihtiyaçların ve gayelerin bile hürriyete karşı olan bu temayülü hiçbir suretle söndüremiyeceğini biliyordu. Perd, mühim menfaatlerin veya yüksek manevi kıymetlerin (bien superieur) müdafaasını ık olarak haklı göstermediği her mükellefiyete karşı isyan eder.

Bunun içindir ki şahsi melekelerinin dileği gibi istimalini talep eden fert, hamlesiyle onun hareketlerini tazyik eden nizamat yükü arasındaki ihtilâfı da kanun mümkün olduğu nisbette birinciye rüçhan vermek suretiyle halletmiştir.

Kanun içindeki âmir hükümler asgarî bir derecededir. O fertlere aralarındaki münasebetleri bizzat kendilerinin tanzim etmesi vazifesini yükler ve onlara ekseri bir müessesenin birçok tipleri arasından birini (meselâ birçok tip vasiyetname şekillerinden, evlenme malları rejimlerinden veya gayrimenkul rehinlerden birini) seçmek imkânını bahşeder.

Medeni hukuk, dört sütuna istinadeder gibi dört esaslı hürriyet üzerine dayanır. Şahsî hürriyet, serbest mülkiye (libre popriete), vasiyet tarikiyle tasarruf hürriyeti (liberte de tester), akit serbestisi; lâkin bu hürriyetler birazdan da temas edeceğim gibi mutlak olmaktan uzaktır. Bir filozof olarak Huber, hürriyet ile zorlama arasındaki antitezi şu suretle halletmeye çalışmıştır

O, esas itibariyle himaye edilmesi icap eden hürriyetin makul bir insanın hürriyeti olduğunu söyler.

Makul bir kimsenin gücü üstünde olan veya yapılması maddeten mümkün olmayan bir şeyi yapamaması dolayısıyla hürriyetinin haleldar olamayacağı tabiidir. Çünkü makul olarak onun böyle bir şeyi zaten istememesi lâzım gelirdi. Onun hürriyeti, akıl tarafından reddedilen ve bu sebeple ahlâken gayri mümkün olan ve kendisi tarafından da istenilmemesi gereken bir şeyi yapamaması dolayısıyla da haleldar olmuş değildir.

Makul bir insan bizzat kendi iradesiyle iyi hareketlerde bulunur. Hukukun zorlama tehdidi altında kendisini yapmaya icbar edeceği şeyi, o zaten bizzat kendiliginden yapacaktı. Şu halde onun hal ve hareket serbestisi tahdit edilmiş değildir. Zorlama, serkeşlerin hukuka riayetlerini temin için zaruridir. Lâkin bu hürriyete muhalif değildir. Çünkü bu zorlama ahlak hissinden mahrum olanlara veya fena maksatlarla (mauvaise volonte) kamu vicdanının emirlerinden uzaklaşanlara, yani hakiki hürriyeti olmayanlara karşı kullanılacaktır.

Lâkin akıl tarafından çizilmiş yola serbest iradesini yönelten biri için hukuk, camia (communaute) hakkındaki kendi vicdanının ifadesinden başka birşey değildir. Eğer hukuk onun hürriyetinden bir kısmını kaldırıyorsa, bunu cemiyete mal etmek ve onun cemiyeti teşkil eden diğer insanlarla olan rabıtasını tesis etmek için yapıyordur. Bu gibi kimseler için hukuk, hakiki bir hürriyetin esasıdır.

Fert hürriyetinin haleldar edilmesinden; ancak idaresini tahdit eden kuvvetin makul bir iradeye uygun olmaması halinde azap duyar. Huber, ferdin hukuk şuurunun (Conscience juridique), müsbet hukukta ifade edilmiş şekli ile camianın hukuk şuuriyle ahenk halinde olmaması halinde ortaya çıkan meseleye de temas eder. Lâkin o, bu meseleyi derin bir surette incelemişe benzemiyor. Üçüncü prensip ahlâka uygunluk (moralite) prensibidir. Hukuk fikri akla dayanır.




