OECD'ye göre, dünyadaki ekonomik kriz durumuna bağımlı olarak, endüstri ülkeleri yardımlarında adım adım geri gitmeliler. Ayrıca «Going for Growth» raporunda masrafların kısılması ve vergilerin yükseltilmesi zorunlu gösterildi.
Yalnız bu önlemler gerçekleştirilirken sınırlı kalınması gerektiğine, aksi takdirde konjunktur üzerinde negatif etkileri olacağına da dikkat çekildi.
OECD'nin önemle üzerine bastığı bir diğer konu da, ülkelerin yüksek borçlanmalarının tek nedeninin yalnızca dünya ekonomik krizi nedeniyle olmadığı, aynı zamanda strüktürel nedenlerden de kaynaklandığıydı.
Bu nedenle 30 OECD üyesi ülke, uzun vadeli büyümeyi hızlandırma ve çalışmaya özendirme ve yaygınlaştırma amaçlı olarak, OECD reformlarını hedef edinmelidirler. Kamu açıklarının kapatılması, üretimi artırmaktan daha etkili olacaktır, buna bağımlı olarak da devlet bütçesinin yükü, işsizlik paralarından dolayı düşecektir.
İsviçre'deki ilerlemelere övgü...
OECD daha önce de yapmış olduğu olumlu yorumlarını «Going for Growth» raporunun tanıtılması sırasında da tekrarladı: OECD'nin tespitlerine göre İsviçre, OECD'nin daha önceki reform önerilerini uyguladı ve ilerleme kaydetti. Mesela; zirai sübvensiyonlar azaltıldı. Diğer branşlarda ve rekabet haklarında iyileşmeler kaydedildi. Firmalar idari masraflarında yüksek tasarrufa gittiler.
OECD'ye göre, İsviçre'de sağlık harcamalarındaki tasarruflar çok yavaş ilerliyor. Çocuk bakımı için alınan önlemler hala arzı karşılamıyor.
Son olarak OECD İsviçre'deki iş üretimini hala önceden de olduğu gibi yetersiz buldu. İş üretimi -özellikle ziraat alanlarında- yeterliliği ortalamanın da altında tespit edilirken, kamu idaresi bölümlerindeki iş üretimi de yetersiz bulundu.
Raporun Türkiye'ye ayrılan bölümü...
Türkiye'de ekonomik ve toplumsal göstergelere göre tespit edilen, ekonomik toparlanmayı hızlandıracak önlemlere yardımcı olabilecek acil öncelikler şunlar:
"İstihdamı koruma mevzuatında reform yapın!''
Tavsiyeler:
''Kayıtlı sektörde istihdamın korunmasını, hem kıdem tazminatlarında reforma giderek hem de geçici işçiliğin kolaylaştırılması suretiyle rahat hale getirin.''
(2009'da iş gücü ajansları geçici işçi hizmeti sunumu konusunda yetkilendirilmişlerdi.)
''Üretim piyasasıyla ilgili düzenlemeleri basitleştirin!''
Tavsiyeler:
''Üretim piyasası düzenlemelerini, özellikle sektörel lisanslama kuralları alanında daha verimli ve etkin hale getirin. Ağ endüstrilerde (enerji, üretim, iletim, dağıtım gibi sektörler) daha büyük rekabeti teşvik edin.''
(Rekabet Kurulu, enerji sektöründeki rekabet koşullarına ilişkin 2008 yılında bir araştırma yaptı.)
''Kayıtlı sektör işçileri için erken emeklilik teşviklerini azaltın!''
Tavsiyeler:
''Erken emeklilik için teşvikleri azaltın ve genç emekliler için bir sağlık sigortası getirin. Emekli işçilerin kıdem tazminatı haklarını kaldırın.''
(OECD daha önceki raporlarında da Türkiye'deki kıdem tazminatı uygulamasının kaldırılması gerektiğini savunmuştu.) Eğitim piyasasına ilişkin...
Raporda uzun yıllara yayılan ve aşamayla gerçekleştirilen reform önerileri de yer alıyor. Türkiye'de eğitimin iyileştirilmesi bölümünde, zorunlu eğitim kurallarının tamamen uygulatılması, müfredatın istihdam piyasası ihtiyaçlarına göre revize edilmesi, eğitimde düşük öncelikli bölgelerden yapılacak kesinti aracılığıyla eğitim harcamalarının artırılması, okullara öğrenci sayısı temeline göre fon ayrılması ve okullara daha fazla yönetimsel sorumluluk tanınması önerileri yapıldı.
(2005'te daha çok kız öğrencinin okula gönderilmesi için bir kampanya başlatıldığı, 2006'da ilk ve orta öğretimde müfredatın önemli biçimde değiştiği de ''ilerlemeler bölümünde'' sayıldı.)
''Ortalama ücret ile asgari ücret farkını yükseltin!''
OECD özellikle düşük kazançlılardan kesinti yapılmasını önerirken,"Asgari ücretin, ortalama ücrete göre daha düşük tutulması" tavsiyesinde bulundu.
Rapordaki diğer saptamalar:
''Türkiye'nin OECD ülkeler grubunun üst yarısıyla arasındaki gelir farkı 2000'lerde daralmaya başlamış; ancak yine de düşük emek verimliliği ve emek kullanım düzeyinin yansıması olarak bir hayli büyük kalmıştır.
Anahtar öncelikli alanlarda özel girişimler bürokratik yüklerde azaltmaya gidilerek kolaylaştırılmıştır. Büyük ölçekli özelleştirmeler kamu mülkiyeti kapsamını daraltmış ve doğrudan yabancı yatırım teşvik edilmiştir. Ancak emek maliyetinin azaltılması ve emek piyasası esnekliğinin artırılmasına yönelik reformlar son derece sınırlı olmuştur."