 
 

Diger Haberler

İsviçre Haberleri »
DIŞİŞLERİ BAKANLIĞINDAN PAKİSTAN'A YARDIM ÇAĞRISI
TISAB Üyeleri İftar Yemeğinde Biraraya Geldi!
Fakir Yabancıya İsviçre Pasaportu Yok!
İşsiz Genç Yetişkinlere Destek
İSVİÇRE'DE DİNLER HAFTASI


Ekonomi »
Aslanlar Group Farkıyla Ev Sahibi olun!
100 Yıllık İsviçre Firması Sika Türkiye'yi AR-GE Merkezi Yaptı
Üzücü Rekor: 2010 Yılının İlk Yarısında İflas Rekoru Kırıldı
SunExpress'ten Büyük Yenilikler
Açılış Ateşi: İsviçre Ticaret Dünyasında 2010 Yılı İyi Başladı


Organizasyonlar »
2010 Öğrenim Festivali'ne 7'den 70'e Herkes Davetli
Zürih'te Cemil İpekçi'yle Osmanlı Rüzgarı...
Zürich'te Binbir Gece Masalı...
Ata Demirer Kahkaya Boğdu!
Zürih'te Karadeniz Fırtınası


Dünyadan »
Fuhus Cetelerinin Yeni Hedefi: Genc Erkekler
Türk Yunan İlişkilerinde Olumlu Adım
Parasız Yaşam Deneyi Devam Ediyor
ABD Tarihinin En Büyük Silah Satışı!
Ölmüş Hayvanları Klonlayıp, Satıyorlar!


Kültür & Sanat »
Fazıl Say, Arabesk Dinleyen Türk Halkından "Utanıyor, Utanıyor, Utanıyor!"
Kilise, ''Biz İsa'dan Daha Ünlüyüz'' Diyen Beatles'ı 40 Sene Sonra Affetti
Franz Kafka'nın El Yazmaları Çalındı mı?
Matisse ve Picasso'nun Tabloları Çalındı!
Yeni Kitabı İçin Bir Hafta Boyunca Havaalanında Yaşadı.


İsviçre Tarihi »
İsviçre Tarihi 28. Bölüm
İsviçre Tarihi 27. Bölüm
1. Dünya Savaşı
İsviçre Tarihi 25.Bölüm, 1.Dünya Savaşı ve İsviçre
İsviçre Tarihi 19. Bölüm


Unia Haberleri »
14 Haziran 2011'de Kadınlar Greve Gidecekler
Hizmet İş Kolu Konferansı
Bonservisle İlgili Sorular
Yabancı Düşmanlığı ve Irkçılığa Karşı
Toplu İş Sözleşmesindeki Asgari Ücretler Yetersiz


Sağlık »
WHO: "Sünnet AIDS'in Bulaşma Rizikosunu Azaltıyor!"
Horlamak, Ağız Kokularının da Nedeni Olabilir
Sünnet Yaşı Neden Önemli?
İspanyol Hastaya Yeni Bir Yüz
İlkbahar Keyfiniz Zehir Olmasın; Böcek Sokmalarına Dikkat!


Gezi ve Tatil Rehberi »
Limon Bahçeleri ve Tarihi Eserlerle Dolu Tarsus
Alaçatı'da Rüzgârla Randevumuz Var!..
Asya'nın Batıdaki En Uç Noktası: Babakale
Güney Sahillerinin Gözdesi: Alanya
Doğası ve Mimarisiyle Tatilcilerin Gözdesi, Ünlü Akyaka


 
bl br
   
   
tl tr
  İsviçre Tarihi


İsviçre Tarihi 28. Bölüm
İsviçre Tarihi 27. Bölüm
1. Dünya Savaşı
İsviçre Tarihi 25.Bölüm, 1.Dünya Savaşı ve İsviçre
İsviçre Tarihi 19. Bölüm
Eugen Huber Ve İsviçre Medeni Kanunu (22. Bölüm)
İsviçre Tarihi 21. Bölüm
İsviçre Tarihi 20. Bölüm
İsviçre Tarihi 19. Bölüm
İsviçre Tarihi
Helvetik dönemi
Düşünce Alanındaki Gelişmeler
Dış Etkenler
1848 Anayasası
Uzlaşma Anayasası 1803
Etats Généraux
İsviçre Federasyonu
Viyana Kongresi 1815
Wilhelm Tell
İsviçre Tarihi 17. Bölüm
 
bl br
   
tl tr
 
YAZARLAR
EDİTÖR
Turgut Karaboyun
t.karaboyun@pusulaswiss.ch
KÖŞE YAZARI
Gülter Locher
g.locher@pusulaswiss.ch
KÖŞE YAZARI
Sunay Akın
s.akin@pusulaswiss.ch
 
bl br
   
   
tl tr
   
bl br